MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 28. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/1715 E., 2025/381 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 5. İş Mahkemesi
SAYISI : 2019/225 E., 2023/249 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekilinin dava dilekçesini özetle; 26.10.2016 tarihinde duvar kalıbının üzerine düşmesi ile yaralandığı, davacının olayda kusurlu davranışı olmadığı, gerekli iş güvenliği tedbirlerinin alınmasının işverenin sorumluluğunda olduğu, iş kazasının meydana gelmesinde, gerekli iş güvenliği önlemleri almayarak iş kazasına sebebiyet veren hayatlarını tehlikeye atan davalı iş yerinin tam kusurlu olduğu, böylece müvekkilin söz konusu iş kazası nedeniyle uğradığı maddi ve manevi zararların karşılanması için fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydı ile şimdilik 1.000, -TL maddi ile 50.000, -TL manevi tazminatın davalıdan tahsil edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekilinin cevap dilekçesini özetle; davacının kalıp söküm işlerinin yapıldığı inşaat sahasına girdiği, söküm yapıldığı esnada kalıpların altında bulunduğu, halbuki davacının kalıp sökümü sonrası oluşacak boşlukların iş güvenliği ağlarını yerine takma ve alanın temizliğini yerine getirmesi gerekirken diğer işçiler tarafından iş tamamlanmadan sahaya girdiği, bu haliyle sökülen kalıplardan biri davacının ayaklarına gelmiş ve kazaya bu şekilde sebebiyet vermiş olduğu, davacıya iş güvenliği eğitimi verildiği, davacı eğitimlerdeki uyarı ve bilgilendirmeleri dikkate alsaydı bu kazanın gerçekleşmeyeceği, kazanın davacının ihmal ve kusurundan kaynaklandığı, böylece, davacının kusur ve eylemleri illiyet bağını ortadan kaldırdığı, bu yönüyle müvekkil şirkete kusur atfedilemeyeceğinden sebeple davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içerisinde taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle;
a.Islah harcı eksik yatırıldığından, ıslah dilekçesine itibar edilmemesi gerekirken ıslah dilekçesi doğrultusunda karar verilmesi hatalı olduğunu, davacı maddi tazminat talebi olan 1.000 TL'yi bilirkişi raporu doğrultusunda ıslah ederek 556.092,75 TL'ye yükselttiğini, davacı bu talebine ilişkin olarak 15.05.2023 tarihinde 2.370,24 TL ıslah harcı yatırıldığını, davacı tarafça yatırılması gereken harç miktarı 9.479,60 TL'dir. eksik yatırılan ıslah harcına dayanak ıslah dilekçesine itibar edilmeyeceğinden, ıslahın reddi ile dava dilekçesindeki talep üzerinden karar verilmesi gerekirken aksi yönde karar verilmesi yerinde olmayıp, kararın bu yönüyle kaldırılması gerektiğini, süresinde yapılmayan ıslahın reddine karar verilmesi gerekirken aksi yönde hareket edilmesi yerinde olmadığını,
b.Bilirkişi raporu davacı vekiline 09.05.2023 tarihinde tebliğ edildiğini, davacı vekili tarafından ıslah dilekçesi 15.11.2022 tarihinde Mahkemeye sunulmuş olup, ıslah harcı da aynı tarih olan 15.11.2022 tarihinde yatırıldığını, bu haliyle süresinde yapılmış bir ıslahtan söz edilemeyeceğini, ıslahın bir haftalık kesin sürede yapılmaması halinde ıslaha değer verilemeyeceğini, davacı yanın ıslah ve dava dilekçesinin reddi gerekeceğini, davacıya yapılan ödemelerin tazminat tutarından mahsup edilmemiş olması kararın esas yönüyle eksik olduğunu açıkça ortaya koyduğunu,
