MAHKEMESİ:İş Mahkemesi
SAYISI: 2023/163 E., 2023/217 K.
Taraflar arasındaki yaşlılık aylığından sosyal güvenlik destek primi kesintisine dair Kurum işleminin iptali ve fazla kesintilerin yasal faizi ile birlikte davalı Kurumdan tahsili davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen karar verilmesine yer olmadığına, kısmen reddine karar verilmiştir.
Mahkeme kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I.DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının ortağı bulunduğu E.T.K Özel Eğitim, Öğretim Yayıncılık ve Organizasyon Tic. Ltd. Şti'nin 31.12.2011 tarihinde faaliyetini sona erdirdiği, Pamukkale Vergi Dairesinin yazısından anlaşılacağı üzere bu tarih itibarıyla "Terk Mükellef" statüsünde olduğu iddiasıyla 31.12.2011 tarihi itibarıyla maaşından SGDP kesilmesinin durdurularak, bu tarihten sonra haksız olarak yapılan kesintilerin yasal faizi ile birlikte iadene karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II.CEVAP
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın haksız ve yersiz olduğu, 1479 sayılı Kanun'un Ek 20. maddesinde 5073 sayılı Kanun'un 15. maddesiyle yapılan değişiklik sonucu, Anonim, Limited ve Sermayesi Paylara Bölünmüş Komandit Şirket ortaklarından da 01.02.2004 tarihi itibarıyla SGDP kesilmeye başlanıldığı, 5510 sayılı Kanun'un 9. maddesine göre Limited Şirket ortaklarının sigortalıklarının sona ermesi için ticaret sicil memurluğundaki kayıtlarının sona ermesi gerektiği, vergi dairesinden terk almanın sigortalığın sonlandırılması için yeterli olmadığı, Kurum işleminin mevzuata uygun olduğu savunmsıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III.MAHKEME İLK KARARI
Mahkeme tarafından 16.10.2014 tarihli ve 2013/513 Esas, 2014/571 Karar sayılı kararla; dosya içeriğindeki bilgi ve belgelere göre, davacıya 01.04.2006 tarihi itibarıyla 506 sayılı Kanun'un 81/B-a maddesine göre yaşlılık aylığı bağlandığı, şirketin kuruluş tarihi olan 13.04.2007 tarihinden, şirketin faaliyet göstermemesi nedeniyle vergi kaydının re'sen silindiği 31.12.2011 tarihine kadar SGDP borcundan sorumluluğunun bulunduğu, ancak bu tarihten itibaren fiilen faaliyette bulunmaması nedeniyle ticaret sicil kaydının dahi re'sen silindiği ve SGDP borcundan sorumlu olmadığı, SGK İl Md. yazısına göre 13.04.2007-31.12.2011 tarihleri arasındaki SGDP borcunun gecikme zammı dahil 2.693,02 TL olduğu, davacının maaşından kesilen miktarın bu borcu fazlasıyla karşıladığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile, davacının 13.04.2007-31.12.2011 dönemi SGDP borcu olduğu ve bu döneme ilişkin gecikme zammı dahil 2.693,02 TL borcu bulunduğu, davacıdan ise toplam 3.598,64 TL prim kesildiği anlaşılmakla davacının 01.01.2012 tarihinden itibaren SGDP borcu bulunmadığının tespitine, 2.693,02 TL'nin üzerinde kesilen primlerin davacıya kesildikleri tarihlerden işleyecek yasal faizleri ile birlikte iadesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
IV.BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
1. Mahkemenin 16.10.2014 tarihli ve 2013/513 Esas, 2014/571 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuş ve Dairemizce 28.03.2016 tarihli ve 2014/28246 Esas, 2016/4197 Karar sayılı ilamla aşağıdaki gerekçeyle Mahkeme kararı bozulmuştur:
"...Yaşlılık aylığı alan davacıya, 31.12.2011 tarihinde vergi kaydı silinen dava dışı E.T.K… Ltd Şti ortaklığının süregeldiği gerekçesiyle davalı Kurumca sosyal güvenlik destek primi borcu tahakkuk ettirilerek aylıklarından kesinti yapılmaya başlanıldığı anlaşılmış olup, anılan kesinti işleminin iptali, borçlu olunmadığının tespiti ve yapılan kesintilerin iadesine ilişkin olarak açılan işbu davada, Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verildiği anlaşılmıştır.
