MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2025/813 E., 2025/1066 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Zonguldak 1. İş Mahkemesi
SAYISI : 2023/272 E., 2025/31 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili, davalı ... vekili ve fer'i müdahil Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü;
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ...'ın 1994 yılında ... Vergi Dairesi çay ocağında işe başladığını, 30.10.2017 tarihinde işten ayrıldığını, 2011 yılında davacının sigortasının bir miktarını kendisinin ödediğini, daha sonra iş verenin davacıyı isteğe bağlı Bağ-Kurlu yaptığını ancak sigorta primlerini ödemediğini belirterek davacı ...'ın sigorta hizmet başlangıç tarihinin ve davalı ...'a ait iş yerindeki çalışmalarının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı ... cevap dilekçesinde; davanın süresinde açılmadığını, zamanaşımına uğradığını, davalının 27.12.2006 tarihinde iş yerini çalıştırmaya başladığını ve açılan davanın haksız olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep ettiği görülmüştür.
Davalı ...cevap dilekçesinde; davanın süresinde açılmadığını, zamanaşımına uğradığını ve açılan davanın haksız olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep ettiği görülmüştür.
Fer'i müdahil SGK vekili cevap dilekçesinde; davanın süresinde açılmadığını, zamanaşımına uğradığını ve açılan davanın haksız olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep ettiği görülmüştür.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının davasının kısmen kabul kısmen reddine, davanın dahili davalı ... yönünden 27.12.2006 tarihi öncesi talepler yönünden davanın hak düşürücü süre sebebiyle reddine, davanın davalı ... yönünden 15.03.2011-30.11.2011 tarihler arasında ki talepleri yönünden hukuki yarar yokluğu sebebiyle reddine, davacının davalı ... nezdinde 27.12.2006-14.03.20 11... .12.2011 - 30.10.2017 tarihler arasında dönemin asgari ücreti ile çalıştığının tespitine, ancak bu sürelerden 13.10.2016-30.04.20 17... .07.2017-31.08.2018 tarihler arasında 1479 sayılı Kanun gereği isteğe bağlı sigortalılık bildirimi olduğundan bu sürelerden 2016 -10. ay 19 gün, 2016 - 11/12. ay 30 gün, 2017 -01/02/03/ 04... gün, 2017- 07. ay 18 gün ve 2017- 08. ay 30 gün olmak üzere bu sürelerin dışlanmasına, davacının fazlaya ilişkin tüm taleplerinin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili, davalı ... vekili ve fer'i müdahil Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkili ...’ın, 1994 yılından itibaren davalı işverenler nezdinde fiilen çalıştığının, tanık beyanları, Kurum yazışmaları, SGK kayıtları ve bilirkişi raporu ile sabit olduğunu, ancak 27.12.2006 öncesi hizmetleri için hak düşürücü süre gerekçesiyle talebin reddinin hukuka aykırı olduğunu, kesintisiz çalışmaya dayanan hizmet tespiti davalarında hak düşürücü süre işletilemeyeceğini, davacının iş akdinin 30.10.2017 tarihine kadar kesintisiz olarak sürdüğünü, bu durumda hizmet tespiti için beş yıllık hak düşürücü sürenin başlangıcının 2017 yılının sonu olduğunu, İlk Derece Mahkemesi ve istinaf makamının, bu hususu dikkate almadan 1994–2006 arası çalışma dönemini reddettiğini, müvekkilinin emekliliğini doğrudan etkileyecek hizmet süresinin yok sayıldığını, Mahkemenin 15.03.2011–30.11.2011 dönemine ilişkin talebi, SGK bildirimi mevcut olduğundan “hukuki yarar yok” gerekçesiyle reddettiğini, bildirimin bulunmasının hukuki yararı ortadan kaldırmayacağını, davacının çalışmasının eksiksiz tespiti açısından bu dönemin de hüküm altına alınması gerektiğini, hukuka ve yerleşik içtihatlara aykırı şekilde dönemsel red kararları verildiğini belirterek temyiz yoluna başvurmuştur.
Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacının bu kadar uzun süre sigortasız çalışmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, yeterli araştırma yapılmadan eksik inceleme ile hüküm kurulduğunu, davacının sigortasız çalışma iddiasının kötüniyetli olduğunu, uzun yıllar çalışmadığını beyan ederek engelli aylığı alması ve sigortasız çalışma iddiasına yönelik yıllarca hiçbir yere müracaat veya şikayetinin olmamasının ve sonrasında tam da emekliliği hak edecek yaşa geldiğinde işbu davayı açmasının TMK. madde 2 dürüstlük kuralına aykırı davrandığının açıkça kanıtı olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporunun eksik ve hatalı olduğunu, davacının çalışmasının kesintisiz olmadığını, davacının çalışmış olduğu dönemde ara ara düzensiz şekilde uğrayarak bazı günlerde çalıştığını, bu ilişkinin hizmet akdi olarak tanımlanmasının mümkün olmadığını, Mahkemece davalılar lehine ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken tek bir vekalet ücretine hükmedilmesi de hatalı olduğunu belirterek temyiz yoluna başvurmuştur.
Feri müdahil Sosyal Güvenlik Kurumu vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava yasal süresi içerisinde açılmadığını, bu nedenle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, dava esas yönünden de 5510 ve mülga 506 sayılı Kanun hükümlerine ve emsal davalardaki Yargıtay İlamlarına aykırıdır.5510 sayılı Kanun kapsamında çalışma ve sigortalılıktan bahsetmek için öncelikle taraflar arasında hizmet akdinin varlığı ön koşul olduğunu, hizmet akdinin koşulu da bir ücret karşılığında bir veya birden çok işveren yanında fiilen çalıştığını, emsal davalardaki Yargıtayın yerleşik görüşü çalışma olgusunun bir gün bile olsa mutlaka eylemli olması gerektiği olduğunu, eylemli veya gerçek biçimde çalışmanın varlığı saptanmadıkça, hizmet akdine dayanılarak dahi sigortalılıktan söz edilemeyeceğini, hizmet tespit davaları kamu düzeni ile ilgili olduğundan Mahkemece bu husus resen araştırılarak hiçbir duraksamaya yer vermeyecek biçimde ortaya konulması gerektiğini, davalı işveren davayı kabul etse de bu kabul davanın kabul nedeni sayılamayacağını belirterek temyiz yoluna başvurmuştur.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, hizmet tespiti istemine ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili, davalı ... vekili ve fer'i müdahil Kurum vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının ilgililerden alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
09.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.