MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/205 E., 2025/779 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 5. İş Mahkemesi
SAYISI : 2022/284 E., 2023/446 K.
Bölge Adliye Mahkemesinin kararı davalı şirket vekili ile davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının ... İnşaat Taahhüt Sanayi ve Tic. A.Ş. ünvanlı işyerinin işçisi olarak hizmet akdiyle çalışırken, Antalya-Akseki 154 KV’lık E.İ.H. İşi iş yerinde, 10.04.2008 tarihinde uğradığı iş-kazası sonucu her iki ayak topuk bölgesi ve sağ kalçası kırılarak büyük ölçüde cismani araza uğradığını; ..., tahkikat birimi (müfettiş) olayın, iş-kazası olmadığına karar verdiğini; olayın, arazide bulunan direğin yanına traktör römorku üzerinde 4,5-5 ton ağırlığındaki tel makaranın götürülmesi işi sırasında, arazi şartlarının zorlu ve engebeli olması sonucu tel makaranın traktör römorkundan kayarak davacının üzerine düşmesi biçiminde meydana geldiğini; olayın 5510 sayılı Kanun'un 13. maddesindeki tüm unsurları taşıyan bir iş kazası olduğunu belirterek dava konusu olayın iş kazası olduğunun tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı SGK vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının 10.04.2008 tarihinde geçirdiği iddia edilen iş kazasıyla ilgili olarak davalı Kurum Denetmenler Servisince hazırlanan 28.12.2020/80 tarih/sayılı rapora istinaden iş kazası tespitinin yapılamadığını, konu ile ilgili olarak 07.01.2021 tarih, 17613343 sayılı yazı ile davacıya bilgi verildiğini, olay tarihinde işveren tarafından yapılmış bir iş kazası bildirimi bulunmadığını; davalı Kurum tarafından bu durum işverene sorulduğunda da işveren böyle bir kaza yaşanmadığını, işyeri kayıtlarının da zaman aşımı kapsamında olduğunu belirttiğini; kazalının ifadesinden olaya şahit olan kimse olmadığını, kaza yerinden ambulans ile alındığı iddiası ile ilgili ise ilgili kamu kurumu ile yazışma yapıldığını ancak gelen cevaptan 2008 yılına ait ellerinde bir kayıt-belge olmadığının bildirildiğini;iş kazasının tespiti davası açma süresinin, iş kazasının meydana geldiği tarihten itibaren 10 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğunu; olayın meydana geldiği yılın 2008 olduğunu, davacının talebinin zamanaşımına uğradığını belirterek, davanın reddini talep etmiştir.
Davalı ... İnşaat Taahhüt Sanayi ve Tic. A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının talebinin zamanaşımına uğradığını, davacının müvekkili aleyhine açılan İstanbul 23. İş Mahkemesinin 2017/158 Esas sayılı dosyası ile görülmekte olan davanın halen İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf incelemesinde olduğunu; 10.05.2022 tarihinde; davacının davalı nezdinde iş kazası geçirdiğine ilişkin SGK tarafından tespit yapılamadığını, hastanede 1 ay süre ile kalan bir kişinin yaşadığı olayı kimseye anlatmaması, hastane personeli ile paylaşmamış olması, hastanede rapor düzenlenmemiş ve kolluk kuvvetlerine haber verilmemiş olmasının mümkün olmadığını; resmi kayıtlar esas alınarak yapılmış olan incelemeler neticesinde kazanın iş kazası olmadığı yönündeki tespite dayanılarak işbu haksız açılmış bulunan ve dayanağı olmayan davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının vücudunda oluşmuş olan hasarlar ile ilgili müvekkil şirket arasında hiçbir illiyet bağı bulunmadığını belirterek, davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk derece mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile
"10.04.2008 tarihinde meydana gelen kazanın iş kazası olduğunun tespitine," karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı şirket ve davalı Kurum vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, istinaf taleplerinin esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı Kurum vekili özetle;
1.Huzurdaki davanın süresi içinde açılmadığını, zamanaşımı defi ve hak düşürücü süreler yönünden davanın usulden reddi gerektiğini,
2.Müvekkili Kurum denetmeni tarafından oluşturulan raporda da görüleceği üzere, davacı adına yapılmış bir iş kazası bildirimi bulunmadığını,
3.Dosya kapsamında dinlenen tanıkların beyanlarının da diğer davalı işyerinde bir iş kazasının yaşanmadığı yönünde olduğunu, tanıkların iş kazasını duymamış olması mümkün olmadığından, davacının geçirdiğini iddia ettiği kazanın iş kazası olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığını,
4. İş kazasının meydana gelmesinde ve tespitinde Kurumun herhangi bir kusuru bulunmaması sebebiyle yargılama giderleri ile vekalet ücretinin müvekkili Kuruma yükletilemeyeceğini ileri sürerek temyiz talebinde bulunmuştur.
Davalı şirket vekili özetle;
1.Kazanın iş yerinde meydana geldiğinin ispatlanmadığını, eksik inceleme ile hüküm kurulduğunu,
2.Davacı tarafından maddi ve manevi tazminat talebi ile açılmış olan davada gösterilmiş olan tanıkların 10.01.2017 tarihinde alınmış olan ifadelerine itibar edilerek hüküm kurulmasının kabul edilemeyeceğini,
3. SGK Müfettiş Raporunda; davacının 06.07.2020 tarihinde Ordu Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğünde verdiği ifadesinden olaya şahit olan kimse olmadığının değerlendirildiğini,
4. İstanbul Anadolu 23. İş Mahkemesinin 2017/158 E. sayılı dosyası ile devam eden maddi ve manevi tazminat davasında da SGK tarafından yapılmış bir iş kazası olduğu yönünde tespit bulunmadığından dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verildiğini,
4. Bordro tanığı ... ve tanık ...'nın olayın iş kazası olmadığını beyan ettiklerini, tanıkların beyanlarına itibar edilmediğini, salt davacı tanıklarının beyanları ile hüküm kurulduğunu,
5.Davacının hastane kayıtlarının da değerlendirilmediğini,
6.Davacının hastanede iş kazası geçirdiğini belirtmediğini, olayın iş kazası olduğunun ispatlanmadığını, sadece taraflı tanık ifadelerinin yeterli görülmesi ile verilmiş olan hukuka aykırı kararın bozulması gerektiğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, 10.04.2008 tarihinde davacının yaralanması ile sonuçlanan olayın iş kazası olduğunun tespiti istemine ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup,davalı şirket vekili ile davalı Kurum vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden ilgiliye iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
25.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.