Davanın yasal dayanaklarından olan 1479 sayılı Kanunun 24. maddesinin (I) numaralı bendinde, Kanunla ve Kanunların verdiği yetkiye dayanılarak kurulu sosyal güvenlik kuruluşları kapsamı dışında kalan ve herhangi bir işverene hizmet akdi ile bağlı olmaksızın kendi adına ve hesabına bağımsız çalışan esnaf ve sanatkârlar ile diğer bağımsız çalışanlardan, limited şirketlerin ortaklarının bu Kanun kapsamında sigortalı sayılacakları belirtildikten sonra 25. maddesinde, şirketlerle ilgisi kalmayanların sigortalılıklarının, çalışmalarına son verdikleri veya ilgilerinin kesildiği tarihten itibaren, iflâsına karar verilmiş olan tasfiye halindeki şirket ortaklarının, şirketin mahkemece tasfiyesine karar verildiği, iflâsına karar verilmiş olan veya tasfiye halindeki şirket ortaklarından hizmet akdi ile çalışanların ise çalışmaya başladığı tarihten bir gün önce sona ereceği açıklanmış, 'Sosyal güvenlik destek primi' başlığını taşıyan Ek 20. maddesinin 3. fıkrasında, diğer sosyal güvenlik kanunlarına göre yaşlılık aylığı bağlananlardan, 24. maddenin (I) numaralı bendinde belirtilen kapsamda çalışmaya başlayanların, çalışmaya başladıkları ayı izleyen ay başından itibaren, çalışmalarının sona erdiği ay dahil sosyal güvenlik destek primi ödeyecekleri bildirilmiştir.
Diğer taraftan 5510 sayılı Kanunun 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 4/1-(b) maddesinde, bu Kanunun kısa ve uzun vadeli sigorta kolları uygulaması bakımından, hizmet akdine bağlı olmaksızın kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlardan, limited şirketlerin ortaklarının sigortalı sayılacağı hüküm altına alındıktan sonra, 9. maddesinin 1. fıkrasında, kısa ve uzun vadeli sigorta kolları bakımından 4/1-(b) maddesi kapsamındaki sigortalılardan, limited şirketlerin ortaklarından paylarının tamamını devreden sigortalıların, pay devrinin yapılmasına ortaklar kurulunca karar verildiği tarihten, iflas veya tasfiye durumu ile münfesih duruma düşen şirketler için ortağın istemesi durumunda, mahkeme kararı ile iflasın, tasfiyenin açılmasına, ortaklar kurulu kararı ile tasfiyenin başlamasına veya şirketin münfesih duruma düşmesine karar verildiği, ortakların istememesi durumunda, mahkemece iflasın kapatılmasına karar verildiği, tasfiyesi sonuçlanan şirketlerin ortaklıklarının ise tasfiye kurulu kararının ticaret sicili memurluğunca tescil edildiği tarihten itibaren sona ereceği belirtilmiştir.
Ayrıca, söz konusu Kanunun 'Sosyal güvenlik destek primine ilişkin geçiş hükümleri' başlıklı Geçici 14. maddesinin 1. fıkrasında, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce iştirakçi veya sigortalı olanlar, yaşlılık aylığı bağlananlar ve bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte sosyal güvenlik destek primi ödeyerek çalışmaya devam edenler hakkında sosyal güvenlik destek primine tabi olma bakımından bu Kanunla yürürlükten kaldırılan ilgili kanun hükümlerinin uygulanmasına devam edileceği, ancak, bu Kanunun 4/1-(b) maddesi kapsamında sigortalı sayılanlardan, ilgili kamu kurum ve kuruluşlarından alınacak belgelerle doğrulamak kaydıyla faaliyette bulunulmadığına ilişkin süreler hariç olmak üzere çalışılan süreleri için, sosyal güvenlik destek primi oranı olarak bu Kanunun 30. maddesinin 3. fıkrasının (b) bendinde belirtilen hükümlerin uygulanacağı açıklanmıştır.
