MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/2289 E., 2025/2015 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Konya 6. İş Mahkemesi
SAYISI : 2021/1013 E., 2024/398 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı müvekkilin yaklaşık 2 yıldır davalı işyerinde makine operatörü olarak çalıştığını, iş kazasının olduğu 15.02.2016 tarihinde davacıırı mesai saatleri içerisinde dilimleme makinesinin başına çalışmak üzere geçtiğini, makineyi açtığını, ancak makinede havanın olmadığını fark ettiğini fabrikaya ait paralel bir yapı halinde bulunan odadaki kompresöre bakmaya gittiğini, kompsörün başında ... isimli arkadaşını görünce tekrar işinin başına geçmek üzere oradan ayrıldığını ve geldiği yerden geçmek üzereyken üzerine düşen demir kapının yanına geldiğinde sadece kaç kaç diye bir ses duyduğunu, lakin fabrikanın içine açılan sürgülü kapının kapalı olması ve kaçma imkanının bulunmaması ve anlık olması sebebiyle ağır kızaklı demir kapının altında kaldığını, davacı müvekkilinin üzerine düşen kapının daha öncede sürekli kızağından çıktığını, hep bu şekilde kızağından çıktığı için kenara dayamakla geçici çözümler bulunduğunu, bu iş kazası sonucu davacı müvekkilinin hastanede 4 gün yoğun bakımda, 12 gün de hastanede kaldığını, müvekkilin sürekli ayakta duramamakta olduğunu, fiziksel gücün gerektirdiği işleri yapamadığını, davalı işyerince olayın ...'ya iş kazası olarak bildirildiğini ancak kusura ilişkin herhangi bir raporun bulunmadığını, işverenin işyerinde iş güvenliği açısından alması gereken hiçbir önlemi almadığını, müvekkilin eskiden daha kolay yaptığı hareketler için maluliyeti sebebiyle fazla efor sarf ederek çalışıp, hayatını idame ettirmeye çalıştığını, davalı işyerinde alınması gereken hiçbir önlemi almadığını, çalışmaya elverişli ortamın sağlanamadığını, bozuk olan kapının tamir ettirilmediğini, kısaca işverenin üzerine düşen sorumlulukların yerine getirilmediğini, davalı tarafın davacı müvekkiline emekli oluncaya kadar işte çalışmaya dair verilmiş bir taahhüt beyanının bulunmadığını, müvekkilinin olay yerine sigara içmek için çıkmamış olup, kompresöre bakmaya gittiğini ve dönerken de bu kazanın meydana geldiğini, davalı işverenin kazanın gerçekleşmesinde aslı kusurlu olduklarını, belirtilen tüm bu nedenlere binaen 10.000,00 TL. maddi, 40.000,00 TL. manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı ... Matbaacılık ve Ambalaj Sanayi A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının kaza günü olan 15.02.2016 tarihinde işyerine geldiğini, o gün 08:30-17:00 vardiyasında çalışacağını, beyanına göre makinasında hava olmadığı için fabrikanın arkasındaki kompresöre gittiğini, diğer işçiler ise saat 08:10'da davacıyı fabrikanın arka bahçeye çıkış 2. Kapının önünde sigara içerken gördüklerini, ... ve ... adli iki işçinin de arka bahçe 1. Kapıyı dışardan açmaya çalışırken, sürgü kapı rayından çıktığını ve sigara içen davacının üstüne düştüğünü, davacının aksini iddia etmiş olsa da davacıya avans ödemelerinin yapıldığını, davacının istirahatli olduğu aylarda ücretini ...'dan tahsil ettiğini, ...'nın ödemediği tedavi giderleri için de 2.600 TL. ödendiğini, davacının gelecek kaygılarını gidermek amacıyla emekli oluncaya kadar müvekkili şirkette çalıştırılacağının beyan edildiğini ve kaza öncesi aynı maaş ile kendisine fabrikadaki en hafif iş ile görevlendirildiğini, davacının işyeri disiplinini bozucu davranışlarını ve herhangi bir belgeye dayanmayan izin taleplerini arttırması nedeniyle müvekkili şirketin hizmet sözleşmesini fesih yerine arabuluculuk teklifinde bulunduğu ancak bu teklifin düşmanca karşılandığını ve dava açılmasını hızlandırdığını, davacının düşen kapının bozuk olduğunu bildiğini, bu nedenle kapıyı iki işçinin dışardan açmaya çalıştığını gördüğü halde neden aynı kapının önünde sigar içtiğini, davacının beyanının kusurlu olduğunun ikrarı olduğunu, kazanın olduğu yerin yükleme alanı olduğunu, aynı alanda 5 metre mesafede tiner tankı bulunduğunu, işyerinde sigara içilecek en tehlikeli yerin davacının sigara içtiği yer olduğunu, dava konusu olayda ... ve ... adli iki işçinin de arka bahçe 1. kapıyı dışardan açmaya çalışırken, sürgül kapının rayından çıkarak sigara içen davacının üstüne düştüğünü, üçüncü şahısların ağır veya ortak neden-sonuç ilişkisinden bahsedilerek birlikte kusurlarının söz konusu olduğunu, tüm bu nedenlerle davanın reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmictir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içerisinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ;davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle;
a.çelişkili raporlara dayanılarak sonuca gidilmesinin hatalı olduğunu, eksik inceleme ve hatalı değerlendirmeler ile karar verildiğini,
b.Dosyada aldırılan kusur raporlarının çelişkili olduğu ve hükme esas alınmasının hatalı olduğunu, olayın meydana gelmesinde işçinin tamamen kusurlu olduğu,
c. davacının 2019 tarihli hesap raporuna itiraz etmediği bu hali ile lehlerine usulü kazanılmış hak oluştuğunu beyan etmektedir.
