MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2025/311 E., 2025/1002 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Manavgat 1. İş Mahkemesi
SAYISI : 2023/556 E., 2024/736 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı şirkete ait otelde belirli dönemlerde 506 sayılı kanun kapsamında 01.04.1997-01.04.1998 tarihler arası belli bir süre sigortalı olarak mevsimlik işçi olarak çalıştığını, daha sonra öğrendiği kadarıyla davalı şirketin sigortalı ilk işe giriş bildirgesini yasal süresi içerisinde bildirmediğini, sigorta il müdürlüğüne verilmiş olan tarihin ikinci dönem girdiği sezona ait olduğu ve 12.10.1998 tarihinde sigorta tescil numarası verilerek tescilinin yapıldığını, davalı işveren tarafından aylık sigorta bildirgesi, dönem bordrosu verilmediğini, kurum tarafından da çalışmasına ilişkin bildirge ve bordro istenememesi sonucu sigortalılık başlangıcı 12.10.1998 olarak kabul edilmediğini ve önemli hak kaybına neden olduğunu, bundan dolayı çalıştığı dönemlere ait hizmet tespitinin yapılması gereği hasıl olduğunu iddia ederek işveren ...A.Ş.'ye ye ait iş yerinde 1997 yılından 1998 yılına kadarki süreçte çalışmış olduğu aylara ilişkin olarak hizmet akdinin tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: Öncelikle davacı tarafın dava dilekçesinde iddia etmiş olduğu tüm iddia ve taleplerinin zamanaşımına uğramış olduğunu, davacı tarafın iddialarının en ufak doğruluk ve geçerlilik payı dahi bulunmadığını, davacının haksız bir şekilde gelir ve statü elde edebilmek adına, gerçek dışı iddialar ile temellendirdiği işbu davayı ikame ettiğini, böylece hem kamunun zararına hem de müvekkil şirketin zararına olacak bir karar elde ederek kendi menfaatini zenginleştirmeyi amaçladığını, davacı tarafın dava dilekçesinde dahi kendisi ile çeliştiğini, dilekçenin konu kısmında ''01/04/1997-Kasım 2018 tarihleri arasında çalıştığını'', açıklamalar kısmında ise ''01/04/1197-01/04/1998 tarihleri arasında çalıştığını'' iddia ettiğini, İş bu tutarsız ve çelişkili iddiaların gerçek dışı olduğunu, tarafımlarınca günler süren evrak araştırması ve arşiv incelemesi neticesinde ... adında bir çalışan tespit edilememiş olup davacı tarafın neye dayanarak işbu davayı ikame etmiş olduğunu dahi anlayamadıklarını, davacının bildirmiş olduğu tanıkların davalı iş yerinde herhangi bir çalışmasının olmadığını, davacı tarafın kötü niyetle kendi akrabalarını ve arkadaşını tanık olarak bildirdiği açıkça ortada olduğunu iddia ederek hukuki mesnetten yoksun, haksız ve kötü niyetli işbu davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Fer'i Müdahil Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle: Kurum kayıtlarında yapılan incelenmesinde;... sicil numarasında işlem gören ...A.Ş. ile ilgili fiziki dosyasında yapılan incelemede davacı ... ile ilgili bilgi ve belge bulunamadığını ve bu hali ile kurum kayıtlarımız ile davacının talepleri birbiri ile örtüşmediğini, hal böyle olunca kurum kayıtlarına göre davacının iddiaları eksik ve yerinde olmadığını, ilgili yasada açıkça belirtildiği üzere sigortalılığın oluşumu yönünden çalışma olgusunun varlığı zorunlu olduğunu, eylemli veya gerçek biçimde çalışmanın varlığı saptanmadıkça, hizmet akdine dayanılarak dahi, sigortalılıktan söz edilemeyeceğini, mahkemece davacıya ait sigorta sicil dosyası işveren nezdindeki şahsi sicil dosyası, aylık sigorta prim bildirgeleri, dönem bordroları, işe giriş bildirgeleri, ücret, tediye bordroları vs gibi belgeler celp edilerek incelenmesi gerektiği, davada tanık ifadelerine başvurulacak ise bu tanıkların davacı ile aynı işyerinde çalışan ve kuruma intikal ettirilen 4 aylık prim bordrolarında adı görünen şahıslardan olmasına özen gösterilmeli, gerektiğinde komşu iş yeri çalışanlarının bilgi ve görgülerine başvurularak çalışma olgusu hiçbir kuşkuya yol açmayacak şekilde somut ve inandırıcı delillerle ispatlanması gerektiğini iddia ederek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının davasının reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalı iş yerinden bildirim yapılması nedeniyle hak düşürücü sürenin dolmadığını, eksik inceleme ve hatalı değerlendirme ile karar verildiğini belirterek kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, hizmet tespiti istemine ilişkindir.
Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının ilgiliden alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
09.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.