Yukarıdaki yasal düzenlemeler ışığında dava değerlendirildiğinde, limited şirket ortaklığı süregelen davacının durumunun değinilen 24., 25., Ek 20. maddeler kapsamında değerlendirilmesi gerektiği belirgin bulunmakla birlikte limited şirket ortaklığının devam ettiği sürece sosyal güvenlik destek primlerinin kesilme işleminin yerinde olacağı da gözetildiğinde, anılan şirketin iflas veya tasfiyesinin söz konusu olup olmadığı açıklıkla belirlenerek elde edilecek sonuca göre hüküm kurulmalıdır.
Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, mahkemece eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu davanın kabulüne karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir..."
2.Mahkeme tarafından bozma ilamına uyularak 09.03.2017 tarihli ve 2016/185 Esas, 2017/43 Karar sayılı kararla; davacı vekiline, Kurumun 27.01.2015 tarihli iç genelgesi uyarınca Kuruma müracaatta bulunmak üzere süre verildiği ve davacı vekilinin 13.12.2016 tarihli celsede, Kuruma yaptıkları müracaatlarının sonuçlandığını, taleplerinin kabul edildiğini beyan ederek, müracaatlarının sonucuna ilişkin belgeyi ibraz ettiği ve davanın konusuz kaldığı, SGK'nın yargılamaya sebebiyet verdiği gerekçesiyle davanın konusuz kaldığı anlaşılmakla karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
3.Mahkemenin 09.03.2017 tarihli ve 2016/185 Esas, 2017/43 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuş ve Dairemizce 07.03.2018 tarihli ve 2017/6697 Esas, 2018/1781 Karar sayılı ilamla aşağıdaki gerekçeyle Mahkeme kararı bozulmuştur:
"...Davanın konusunun kalmadığından bahsedebilmek için, dava açıldıktan sonra meydana gelen bir olay nedeniyle dava konusunun ortadan kalkması; eş söyleyişle tüm tarafların, davanın esası hakkında karar verilmesinde hukuki yararının kalmaması gerekir.
Eldeki davada, 01.03.2006 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı aldığı anlaşılan davacı hakkında davalı kurumca davacının şirket ortaklığının devam etmesi nedeniyle 13.04.2007-26.04.2013 tarihleri arasında kalan dönem bakımından 1479 sayılı Yasa’nın ek 20. maddesi ile 5510 sayılı Yasanın 30’uncu maddeleri kapsamında sosyal güvenlik destek primi tahakkuk ettirildiği ve oluşan borçlar nedeniyle davacının aylığından kesintiler yapmaya başladığı, davacının ise 31.12.2011 tarihinden sonraki dönem bakımından, tahakkuk ettirilen bu borçlar nedeniyle kesinti yapılmasına dair Kurum işleminin iptali ile yersiz kesintilerin faizi ile birlikte iadesini istediği, ne var ki, Dairemiz geri çevirme kararından sonra gelen cevabi yazı içeriğine göre, davacı hakkında davalı Kurumca davacının ortağı olduğu şirketin vergi kaydının terkin edildiği 31.12.2011 tarihi itibari ile sosyal güvenlik destek primi borcunun sınırlandırıldığını, bu kapsamda 13.04.2007-30.09.2008 tarihleri arasında gecikmiş ve 01.10.2008-31.12.2011 tarihleri arasında kalan dönem bakımından ise cari sosyal güvenlik destek primine dair borcun terkin edilmeyip kesintilere devam edildiğinin belirtildiği anlaşılmakta olduğundan, yargılama devam ederken davalı Kurumca yapılan işlemle sosyal güvenlik destek primi borcu tahakkukuna dair yapılan işlemin kısmen geri alınarak, davacının 31.12.2011 tarihinden sonraki dönem için sosyal güvenlik destek primi tahakkuku işlemine yönelik talebin konusuz kaldığından bahsedilmesi mümkün ise de, yapılan kesintilerin faizi ile birlikte iadesi talebi yönünden davanın konusuz kalmadığı ve uyuşmazlığın devam ettiği anlaşılmakta olup, davalı kurumca 31.12.2011 tarihi ve sonrası döneme ait sosyal güvenlik destek primi kesintisi yapılıp yapılmadığı hususu ile yapılmış ise faizi ile birlikte davacıya iade edilip edilmediğinin araştırılması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir..."
