MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/651 E., 2024/2491 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Konya 2. İş Mahkemesi
SAYISI : 2019/1868 E., 2023/1030 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararının davalılar ..., ... ve Y.... Şti. vekili tarafından temyiz edildiği; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1.Davacılar vekili dava dilekçesinde, 09.05.2016 tarihinde 13:00 sıralarında Konya ili, ... ilçesi, ... Mahallesinde davalı ... .... San ve .... Ltd. Şti. tarafından işletilen taş ocağında meydana gelen iş kazası neticesinde müvekkileri ... ve ...'ın oğlu, ... ve ...'ın kardeşi ...'ın hayatını kaybettiğini, dava konusu iş kazasının davalı ...'ın operatörü olduğu paletli kepçeyi etrafını kontrol etmeden çalıştırması sonucu iş yeri sahasında yatmakta olan ...'ı ezerek ölümüne sebep olması şeklinde meydana geldiğini, dava konusu iş kazasında, müteveffanın herhangi bir kusurunun bulunmadığını, kazanın meydana gelmesinde davalı ... .... San ve .... Ltd. Şti. ve diğer davalıların tam kusurlu olduklarını, tüm bu nedenlerle davanın kabulüne, davacı ... için 1.000,00 TL maddi, 100,000,0 TL manevi, davacı ... için 1.000,00 TL maddi, 100,000,00 TL manevi, davacı ... için 50,000,00 TL manevi, davacı ... için 50,000,00 TL manevi tazminatın iş kazasının gerçekleştiği 09.05.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesi talep edilmiştir.
2.Davacılar vekili 24.04.2023 tarihli bedel artırımı dilekçesi ile maddi tazminat talebini anne ... için 433.799,93 TL baba ... için 261.517,54 TL olarak,18.10.2023 tarihli ıslah dilekçesi ile anne ... için 592.119,54 TL baba ... için 332.582,99 TL olarak artırmıştır.
II. CEVAP
1.Davalılar ... ...., ... ve ... vekili cevap dilekçesinde, dava konusu olayın müvekkili işverenin ve şahısların kastı veya iş güvenliği mevzuatına aykırı bir hareketi sonucu meydana gelmediğini, müvekkillerin kusurunun bulunmadığını, müteveffanın ise ağır kusurunun bulunduğunu, olayda illiyet bağının kesilmesi nedeniyle müvekkillerin tazminat sorumluluğunun bulunmadığını, müteveffanın iş makinesinin arkasına yere bir karton sererek uyumaya başladığını, kazanın gerçekleştiği anda da uyur vaziyette paletli kepçenin altında kalarak hayatını kaybettiğini, bu hususun müteveffanın ağır kusurunu ortaya koyduğunu, işçilerin işleri bittiklerinde dinlenebilmeleri için gerekli alanların iş yerinde mevcut olmasına rağmen işçinin uyumak için orayı seçmiş olmasının müvekkilleri için öngörülebilecek bir durum olmadığını, tüm işçilerin iş makinelerin kör noktaları olduğunu bilmekte olduğunu, buna rağmen aracın kör noktasına yatan ve kazanın meyana gelmesine asli kusurlu olarak sebebiyet veren ... olduğunu, ayrıca işe başlarken verilen eğitimlerde de iş makinaları çalışırken de makinalar ile aralarında en az 25 metre bulunması gerektiğinin tüm işçilere anlatıldığını, müteveffanın öğle yemeği saatindeki vaktini tamamen iş makinesinin altına yatarak uyumak için geçirmesinin başlı başına sonuca etkili kusurlu davranış olduğunu, ayrıca bir an için müteveffanın uyuyor olduğu düşünülse dahi ceza dosyasında yer alan tanık ifadeleri gözetildiğinde, hemen ekskavatörün yanında taş kırmaya devam edildiği, ekskavatörün çalışmaya başladığında manevra yaptığını, manevra sırasında çıkardığı sesler ve taş kırma işinin devam ettiği sırada ortaya çıkan gürültüde uykuya dalmış olması ve uyuyor iken kazanın meydana gelmiş olması ihtimalinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, tüm bu nedenlerle davanın reddine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesi talep edilmiştir.
