MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2025/359 E., 2025/1032 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Manavgat 1. İş Mahkemesi
SAYISI : 2022/809 E., 2024/411 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalıya ait ... no.lu iş yerinde 15... - 15... , 15... - 15... , 15... - 15... , 15... - 15... , 15... - 15... , 15... -22 Aralık 2017 tarihleri arasında çalıştığını, fakat müvekkil her ne kadar bu süre zarfında çalışmış olsa da işveren müvekkilin SGK kayıtlarında hizmet süresini bu şekilde belirtmediğini, bu hususun müvekkilinin hukuki haklarının zayi olmasına sebebiyet verdiğini, müvekkilinin SGK kayıtlarını incelediği zaman davalıya ait iş yerinde Mayıs 2012 - Ekim 2012, Mayıs 2013 - Kasım 2013, Mayıs 2014 - Kasım 2014, Mayıs 2015 - Kasım 2015, Mayıs 2015 - Kasım 2015, Mayıs 2016 - Kasım 2016 tarihleri arasında çalışmış olarak gözüktüğünü, müvekkilinin davalıya ait işyerinde 2017 senesine ait olan çalışma süresi ise gerçeklikten daha da uzaklaşıp davalının keyfiliğine göre değiştirildiğini ve müvekkilinin 2017 senesine ait çalışmalarında davalı iş yerinden tam olarak 8 kere sigortasının iptal edildiğini, müvekkilinin davalıya ait iş yerinde 8.30 - 17.00 arası hamam saunada, 17.00 - 24.00 arasında da davalının iş yerinde bulunun kafeteryada tezgahtar olarak çalıştığını, müvekkilinin bu çalışması esnasında işveren tarafından sigortalı yapıldığını ve sigorta primlerinin ödendiğini bildiğini, ancak emeklilik işlemleri ile ilgili olarak SGK'ya müracaat eden müvekkilinin emeklilik süresinin dolmadığını, zira çalışmaya başladığı tarihlerin sigorta bildiriminin dava dışı ilgili kuruma yapılmadığını öğrendiğini, bu durumun müvekkilinin maddi kayba uğramasına neden olduğu gibi emeklilik işlemlerinin de gecikmesine sebep olduğunu iddia ederek müvekkilinin davalıya ait işyerinde 15... - 15... , 15... - 15... , 15... - 15... , 15... - 15... , 15... - 15... , 15... - 22 Aralık 2017 tarihleri arasında çalışmış olduğunun tespitini arz ve talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili ...'ye açılmış olan davanın haksız ve hukuki mesnetten yoksun olduğunu, zira davacının bahsettiği iş yeri turizme bağlı bir hamam işletmesi olduğunu, müvekkili ailesi ile birlikte burayı işlettiğini, ancak turizm sezonu yoğunlaşıp müşteri çoğaldıkça yeni elamanlar alımı yapıldığını, davacının da diğer yeni elamanlarla birlikte aynı zamanda işe alınıp işbaşı yapıldığını, bordro çalışanlarının hepsi aynı dönemde başladığı gibi aynı dönemde işi bıraktıklarını, davacının tuhaf bir şekilde 2017 yılında 8 kere giriş-çıkış gösterildi sigorta yapılmadı iddiası SGK dökümlerinde görüleceği üzere asılsız olduğunu, davacının sigortasında 1 gün bile hak kaybı olmadığını, 2017 yılı için SGK'nın vermiş olduğu teşvik ve sonrasında yaşanan durumdan kaynaklanan bir durum olduğunu, dikkatli incelendiğinde sezondaki sigortalılık günlerinin belli olduğunu, davacının müvekkili ile ailece görüşülen bir durumda olduğunu, davacının 2017 sezon sonunda müvekkilinin yanına gelerek talepte bulunduğunu ve fazladan 2 ay sigortalı gösterildiğini, hamam işiyle uğraşan birinin Aralık ayında çalışmasının mümkün olmadığını, davacı sadece kendi emeklilik sistemininden eksik kalan günlerini müvekkilinden haksız olarak istemeyi yeni aklına getirdiğini, çünkü davacının kötü niyetli olduğunu, iyiniyet taşımayan işbu davada tüm çalışanların aynı tarihlerde iş girişleri ve çıkışları SGK kayıtlarından, tanıkların anlatımlarından anlaşılacağını iddia ederek davacının haksız ve iyiniyet taşımayan davasının reddini savunmuştur.
Fer'i müdahil Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; müdürlüklerinde diğer davalıya ait işveren dosyasında yapılan incelemede ... ile ilgili herhangi bir bilgi ve belgeye rastlanılmadığını, hayatın olağan akışı gereğince hiç kimse bu kadar uzun bir süre sigortasının eksik yatırıldığından haberdar olmaksızın çalışamayacağını, davada hak düşürücü sürenin geçmiş olduğunu, davacının talep konusu ettiği dönemler dikkate alındığında tespiti istenilen dönemlerin üzerinden 10 yıl gibi bir süre geçtiğini, davacının bunca yıllık süre içerisinde sigortalılığının eksik bildirildiğini bilmemesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu ve davacı işbu davayı salt sigortalılık süresini emekliliği için tamamlamak gayesiyle açtığını, davacının talep ettiği hizmet süresinde diğer davalıya ait iş yerinde herhangi bir tescil kaydına rastlanılmadığını, resmi nitelikteki belgelerin aksi ancak eşdeğer nitelikteki belgelerle ispat olunabileceğini, Kurumları kayıtlarının aksini iddia eden davacının bunu ispat eder nitelikte yazılı belge sunması, aksi takdirde davacının davasının reddi gerektiğini, tüm bu hususların yanı sıra dava dosyası içerisinde iş yerinde tutulması gerekli dosyalar ile ücret bordroları getirilmeli, aynı dönemde iş yerinde çalışanlar saptanmalı,sigortalının hangi işte hangi süre ile çalıştığı açıklanmalı, faaliyet konusu itibariyle çalışmadığı dönemlerde kesintili çalışmanın varlığı dikkate alınarak, bu süreler ticaret/esnaf sicili, vergi kayıtları vs. resmi kurumlardan sorulmalı, böylece iş yerinin Kanun kapsamında olup olmadığı, ayrıca çalışma konusu işin niteliği, devamlılık gösterip göstermediği, sigortalı sayılmayı gerektirecek işlerden olup olmadığı, işin başlangıç ve bitiş tarihleri araştırılmalı, tanıklar davacı ile aynı dönemde aynı iş yerinden verilen bordroda ismi geçen şahıslardan seçilmeli, gerektiğinde komşu iş yeri çalışanlarının da bilgilerine baş vurularak tanık beyanlarının sağlığı denetlenmeli, her türlü yasal delilin Mahkemece re’sen araştırılması sonucunda eylemli ve gerçek çalışma olgusu hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak şekilde ispatlanması gerektiğini, davacının dilekçesinde belirttiği hususlar yönünden bu konularda ileri sürebildiği somut gerekçeleri bulunmadığını iddia ederek davacının davasının reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde:
Dinlenen tanık beyanları ile çalışmanın kanıtlandığını, eksik inceleme ve araştırma ile karar verildiğini beyanla kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, hizmet tespitine ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
24.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.