4.Mahkeme tarafından bozma ilamına uyularak 21.05.2019 tarihli ve 2018/306 Esas, 2019/189 Karar sayılı kararla; davada, 01.03.2006 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı aldığı anlaşılan davacı hakkında davalı Kurumca davacının şirket ortaklığının devam etmesi nedeniyle 13.04.2007-26.04.2013 tarihleri arasında kalan dönem bakımından 1479 sayılı Kanun'un Ek 20 nci maddesi ile 5510 sayılı Kanun'un 30. maddeleri kapsamında sosyal güvenlik destek primi tahakkuk ettirildiği ve oluşan borçlar nedeniyle davacının aylığından kesintiler yapmaya başladığı, davacının ise 31.12.2011 tarihinden sonraki dönem bakımından, tahakkuk ettirilen bu borçlar nedeniyle kesinti yapılmasına dair Kurum işleminin iptali ile yersiz kesintilerin faizi ile birlikte iadesini istediği, ne var ki gelen cevabi yazı içeriğine göre, davacı hakkında davalı kurumca davacının ortağı olduğu şirketin vergi kaydının terkin edildiği 31.12.2011 tarihi itibari ile sosyal güvenlik destek primi borcunun sınırlandırıldığı, bu kapsamda 13.04.2007-30.09.2008 tarihleri arasında gecikmiş ve 01.10.2008-31.12.2011 tarihleri arasında kalan dönem bakımından ise cari sosyal güvenlik destek primine dair borcun terkin edilmeyip kesintilere devam edildiğinin belirtildiği anlaşılmakta olduğundan, yargılama devam ederken davalı Kurumca yapılan işlemle sosyal güvenlik destek primi borcu tahakkukuna dair yapılan işlemin kısmen geri alınarak, davacının 31.12.2011 tarihinden sonraki dönem için sosyal güvenlik destek primi tahakkuku işlemine yönelik talebin konusuz kaldığından bahsedilmesi mümkün ise de yapılan kesintilerin faizi ile birlikte iadesi talebi yönünden davanın konusuz kalmadığı ve uyuşmazlığın devam ettiği gerekçesiyle davacının davasının kabulüne, davacı hakkında yapılan haksız ve hatalı SGDP'lerin durdurulmasına, davacının 31.12.2012 tarihinden itibaren maaşından kesilen toplam 5.367,39 TL'nin yasal faiziyle birlikte davalı kurumdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
5.Mahkemenin 21.05.2019 tarihli ve 2018/306 Esas, 2019/189 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuş ve Dairemizce 18.10.2022 tarihli ve 2021/8912 Esas, 2022/12657 Karar sayılı ilamla aşağıdaki gerekçeyle Mahkeme kararı bozulmuştur:
"...ilk bozma kararımız ile oluşan usuli kazanılmış hak çerçevesinde davacının ortağı olduğu şirketin iflas veya tasfiyesinin söz konusu olup olmadığı hususunda yapılacak bir irdeleme ile sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğu gibi, kabule göre de 31.12.2011 tarihine kadar geçen dönem ile sınırlı olarak borç tahakkuku yapıldığı ve devamında davacının yaşlılık aylığından kesinti yolu ile tahsil edildiğinin gözetilmemesi de isabetsiz olup bozma nedenidir..."
