MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2025/1524 E., 2025/1936 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 16. İş Mahkemesi
SAYISI : 2024/312 E., 2025/57 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; bir kısım sigortalı çalışmalarının Kurum denetmen raporuna istinaden iptali üzerine yaşlılık aylığının kesildiğini, ancak müvekkiline şartlarının oluşması nedeniyle, yeniden hizmet günü eklenmeden kısmi yaşlılık aylığı bağlandığını, aylığının iptaline ilişkin işlemin yasal dayanağı olmadığını, davacının davalı Kuruma, 04.05.2012 tarihinde yaşlılık aylığı bağlanması talebiyle verdiği dilekçe tarihinde davacının tam yaşlılık aylığı bağlanma şartları oluşmasa bile 3600 hizmet günü, 15 yıl sigortalılık süresi ve 55 yaş kısmi yaşlılık aylığı bağlanma şartları mevcut olmasına rağmen, davalı Kurumca bu şartlar dahi irdelenmeden, yaşlılık aylığının tamamının kesildiğini belirterek, davalı Kurum tarafından davacıya 01.06.2012 tarihinde bağlanan tam yaşlılık aylığının, Ağustos 2018 tarihinden itibaren iptaline ilişkin Kurum işleminin iptalini, kesilen tam yaşlılık aylıklarının tamamının ve 01.09.2018 tarihinden itibaren bağlanan kısmi yaşlılık aylıklarının, tam aylık üzerinden ödenmeyen kısmının hak ediş tarihlerinden tahsil tarihine kadar yasal faizleri ile birlikte davacıya ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; Kurum denetmen raporuna istinaden davacının sigortalı hizmetlerinin iptali sonucu yaşlılık aylığı koşulları oluşmadığından davacının bağlanan aylığının kesildiğini, 01.06.2012-17.09.2018 süresi içerisinde kendisine yersiz ödenen toplam 83.497,14.-TL yaşlılık aylığının borç tahakkuk ettirildiğini, daha sonra davacının 27.08.2018 tarihinde yeniden tahsis talebinde bulunması üzerine, 15... yaş ve 3600 gün şartlarını taşıdığından davacıya 01.09.2018 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlandığını, Kurum denetmen raporunun aksi sabit oluncaya kadar geçerli olduğunu ileri sürerek davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava tarihi itibariyle tespit hükmü bulunmayan sürenin eklenmesi ile oluşan duruma dayalı Kurum işleminin, eldeki davanın açıldığı tarih itibariyle tarafların haklılığı yönünden değerlendirmeye esas alınması olanağı bulunmadığından; dava dilekçesindeki kademeli istem de dikkate alınarak, davanın açıldığı tarih itibariyle tarafların haklılık durumunun belirlenmesi amacıyla dava dilekçesindeki talepler irdelendiğinde;
1- 01.06.2012 tarihi itibariyle bağlanan aylığın kesilmesine ilişkin Kurum işleminin iptali istemine yönelik olarak, denetim raporuna dayalı olarak iptal edilen sigortalılık sürelerinin geçerliliği iddia edilmemiş olup, prim ödeme gün sayısının 5000 günün altına düşmesi nedeniyle, davanın açıldığı 20.09.2019 tarihi itibariyle davacının tam yaşlılık aylığı koşullarına sahip olmadığı çekişmesiz olup, bu istem yönünden dava tarihi itibariyle davacının haklılığından söz etme olanağı bulunmadığı, denetim raporuna konu işyerleri dışındaki işyerinden ve iptale konu tarihlerden farklı tarihlerdeki çalışma süresinin tespitine ilişkin kararın yargılama sürecinde kesinleşmesi ve 5000 gün koşulunun yeniden gerçekleşmesi üzerine kesilen aylığın başlangıç tarihi itibariyle yeniden bağlanması da, yargılama sürecinde kesinleşen başka bir Mahkeme kararına dayalı olduğu için, eldeki davanın açılış tarihi itibariyle davalı Kurumun haksızlığını kabule dayanak alınabilecek bir karar niteliğinde bulunmadığı,
2- Başlangıç tarihi itibariyle 15 yıl sigortalılık, 55 yaş ve 3600 gün prim ödemesi üzerinden yaşlılık aylığına hak kazandığının tespiti istemine ilişkin olarak, 03.02.1959 doğum tarihli davacı 55 yaş koşulunu 03.02.2014 tarihinde gerçekleştirdiğinden, 506 sayılı Yasa'nın geçici 81/C/b maddesi uyarınca 59 yaşını doldurduğu 03.02.2018 tarihi itibariyle aylığa hak kazandığından, başlangıç tarihi itibariyle bu maddeye dayalı aylığa hak kazandığına ilişkin iddia da yasal dayanaktan yoksun bulunduğundan bu yöndeki istemin tümüyle kabulünün mümkün olmadığı, Kurum tarafından 03.02.2018 tarihini izleyen aybaşı olan 01.03.2018 yerine, 01.09.2018 tarihinden aylık bağlanmış olması nedeniyle davacının kısmen haklılığından söz etme olanağı bulunduğu,
3- Davacının yersiz aylık ödemesi nedeniyle 80.498,88 TL borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkin olarak; dava tarihi itibariyle tam aylığa hak kazanamayan ancak 506 sayılı Yasa'nın geçici 81/C/b maddesi uyarınca 01.03.2018 tarihi itibariyle aylığa hak kazanan davacının borçlu olduğu tutarın tespitinde 01.03.2018 tarihi sonrası dönem için hak kazanılan aylık tutarın mahsubu gereğinin gözetilmemiş olmasının davacı yönünden kısmen haklılık unsuru içerdiği gerekçelerine dayalı olarak davanın açılmasına salt davalı Kurumun sebebiyet verdiğinden söz etmeye ve buna bağlı olarak da tüm yargılama gideri ve vekalet ücretinden davalı Kurumun sorumlu tutulması olanağı bulunmadığı halde, yazılı gerekçelerle hüküm kurulmuş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçeleriyle, davalı Kurum vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, Mahkeme kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmak suretiyle, davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde; Kurum aleyhine vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğu, davacının kısmen hak sayılacağı yönündeki değerlendirmenin kabulünün mümkün olmadığını ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık Kurum işleminin iptali istemine ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, dosyada yer alan tüm bilgi ve belgelerin incelenmesinde verilen hükmün yerinde olduğu anlaşılmakla temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
18.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.