MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/1579 E., 2025/2879 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Aksaray 1. İş Mahkemesi
SAYISI : 2023/582 E., 2024/296 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ve davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin sigortalılık başlangıç tarihini öğrenmek için davalı kuruma başvurduğunu, herhangi bir sigorta kaydına rastlanmadığı yönünde cevap verildiğini, müvekkilinin 2926 sayılı Kanun'a göre sigortalı olduğunu, kurumun eksik inceleme sonucu hatalı tespitte bulunduğunu, müvekkilinin 01.01.2005 tarihinde çiftçilik yaptığı için Bağ-Kur başlangıcını yaptırdığını, ... kayıtlarının bulunduğunu ve davalı kurumca yapılan hatalı tespit nedeni ile müvekkilinin hak kaybına uğradığını beyan ederek davacının sigortalılık başlangıç tarihinin 01.01.2005 olduğunun tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekili 12.01.2023 tarihli dilekçesi ile davasını ıslah ederek sigortalılık başlangıç tarihinin 01.062004 olduğunun tespitini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının çiftçilik faaliyetinden dolayı sigortalı sayıldığı tarihten itibaren yasal üç aylık süre içinde kuruma başvurarak kayıt ve tescilini yaptırmadığını, 2926 sayılı Kanun’un 8. maddesi uyarınca bu kanuna göre sigortalı sayılanları kuruma bildirmekle yükümlü bulunan köy veya mahalle muhtarınca da kuruma herhangi bir bildirimde bulunulmadığını, davacının tescilinin yapıldığı dönemden önceki bir yılda satmış olduğu ürün bedelinden prim tevkifatı yaptırmış olması halinde işbu tevkifata ait prim tutarının davalı kurum hesaplarına yatırıldığını ispatlayan tevkifat belgeleriyle birlikte davalı kuruma başvurması halinde bahse konu tevkifat prim tutarının kurum hesaplarına yatırılmış olduğu tarihi takip eden aybaşına kadar geri götürülebileceğini, davacının yetiştirdiği ürün bedelinden yapılan bir prim tevkifatı kesintisi bulunmadığını, davacının yetiştirdiği ürün bedelinden yapılan prim tevkifatı kesintisine ilişkin olarak davadan önce davalı Kuruma yaptığı bir tescil başvurusunun da söz konusu olmadığını beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
1)İlk Derece Mahkemesinin 21.02.2023 tarihli kararı ile davanın kabulüne, davacının Bağ-Kur sigortalılık başlangıcının 01.06.2004 tarihi olduğunun tespitine karar verilmiştir.
2)İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabul, kısmen reddine, davacının 01.06.2004-30.06.20 05... .09.2009-28.02.2011 tarihleri arasında Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespitine, 01.07.2005-30.11.2005 tarihleri arasında davacının tescili bulunduğundan bu süreler yönünden davanın hukuki yarar yokluğu sebebiyle reddine, davacı tarafın fazlaya ilişkin talebinin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
1)İlk Derece Mahkemesinin 21.02.2023 tarihli kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 31.10.2023 tarihli kararı ile; “...İncelenen dosya kapsamına göre: Davacı ... tarafından sigortalılık başlangıç tarihinin 01.01.2005 olduğunun tespiti istemli iş açılan iş bu davada mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, söz konusu kararın davalı Kurum tarafça istinaf edilmesi üzerine mevcut dosya dairemize gönderildiği anlaşılmıştır.
Tarım Bağ-Kur sigortalılığında bir günlük sigortalılık süresinin tespiti mümkün değildir. Sigortalılık hakkı kamu düzeniyle ilgili olup, bu haktan vazgeçilemez. Öte yandan tarım Bağ-Kur sigortalılığının temel koşulu kendi adına ve hesabına tarımsal faaliyette bulunmaktır. Bu şekilde tarımsal faaliyette bulunmak ise belli bir zaman dilimini gerektirmektedir. Kaldı ki, bir gün süreyle tarımsal faaliyette bulunduğunun kabulü, hayatın olağan akışına da aykırı olup prim kesintisine göre davacının sigortalı olduğu sürenin belirlenmesi gerekir (Yargıtay 21. Hukuk Dairesi 2016/18838 E - 2017/2065 K).
Bu nedenle Mahkemece; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "Hâkimin davayı aydınlatma ödevi" başlıklı 31. maddesi ile "Tarafların Dinlenilmesi" başlıklı 144. maddesi kapsamında, davacı tarafa talebinin sigortalılık süresinin belirlenmesine ilişkin olup olmadığı açıklattırılarak, davanın hangi sürelere ilişkin olduğu kesin olarak belirlendikten sonra, yargılama yapılarak elde edilecek sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması hatalı olmuştur.
Bu açıklamalar altında istinaf isteminin kabulü ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-a-6 maddesi gereğince İlk Derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Hakkında istinaf başvurusunda bulunulan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nun 353/1.a-6 hükmü gereğince ortadan kaldırılmasına,
2-Dosyanın davanın yeniden görülmesi için mahkemesine gönderilmesine,...” karar verilmiştir.
2)İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkilinin 30.06.1996 tarihinden 30.04.2008 yılına kadar tarımsal faaliyetlerinin 30.09.2008 tarihinden 28.02.2011 tarihine kadar esnaf faaliyetlerde bulunması ve bu dönemlere ilişkin sigorta kaydının bulunmaması dolayısıyla sigortalılığın tespitine karar vermesi gerekirken sadece 01.06.2004-30.06.20 05... .09.2009-28.02.2011 tarihleri arasında Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespitine karar vermesinin hatalı olduğunu beyan etmiktedir.