c.Müvekkil şirket yetkilisi tarafından raporlu olduğu süre boyunca davacı ...'a aylık ödemelerde bulunulduğunu, bu ödemelere ilişkin dekontlar dosyada mevcut olduğunu, 08.12.2016 tarihli 3.200,00 TL, 05.01.2017 tarihli 3.200,00 TL, 07.02.2017 tarihli 3.200,00 TL, 08.03.2017 tarihli 3.200,00 TL, 05.04.2017 tarihli 3.200, 00... .05.2017 tarihli 1.700,00TL, 06.06.2017 tarihli 1.700,00 TL, 05.07.2017 tarihli 1.700,00 TL, 04.08.2017 tarihli 1.700,00 TL, 14.09.2017 tarihli 1.700,00 TL, 19.10.2017 tarihli 1.700,00 TL ve 05.12.2017 tarihli 1.700,00 TL toplamda 27.900,00 TL tutarlarında banka aracılığıyla ödemeler yapıldığını, bu ödemelerin maaş ve bakım ücreti olarak dikkate alınması hatalı olduğunu, maaş ödemesi olamayacağı ödemelerin müvekkil şirketin yetkilisinin şahsi hesabından gönderilmesi ve maaşına denk gelen miktarda olmaması ile açıkça ortada olduğunu, yine ödemelerin bakım ücreti olduğu iddiası da yersiz olup, ödemeler davacının eşinin hesabına veya bakım ücreti açıklaması ile yatırılmadığını,
d.Karara gerekçe gösterilen hesap bilirkişi raporunda ... tarafından işçiye ödenen iş göremezlik ödeneği ve iş kazası geliri eksik gösterilmiş olup, bu yöndeki itirazlarına itibar edilmediğini,
e.Karara gerekçe gösterilen hesap bilirkişi raporunda geçici iş göremezlik ve daimi iş göremezlik dönemlerine ilişkin tespitlerdeki aylık süre (gün) hesaplamaları 30 gün olarak dikkate alındığını, oysa ki çalışma süresi aylık 22 gün olduğunu, hesap ve tespitlerin bugün üzerinden yapılması gerektiğini, hesaplanan maddi tazminat miktarından takdiri indirime gidilmemesi yerinde olmadığını, kusur raporu eksik ve hatalı incelemeler ve değerlendirmeler neticesinde hazırlandığını, iş kazasının oluşumuna etken kusur oranlarının saptanmasına yönelik incelemede; maddi olayın özellikleri dikkate alınarak, ihlal edilen mevzuat hükümleri, zararlı sonuçların önlenmesi için koşulların taraflara yüklediği özen ve dikkat yükümüne aykırı davranışın doğurduğu sonuçlar ayrıntılı olarak irdelenip, kusur aidiyet ve oranları gerekçeleriyle ortaya konulduğunu, kaza davacının kusur ve ihmalkarlığı ile gerçekleşmesine rağmen atfedilen kusur oranı oldukça düşük olduğunu, işçinin ağır kusuru ve kazaya sebebiyet veren üçüncü kişinin kusuru ile illiyet bağı kesilmiş olup, müvekkil şirkete kusur atfedilemeyeceğini, bu husus dikkate alınmadan yapılan tespitler hatalı olduğunu, dosyada mübrez yazılı delile rağmen, bilirkişi heyetince kalıp sökümü yapan dava dışı üçüncü kişi ...'un kaza öncesi kalıp sökümü vb. iş güvenliğine dair eğitim almadığına ilişkin hatalı tespitler dikkate alınarak karar verilmesi kabul edilebilir olmadığını, dava dışı asıl işverene kusur atfedilmeden rapor tanzim edilmesi hatalı olduğunu, diğer davalı ... Maddeler San. ve Tic. Ltd. Şti. asıl işveren olup, alt işveren firmanın çalışma alınında ve çalışanları ile ilgili olarak iş güvenliğinin sağlanıp sağlanmadığını denetlemesi gerekirken buna aykırı davranmış olması açıkça kusurunu ortaya koyduğunu, asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o iş yeri ile ilgili olarak bu ... ve ... Kanunu'ndan ve iş sözleşmesinden ... yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumlu olduğunu, raporda asıl işverenin anahtar teslimi iş niteliğinde işi alt işverene verdiği gerekçesiyle kusur atfedilemeyeceği hususu hatalı olup, taraflar arasındaki sözleşme içeriği asıl işverenin denetim ve gözetim yükümlülüğünü ortadan kaldırılamayacağını, alt işveren ile birlikte sorumlu olup, kendisine kusur atfedilmesi gerektiğini, kusur raporu yargılamanın başından bu yana hatalı ve eksik değerlendirme ile tespitlerden oluştuğunu, kararın sırf bu yönüyle dahi kaldırılması gerektiğini beyan etmektedir.
B.Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR:
Açıklanan sebeple;
Davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden ilgiliye yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
05.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.