6.Mahkeme tarafından bozma ilamına uyularak yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararla; uyulmasına karar verilen 07.03.2018 tarihli bozma kararına göre yargılama devam ederken davalı Kurumca davacının ortağı olduğu şirketin vergi kaydının terkin edildiği 31.12.2011 tarihi itibari ile sosyal güvenlik destek primi borcunun sınırlandırıldığı, buna göre davalı Kurumca yapılan işlemle kesinti yapılmasına dair işlemin geri alındığı anlaşıldığından, davacının 31.12.2011 tarihinden sonraki dönem bakımından hakkında tahakkuk ettirilen sosyal güvenlik destek primi borcu nedeniyle yaşlılık aylığından kesinti yapılmasına dair Kurum işleminin iptali talebi bakımından, dava konusuz kalmış olup davanın esası hakkında karar verilmesinde tarafların hukuki yararı kalmadığı, buradan hareketle, 6100 sayılı HMK'nın 331/1. fıkrası uyarınca, taraflardan alınması gereken yargılama giderlerinin takdiri bakımından yapılan değerlendirmede; yine uyulmasına karar verilen 28.03.2016 tarihli bozma kararına göre, davacının hakkında uygulanması gereken 1479 sayılı Kanun'un 24., 25. ve ek 20. maddelerine göre, limited şirket ortaklığı süregelen davacının ortaklığının devam ettiği sürece sosyal güvenlik destek primlerinin kesilmesi işleminin yerinde olacağı gözetildiğinde, dosya kapsamından, anılan şirketin iflas veya tasfiyesinin söz konusu olmadığı anlaşılmakla, şirketin ticaret sicilinden resen silindiği 04.03.2014 tarihine kadar davacının ortaklığı devam ettiğinden, belirtilen tarihe kadar davacının aylığından sosyal güvenlik destek primi kesilmesi mümkün olduğu, davalı Kurumca yargılama devam ederken şirketin vergi kaydının terkin edildiği 31.12.2011 tarihi itibari ile sosyal güvenlik destek primi borcu sınırlandırılmış ise de belirtilen tarihten sonra da davacının aylıklarından sosyal güvenlik destek primi kesilmesinde bir hata olmadığı, belirtilen sebeplerle, kesinti yapılmasına ilişkin kurum işleminin iptali talebi yönünden, davanın açıldığı tarih itibarıyla davalı Kurum haklı olup davanın açılmasına davalının sebebiyet verdiğinden söz edilemeyeceği bu itibarla, belirtilen talep yönünden, bu dava sebebiyle yapılan yargılama giderlerinden ve yargılamada kendini vekille temsil ettiren davalı Kurum lehine takdir edilecek avukatlık ücretinden davacının sorumlu tutulması gerektiği, davacının aylığından yapılan fazla kesintilerin iadesi talebi bakımından yukarıdaki bentte belirtildiği üzere, davacının şirketteki ortaklığı 04.03.2014 tarihine kadar devam ettiğinden, belirtilen tarihe kadar davacının aylığından sosyal güvenlik destek primi kesilmesi mümkün iken, davalı Kurumca davacının hakkında 31.12.2011 tarihine kadar geçen dönem ile sınırlı olarak borç tahakkuku yapıldığı ve devamında davacının yaşlılık aylığından kesinti yolu ile tahsil edildiği göz önüne alındığında, davacının aylığından fazla kesinti yapılması söz konusu olmadığı, belirtilen tespitler karşısında, davacının yaşlılık aylığından sosyal güvenlik destek primi kesintisi yapılmasına ilişkin kurum işleminin iptali talebi bakımından davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına, davacının aylığından yapılan fazla kesintilerin faiziyle birlikte iadesi talepleri bakımından ise davanın reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davacının yaşlılık aylığından sosyal güvenlik destek primi kesilmesine dair Kurum işleminin iptali yönünden davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına, davacının yaşlılık aylığından yapılan fazla kesintilerin yasal faiziyle birlikte davalı Kurum'dan tahsili talebi yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
V.TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacıdan 31.12.2011 tarihinden sonraki dönem için de SGDP kesintisi yapıldığı, davanın açılmasına davacının değil Kurumun neden olduğu iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, yaşlılık aylığından sosyal güvenlik destek primi kesintisine dair Kurum işleminin iptali ve fazla kesintilerin yasal faizi ile birlikte davalı Kurumdan tahsiline ilişkindir.
1.Temyiz olunan nihai kararların bozulması 1086 sayılı Kanun'un 428. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz kapsam ve nedenlerine göre, temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden ilgiliden alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
15.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.