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Mahkemece usule ve yasaya aykırı karar verildiğini, davaya konu olaydaki eksiklikler tümüyle giderilmeksizin eksik inceleme ile davanın kabulüne karar verildiğini beyan etmiktedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
1.Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun geçici 7. maddesinin birinci fıkrasında; “Bu Kanun'un yürürlük tarihine kadar 17.07.1964 tarihli ve 506 sayılı, 02.09.1971 tarihli ve 1479 sayılı, 17.10.1983 tarihli ve 2925 sayılı, bu Kanun'la mülga 17.10.1983 tarihli ve 2926 sayılı, 08.06.1949 tarihli ve 5434 sayılı Kanun'lar ile 17.07.1964 tarihli ve 506 sayılı Kanun’un geçici 20. maddesine göre sandıklara tabi sigortalılık başlangıçları ile hizmet süreleri, fiili hizmet süresi zammı, itibari hizmet süreleri, borçlandırılan ve ihya edilen süreler ve sigortalılık süreleri tabi oldukları Kanun hükümlerine göre değerlendirilirler” yönünde düzenleme bulunmaktadır.
2.Bu durumda 01.10.2008 tarihinden önceki döneme ilişkin hizmet tespiti uyuşmazlıklarında mülga 506 sayılı Kanun; bu tarihten sonraki dönem bakımından ise 5510 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanması gerekmektedir.
3.Mülga 506 sayılı Kanun'un 79. maddesinin onuncu fıkrasında; "Yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar çalıştıklarını, hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak alacakları ilam ile ispatlayabilirlerse, bunların mahkeme kararında belirtilen aylık kazanç toplamları ile prim ödeme gün sayıları nazara alınır." hükmü bulunmaktadır. 5510 sayılı Kanun'un 86. maddesinin dokuzuncu fıkrası da aynı doğrultudadır.
4.Öte yandan Kanun'da öngörülen koşulların oluşmasıyla birlikte çalıştırılanlar, kendiliğinden sigortalı sayılırlar. Ancak bu kimselerin ayrıca Kanun'da sayılan istisnalara girmemesi gerekir. Çalıştırılanların başka hiçbir işleme gerek kalmaksızın sigortalı niteliğini kazanmaları 5510 sayılı Kanun’un 4 ve 92. maddeleri gereğidir.
5.506 sayılı Kanun kapsamında sigortalılık niteliği, anılan Kanun'un 2. maddesine göre hizmet akdinin kurulması ve 6. maddesi gereğince çalışmaya başlanması ile edinilir. 5510 sayılı Kanun kapsamında sigortalılık niteliği ise, anılan Kanun'un 4 üncü maddesinin 1 inci fıkrasının (a) bendine göre hizmet akdi ile bir veya birden fazla işveren tarafından çalıştırılmakla ve 7. maddesinin 1 inci fıkrasının (a) bendi uyarınca çalışmaya başladıkları tarihten ibaren edinilir. Söz konusu sigortalılık niteliği anılan Kanun'un 9 uncu maddesinin 1 inci fıkrasının (a) bendi uyarınca hizmet akdinin sonlandığı tarihte sona erer.
6.Anayasa'nın 60. maddesinde yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin davalar kamu düzeni ile ilgili olduğundan özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmeleri zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip gerek görüldüğünde kendiliğinden araştırma yapılarak delil toplanabileceği açıktır.
7.Diğer taraftan, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 26. maddesi uyarınca; "Hâkim tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre talep sonucundan daha azına karar verebilir." Hükmü mevcut olup aynı Kanun'un 297. maddesinin (2) nci Fıkrasında “hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir”, hükümleri öngörülmüş olup, hüküm sonucu kısmında gerekçeye ait her hangi bir söz tekrar edilmeksizin isteklerin her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların mümkünse sıra numarası altında birer birer açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir.
8.Eldeki davada ise Mahkemece yapılan yargılama sonunda verilen karar; davacının hangi talebine istinaden verildiği belli olmayan ve infaza elverişli nitelikte olmayan bir karardır. Bölge Adliye Mahkemesinin 31.10.2023 tarihli geri çevirme kararından sonra davanın somutlaştırılması kapsamında davacı; 2926 sayılı Kanun kapsamında tarım bağ-kur sigortalılığının tespiti mi yahut 1479 sayılı Kanun kapsamında sigortalılığının tespiti talebi mi olduğunu ve taleplerinin hangi döneme ilişkin olduğunu açıkça ortaya koymamıştır. Anılan her bir sigortalılığın koşulları farklı olup Mahkemece yapılan araştırmada da bu hususlar açıkça ortaya konulmadığı gibi mahkeme hükmünde hangi dönemin 2926 sayılı yasa kapsamında hangi dönemin 1479 sayılı Kanun kapsamında değerlendirildiği gösterilmemiştir. Mahkemece infaza elverişli ve gerçeğe uygun bir karar tesis etmek için davacının yeniden beyanı alınmalı, sonucunda belirtilen sigortalılık kapsamı ve süreleri ayrıştırılıp her biri usulünce araştırılmak suretiyle infazı elverişli hüküm kurulması gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle,
1.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2.İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
3.Peşin alınan temyiz harcının ilgilisine iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
09.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.