B.Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre, temyiz edenlerin sıfatlarına, temyiz kapsam ve nedenlerine göre davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Dosya kapsamından; Mahkemece davacı kazalının maddi zararının tespiti amacıyla aldırılan 19.08.2019 tarihli hesap raporunda davacının sürekli iş göremezlik oranı Kurum Sağlık Kurulu kararı ile belirlenen %42 oranı olarak esas alınmak suretiyle 136.703,40 TL olarak hesaplandığı, davacı vekilince rapora itiraz edilmediği, davalı vekilince davacının sürekli iş göremezlik oranına itirazla bu talep ile açmış olduğu tespit ve itiraz davasının bekletici mesele yapılmasının talep edildiği, davacı vekilince takip eden 11.10.2019 tarihli celsede rapora bir diyeceklerinin bulunmadığının beyan edildiği, Mahkemece aynı celse sürekli iş göremezlik oranının kesinleştirilmesi amacıyla açılan davanın bekletici mesele yapıldığı, sürekli iş göremezlik oranının açılan davada %40 olarak belirlendiği ve bu oranın kesinleştiği, Mahkemece yeniden hesap raporu aldırılması amacıyla dosyanın bilirkişiye tevdi edildiği, 18.03.2024 tarihli hesap raporunda bilinen dönemin ileriye çekilmesi suretiyle 1.804.114,97 TL olarak maddi zararın hesaplandığı, davalı vekilince süresi içerisinde davacının 19.08.2019 tarihli rapora itiraz etmemesi nedeniyle tarafı lehine usulü kazanılmış hak oluştuğunun beyan edildiği, davacı vekilince anılan rapor üzerinden maddi tazminat talebini arttırdığı ve Mahkemece de iş bu hesap raporunun hükme esas alınması suretiyle davacı lehine 1.804.114,97 TL maddi tazminata karar verildiği anlaşılmaktadır.
Usulü kazanılmış hak davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrarı sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez ana ilkelerinden biri haline gelmiştir. Usulü müktesep hak, anlam itibariyle, bir davada, mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir.
Mahkemenin, Yargıtay’ın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usulü kazanılmış hak doğabileceği gibi, bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usulü kazanılmış hak gerçekleşebilir. Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usulü kazanılmış hak oluşturur (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK).
Kazanılmış haklar “Hukuk Devleti” kavramının temelini oluşturan en önemli unsurlardandır. Kazanılmış hakları ortadan kaldırıcı nitelikte sonuçlara yol açan yorumlar Anayasa'nın 2. maddesinde açıklanan “Türkiye Cumhuriyeti sosyal bir hukuk devletidir” hükmüne aykırılık oluşturacağı gibi toplumsal kararlılığı, hukuksal güvenceyi ortadan kaldırır, belirsizlik ortamına neden olur ve kabul edilemez.
Yargıtay içtihatları ile kabul edilen “usulü kazanılmış hak” olgusunun, bir çok hukuk kuralında olduğu gibi yine Yargıtay içtihatları ile geliştirilmiş istisnaları bulunmaktadır.
Örneğin Mahkemenin bozmaya uymasından sonra yeni bir içtihadı birleştirme kararı (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı YİBK) ya da geçmişe etkili yeni bir kanun çıkması karşısında, Yargıtay bozma ilamına uyulmuş olmakla oluşan usulü kazanılmış hak hukukça değer taşımayacaktır.
Usulü kazanılmış hakkın hukuki sonuç doğurabilmesi için; bir davada ya taraflar ya Mahkeme ya da Yargıtay tarafından açık biçimde yapılmış olan ve istisnalar arasında sayılmayan bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş uyulması zorunlu olan bir hakkın varlığından söz edilebilmesi gerekir. (HGK.nun 12.07.2006 T., 2006/4-519 E, 2006/527 K, 03.12.2008 T., 2008/10-730 E., 2008/732 K.) Zira usulü kazanılmış hak ilkesi kamu düzeniyle ilgilidir. (09.05.1960 T., 21/9; 04.02.19 59... /5 sayılı İçtihadı Birleştirme kararı)
Somut olayda, davacı vekilinin 19.08.2019 tarihli hesap raporuna itiraz etmediği hususu gözden kaçırılarak bilinen dönemin ileriye çekilmesi suretiyle zararın daha fazla hesaplandığı 18.03.2024 tarihli rapora itibarla hüküm tesisi davalı lehine usulü kazanılmış hakkın ihlal eder mahiyette olup hatalı olmuştur.
Mahkemece yapılacak iş; davacının kaza nedeniyle %40 oranında sürekli iş göremezliğe maruz kaldığı kabulünden hareketle davacı vekilince itiraz edilmeyen 19.08.2019 tarihli hesap raporuna bu oranı uygulamak, bu rapordaki verileri dikkate alıp, bu raporda işlemiş (bilinen) devre sonu tarihi dâhil bu verileri değiştirmeden, bu tarihten sonra yürürlüğe giren asgari ücretteki değişiklikleri de rapora yansıtmamak suretiyle yapılacak hesabı hükme esas alarak maddi tazminat alacağı hakkında taraf vekilleri lehine oluşan usuli kazanılmış hakları gözeten bir karar vermekten ibarettir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle,
Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgilisine iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
09.03.2026tarihinde oy birliğiyle karar verildi.