MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2020/362 E., 2024/665 K.
Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar; taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının 18.02.1992-18.06.1995 tarihleri arasında davalı işveren yanında teknisyen sıfatıyla çalıştığını, SGK nezdinde davalı işveren tarafından belirttiği tarihler arası primlerin yatırılmamış olduğunu, ... Valiliği Tarım İl Müdürlüğü tarafından 1993/3. dönemde 75 gün, 1994/2. dönemde 87 gün ve 1994/3 dönemde ise 16 gün prim yatırıldığını tespit ettiğini, bu durumun kendisinin emeklilik işlemlerinde gecikmeye neden olduğunu beyanla davalı yanında 18.02.1992 - 18.06.1995 tarihleri arasındaki hizmetlerinin tespitini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; davacının sicil dosyasının incelenmesinde 24.09.1993 tarihinde işe girişinin bulunduğu, 1993/3 dönemden ... Valiliği Tarım İl Müdürlüğü işyerinde hizmetlerinin görüldüğünü, iddia edilen tarihler arasında sigortalı çalıştığı iddiasının hukuki olmadığını beyanla davanın reddini istemiştir.
2. Davalı ... tarafından davaya cevap verilmemiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 13.03.2012 tarihli kararı ile davanın kısmen kabulü ile davacının 18.02.1992-30.09.1994 tarihleri arasında davalı Kurumda çalıştığının tespitine
karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. İlk Bozma Kararı
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararının süresi içinde davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin (kapatılan) 12.11.2013 tarihli kararıyla; "...Somut olayda; kamu kurumu niteliği taşıyan ve bu nedenle çalışanların kayıtlara geçirilmesi ve ücret ödemelerinin belgelere dayandırılması asıl olan davalı işyerinde ihtilaflı dönemde çalıştığı iddia olunan davacının adına yazılı ücret belgesi olmayan dönemler için kabul kararı hatalıdır.
Yapılacak iş; davalı işyeri kamu kurumu olduğundan, davacının, anılan çalışmalarının, gerçekten olup olmadığını davalı kamu kurumunun kayıt ve ücret bordrolarından saptamak, işyeri şahsi sicil dosyasını getirtmek, bu tür belgelerde noksanlık varsa, bunun açıklanabilir nedeni bulunup bulunmadığını, ücretin nasıl ödendiğini araştırmak ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek gerçek çalışma olgusunu somut ve inandırıcı bilgilere dayalı şekilde 506 sayılı Kanun'un 2, 6, 9 ve 79/10 uncu maddeleri gereğince ortaya koyduktan sonra sonucuna göre karar vermekten ibarettir..." gerekçesiyle söz konusu karar bozulmuştur.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen İkinci Karar
Mahkemenin 22.09.2015 tarihli kararı ile açılan davanın kısmen kabulü ile davacının 18.02.1992-30.09.1994 tarihleri arasında Kuruma bildirilen süreler dışlanmak suretiyle davalı kurumda çalıştığının tespitine, fazlaya dair talebin reddine karar verilmiştir.
C. İkinci Bozma Kararı
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararının süresi içinde davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin (kapatılan) 05.10.2017 tarihli kararıyla; "...Mahkemece bozma kararına uyulduğu halde, bozma kararı gerekleri yerine getirilmemiştir. 09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca bozma kararına uyan mahkeme artık bozma kararı gereğince işlem yapmak ve hüküm vermek zorundadır.
Yapılacak iş, kamu kurumlarında çalışanların kayıtlara geçirilmesi ve ücret ödemelerinin belgelere dayandırılması asıl olduğundan ücret ödemesinin kayıtlara geçmemesinin nedenini araştırmak, davalı işyerinin muhasebecisinin tanık olarak beyanını almak, dava konusu dönemde Valilikte çalışan kişilerin kimler olduğunu belirleyip çalışmanın niteliği ile gerçek bir çalışma olup olmadığı yönünde yöntemince beyanlarını almak ve gerçek çalışma olgusunu somut ve inandırıcı bilgilere dayalı şekilde ortaya koyduktan sonra davacının çalışmasının sürekli çalışma olduğu anlaşılırsa sonucuna göre karar vermekten ibarettir..." gerekçesiyle söz konusu karar bozulmuştur.
D. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Üçüncü Karar
Mahkemenin 27.09.2018 tarihli kararı ile açılan davanın kısmen kabulü ile davacının 18.02.1992-30.09.1994 tarihleri arasında Kuruma bildirilen süreler dışlanmak suretiyle davalı Kurumda çalıştığının tespitine, fazlaya dair talebin reddine karar verilmiştir.
E. Üçüncü Bozma Kararı
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararının süresi içinde davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin (kapatılan) 27.01.2020 tarihli kararıyla; "... Somut olayda davacının çalışmalarının hangi işveren nezdinde geçtiği ve davacının ücretlerinin elden ödendiği beyanı karşısında ücretin kimin tarafından, nereden ödendiği belirlenmeden eksik araştırma ve inceleme ile karar verildiği anlaşılmaktadır.