2.Davalı ... cevap dilekçesinde, ... . Ltd. şirketinde sigortalı kepçe operatörü olarak çalıştığını, olay günü yemek molası arasında kepçeyi istop ettiğini, bu arada aynı şirkette çalışan maktul ...'ın ise şirketin araçlarının yağlama işleri ile uğraşan ve görev verilen birisi olduğunu, kendisi yemeğe gittikten sonra maktulün, kullandığı kepçenin altına bir karton kağıt serip uyuduğunu, yemek yedikten sonra kepçeye doğru yöneldiğini ve kepçenin kapısını açarak bindiğini ancak maktulün kepçenin altında yattığını görmediğini, daha sonra kepçeyi çalıştırıp hareket edince karşısında bulunan diğer sürücünün el kol hareketleri yaptığını gördüğünü ve kepçeyi durdurduğunu, bu sırada maktulün üzerinde paletin geçtiğini gördüğünü, olayın bu şekilde meydana geldiğini, tüm bu nedenlerle maddi tazminat koşulları oluşmayacağından talebin reddine, manevi tazminatın zenginleşme olmaması gerektiğini Mahkemece bir manevi tazminat hükmedilmesine karar verilecek olsa bile fahiş manevi tazminat talebinin kabul buyrulmayarak reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...dosyaya sunulan bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; dosya kusur oranının tespiti amacıyla bilirkişi heyetine tevdii olunmuş, bilirkişi heyeti raporunda davalı ... Temizlik ... Şti.'nin %60, şirket müdürü davalı ...'in %2, şantiye şefi ...'in %2, davalı ...'ın %20, müteveffanın %16 oranında kusurlu olduğu bildirilmiştir. Mahkememizce oluşa uygun bilirkişi raporundaki kusur oranları dikkate alınarak davacının meydana gelen kazada uğramış olduğu zararın tespiti açısından dosya aktüerya bilirkişisine tevdii olunmuş, aktüerya bilirkişisi tarafından sunulan raporu ile davacıların uğradığı maddi zarar hesaplanmıştır. Davalı taraf kusurlu hareketi sonucunda davacının uğradığı zararı karşılama yükümlülüğü altındadır. Mahkememizce davalıların kusurlu hareketi sonucunda davacıların uğramış olduğu maddi zarardan sorumluluğu dikkate alınarak bilirkişi raporunda davacıların yaşı, eğitim durumu ve yaptığı iş dikkate alınmak suretiyle hesaplanan murisin annesi davacı ...'ın 433.799,93 TL, murisin babası ...'ın 26.517,79 TL maddi tazminata hak kazandıkları tespit edilmiş ve hüküm altına alınmıştır. Aynı şekilde manevi tazminat açısından; davacıların, davalıların kusurlu hareketi sonucu müteveffanın iş kazasında yaralanması nedeniyle duymuş oldukları elem ve ızdırabı azaltmaya yönelik zarar getiren olayı özlettirecek nitelikte olmayan ancak gelişen iş güvenliğine ilişkin kurallar çerçevesinde aynı zamanda caydırıcı nitelikte de olan manevi tazminat miktarının kabulüyle davalılardan tahsiline karar vermek gerektiği kanaatiyle aşağıdaki hüküm tesis olunmuştur...." gerekçesiyle,
"A-Maddi tazminat talebinin kabulü ile
1.Müteveffanın annesi ... için maddi tazminat talebinin kabulü ile bilirkişi raporunda hesaplanan 433.799,93 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 09.05.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
2.Müteveffanın babası ... için maddi tazminat talebinin kabulü ile bilirkişi raporunda hesaplanan 261.517,79 TL maddi tazminatının kaza tarihi olan 09.05.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
B-Manevi tazminat talebinin kabulü ile
1.Müteveffanın annesi ... için manevi tazminat talebinin kabulü ile 100.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 09.05.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
2.Müteveffanın babası ... için manevi tazminat talebinin kabulü ile 100.000.00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 09.05.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
3.Müteveffanın kardeşi ... için manevi tazminat talebinin kabulü ile 50.000.00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 09.05.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
4.Müteveffanın kardeşi ... için manevi tazminat talebinin kabulü ile 50.000.00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 09.05.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine," karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar ..., ..., Y.... Şti. vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar ..., ..., Y.... Şti. vekili tarafından verilen temyiz dilekçesinde, müvekkilleri ve müteveffanın kusur oranlarının belirlenmesi amacıyla her ne kadar Mahkeme dosyasında kusur raporu alınmış ise de Ankara 49. Asliye Ceza Mahkemesi, Ankara 36. Asliye Ceza Mahkemesi, SGK Rehberlik ve Teftiş Başkanlığı ve Konya Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen kusur raporları arasında çelişkiler bulunduğunu, Mahkemece söz konusu kusur raporları arasındaki çelişki giderilmeden sonuca gidilmesinin hatalı olduğunu, dava konusu olayda müvekkilinin herhangi bir kusur ve sorumluluğunun bulunmadığını, manevi tazminat tutarının fahiş olduğu, manevi tazminata yasal faiz işletilmemesi gerektiği, alınan hesap raporunda PMF1931 yaşam tablosu yerine TRH 2010 yaşam tablosunun kullanılmasının hatalı olduğunu, hesap raporunda desteğin bakiye ömrü, aktif ve pasif yaşam dönemleri, desteğin kazancı, destekten yoksun kalanların paylarının yanı sıra tazminattan yapılacak indirim nedenlerinin de hesaplamada dikkate alınması gerektiğini belirterek kararın temyizen bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, iş kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
1.Davalılar ..., ... ve Y.... Şti. vekilinin davacılar lehine hükmolunan manevi tazminat tutarlarına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
a.Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun'un 352. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
b.6100 sayılı HMK'nın 110. maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı dikkate alınmalıdır.
c.Dosya içeriğine göre, temyize getirilen miktarlar Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 378.290,00 TL’nin altında bulunduğu anlaşılmakla temyiz itirazlarının aşağıdaki şekilde reddine karar verilmiştir.
2.Davalılar ..., ... ve Y.... Şti. vekilinin davacı ... lehine hükmolunan maddi tazminat tutarına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
a.Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun'un 352. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
b.Dosya içeriğine göre, temyize getirilen miktar, Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 378.290,00 TL’nin altında bulunduğu anlaşılmakla temyiz itirazlarının aşağıdaki şekilde reddine karar verilmiştir.
3.Davalılar ..., ... ve Y.... Şti. vekilinin davacı ... lehine hükmolunan maddi tazminat tutarına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen kararın, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Davalılar ..., ... ve Y.... Şti. vekilinin davacılar lehine hükmolunan manevi tazminata yönelik temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE,
2.Davalılar ..., ... ve Y.... Şti. vekilinin davacı ... lehine hükmolunan maddi tazminata yönelik temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE,
3.Davalılar ..., ... ve Y.... Şti. vekilinin davacı ... lehine hükmolunan maddi tazminata yönelik temyiz itirazlarının reddine, Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Fazla alınan temyiz harcının istek halinde ilgililere iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
18.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.