Yapılacak iş; öncelikle davacıya hangi tarihler arasında hangi işverenlik nezdinde çalıştığını, dava dışı ... Tarım İl Müdürlüğü ünvanlı işyerinde fiili ve gerçek çalışmasının olup olmadığını açıklattırmak, davacının Kuruma bildirilmeyen hizmetlerinin bildirimi yapılan sürelerin arası mı olduğu yoksa dava dışı işyeri tarafından Kuruma eksik bildirim mi yapıldığı hususu üzerinde durmak, ayrıca dava dışı işyerinin Kanun kapsamında olduğu dönem içerisinde eksik hizmet bildiriminde bulunduğunun tespit edilmesi halinde dava dışı şirket işyerine husumet yöneltilmesi için davacıya mehil vermek, dahil edilen dava dışı işyerinin göstereceği bütün delilleri toplamak, ilgili işyerine ait hizmet tespiti istemine ilişkin olan ihtilaf konusu dönemler için işyerinin bordrolu tanıklarını re'sen tespit ederek duruşmalarda dinlemek, davacının çalışmalarının geçtiğini ileri sürdüğü işyerleri bir kamu kuruluşu olması, davalı işyerlerinde resmi kayıtlara dayanılması ve ücretlerin yazılı belge ile ödenmesinin esas olması dikkate alınarak Kuruma bildirilmeyen dönemlerdeki ücret belgeleri ve bu dönemde davacıya ücret ödenip ödenmediği, ödeme yapılmışsa kim tarafından ödendiğini araştırmak, davacının ücret ödemelerinin elden yapıldığı beyanı karşısında, başka elden ücret alan olup olmadığını araştırmak, ücretin kimin tarafından, nereden ödendiğini açıklatarak ücreti elden aldığı kişinin kim olduğunu tespit etmek, buna dair ödenen ücretin kaynağı da ortaya konulmak suretiyle davanın kamu düzenine ilişkin olduğu göz önüne alınarak araştırmayı genişletmek, tüm delilleri birlikte değerlendirmek, çalışmanın gerçek ve fiili çalışmaya dayandığının belirlenmesi halinde davacının hangi tarihler arasında hangi işverenlik nezdinde çalıştığını açıkça ortaya koyan infaza elverişli bir karar vermekten ibarettir..." gerekçesiyle söz konusu karar bozulmuştur.
F. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Dördüncü Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulü ile davacının;
1)18.02.1992-17.02.1993 tarihleri arasında davalı ... ünvanlı iş yerinde asgari ücretle sigortalı nitelikte fiilen çalıştığının tespitine,
2) 18.02.1993-22.09.1993 tarihleri arasındaki döneme ilişkin ve de kesintisiz çalışmaya ilişkin taleplerin esastan reddine,
3) 23.09.1993-30.09.1994 tarihleri arasındaki döneme ilişkin talebin hukuki yarar yokluğundan reddine,
4) 01.10.1994-18.06.1995 tarihleri arasındaki döneme ilişkin talebin bozma sonrası davalı lehine oluşan usuli müktesep hak sebebiyle reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1- Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davacının davalı bünyesinde gerçek ve fiili çalışması olduğunun tanık beyanları ile kanıtlandığını, her ne kadar 23.09.1993-30.09.1994 tarihleri arasında davacının davalı işyerinde çalışmasının bulunmadığı sonucuna ulaşılmış ise de bu sonucun hatalı olduğunu, davacının dava dışı ... Tarım İl Müdürlüğünde çalışmasının bulunmadığını, bu işveren karşı husumet yönetilmemiş olması sebebiyle bu döneme ilişkin ret kararı verilmesinin de hatalı olduğunu, 01.10.1994-18.06.1995 tarihleri arasında da çalışmasının olduğunu beyan etmektedir.
2- Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; dosya kapsamında, davacının iddia ettiği gibi davalı kurumda çalıştığına dair herhangi bir kesin delil ve belge olmadığı gibi dinlenen tanık beyanları dahi davacının çalışma olgusunu açıkça ispat etmekten yoksun olduğunu, bir çok tanık davacıyı tanımamakla birlikte çalışma ilişkisinin varlığına dair bilgi sahibi olmadıklarını, sadece davacı beyanı üzerine verilen kısmi kabul kararının yanlış, hatalı ve ıspattan yoksun olduğunu beyan etmektedir.
3- Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde; kamu kurumlarında çalışma iddiasının yazılı belge ile ispatının zorunlu olduğunu, ancak davacının yazılı delille ispat koşulunu sağlayamadığını, bozma sonrası verilen kararın Yargıtayın bozma gerekçelerine aykırı olduğunu beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının 18.02.1992-18.06.1995 tarihleri arasında davalı işyerinde geçen çalışmalarına ilişkin hizmet tespiti istemine ilişkindir.
Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden ilgililerden alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
11.02.2026 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.