MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2025/618 E., 2025/1300 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 5. İş Mahkemesi
SAYISI : 2023/56 E., 2024/536 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararının davalı ... A.Ş. vekili tarafından temyiz edildiği; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; sigortalının 04.02.2014 tarihinde meydana gelen iş kazasında sürekli iş göremezliğe uğradığını iddia ederek maddi ve manevi tazminat isteminde bulunmuştur.
II. CEVAP
1.Davalı ... Ltd. Şti. vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının asgari ücret karşılığında kepçe operatörü olarak çalıştığını, ceza dosyasında tespit edildiği üzere kusurun davacıda olduğunu, kazanın meydana gelmesinde müvekkili şirketin kusurunun bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
2.Davalı ... A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; zamanaşımı itirazında bulunduklarını, husumet itirazlarının olduğunu, sorumluluğun ... Şirketine ait olduğunu, kazanın davacının kusuru ile meydana geldiğini, davacının şantiye şefinden habersiz şekilde tamirciyi beklemeden lastiğe hava basmaya çalıştığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile
"Davanın kısmen kabulüne,
1-6.985,39 TL geçici iş göremezlik nedeniyle maddi tazminatın kaza tarihi olan 04.02.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine,
2-3.083.502,58 TL sürekli iş göremezlik nedeniyle maddi tazminatın kaza tarihi olan 04.02.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine,
3-430,00 TL tedavi gideri alacağının dava tarihi olan 23.02.2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine,
4-100.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 04.02.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine,
5-Ekonomik geleceğin sarsılması nedeniyle tazminat talebinin reddine," karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya kapsamındaki kayıt ve belgelerden davacının 01.05.2012 tarihinde davalılardan ... Ltd. Şti.'de kayden çalışmaya başladığı, işin yapıldığı yerin ise ... .../İzmir adresinde faaliyet gösteren diğer davalı ... A.Ş.'ye ait beton santrali olduğu, kazanın 04/02/2014 tarihinde gerçekleştiği, davacının yaptığı iş, işin yapıldığı yer, davalılar arasında imzalanan sözleşmenin mahiyeti gözetildiğinde davalılar arasında asıl işveren alt işveren ilişkisi bulunduğu, SGK inceleme raporunda olayın iş kazası olduğu, kazanın meydana gelmesinde davalıların birlikte % 70 oranında kusurlu olduğu, davacı işçinin ise % 30 oranında kusurunun bulunduğunun tespit edildiği, SGK tarafından düzenlenen Kurum Sağlık Kurulu Raporunda davacının kaza nedeniyle % 37,2 oranında meslekte kazanma gücü kaybına uğradığı, Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulunun 07.12.2016 tarihli raporunda; meslekte kazanma gücü kaybı oranının % 37,2 olduğunun belirlendiği, İzmir 1. İş Mahkemesi 2017/149 Esas sayılı meslekte kazanma gücü kaybı tespiti istemli dosyasında; davacının meslekte kazanma gücü kaybı oranının % 44,2 olduğunun tespit edildiği ve hükmün Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleştiği, kurum kayıtlarının incelenmesinde; davacıya % 44,2 üzerinden gelir bağlandığının anlaşıldığı, Mahkemece meslekte kazanma gücü kaybı oranı tespiti istemiyle açılıp kesinleşen ilam doğrultusunda davacının % 44,2 oranında meslekte kazanma gücü kaybına uğradığının kabul edilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, Mahkemece aldırılan kusur heyet raporunda davalıların birlikte % 70 oranında, davacının ise % 30 oranında kusurlu olduğunun belirlendiği, hükme esas alınan raporda olayın meydana gelmesini önleme yönünden işverenin ve işçinin alması gerekli veya alabileceği önlemlerin neler olduğu, hangi önlemleri almadığı gibi hususların ayrıntılı bir biçimde incelenmek suretiyle kusurun aidiyeti ve oranı hususlarının duraksamaya yer vermeyecek biçimde saptandığı, raporun SGK Müfettiş raporu ve SGK tarafından açılan rücu dava dosyasında alınan rapor ile çelişki oluşturmadığı, Mahkemece ceza yargılamasında tespit olunan illiyet olgusuna ilişkin olarak yapılan değerlendirmenin de yerinde olduğu, hal böyle olunca alınan kusur raporuna itibar edilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, somut olay değerlendirildiğinde; tarafların karşılıklı iddia ve savunmaları, dosyadaki tutanak ve kanıtlar, tarafların kusur durumu, iş kazası nedeniyle davacının meslekte kazanma gücü kaybı oranı ve davacının uğradığı zarar ile olayın meydana geldiği tarihteki paranın alım gücü dikkate alındığında Mahkemece davacı adına hükmedilen manevi tazminat miktarının yerinde olduğu gerekçesiyle; davalılar vekillerinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353-(1) b) 1 maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı ... A.Ş. vekili temyiz dilekçesinde özetle;
a.Meydana gelen kazanın gerçekleşmesinde müvekkili şirketin kusurunun bulunmadığını, davacıya müdahale etmemesi hususunda talimat verilmesine rağmen kazanın davacının devam eden kusurlu davranışları neticesinde meydana geldiğini, Mahkeme kararının kesinleşen ceza dosyasında verilen karar ile çeliştiğini, tanık beyanlarından da anlaşılacağı üzere davacının kazanın meydana gelmesinde kusurlu olduğunu, Mahkemece İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nda düzenlenen çalışanın yükümlülüklerinin gözardı edildiğini, davalılar arasında eser sözleşmesi olduğunu,
b.Hükmedilen manevi tazminat miktarının fahiş olduğunu, manevi tazminat tutarı belirlenirken olay tarihi, yargılamada geçen uzun süre ve işleyecek faizlerin dikkate alınmadığını belirterek kararın temyizen bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, iş kazasında sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
1.Manevi tazminata yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
a.Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362 inci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ıncı maddesi atfıyla aynı Kanun'un 352 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
b.6100 sayılı HMK nın 110 uncu maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı dikkate alınmalıdır.
c.Dosya içeriğine göre, temyize getirilen miktarlar Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırının altında bulunduğu anlaşılmakla temyiz itirazlarının aşağıdaki şekilde reddine karar verilmiştir.
2.Maddi tazminata yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre, temyiz eden davalı ... A.Ş. vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.6100 sayılı HMK'nın “yargılama giderlerinin kapsamı” başlığını taşıyan 323. maddesinde yargılama giderlerinin hangi kalemleri kapsadığı tek tek sayılmış, bu madde içerisinde “Başvurma, karar ve ilam harçları yargılama gideri” kapsamında belirtilmiş, “yargılama giderlerinden sorumluluk” başlığını taşıyan 326. maddede “kanunda yazılı hâller dışında, yargılama giderlerinin, aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verileceği, aleyhine hüküm verilenler birden fazla ise mahkeme yargılama giderlerinin, bunlar arasında paylaştırabileceği gibi, müteselsilen sorumlu tutulmalarına da karar verebileceği”, “yargılama giderlerine hükmedilmesi” başlığını taşıyan 332 inci maddesinde ise; “yargılama giderlerine, mahkemece resen hükmedileceği, yargılama gideri, tutarı, hangi tarafa ve hangi oranda yükletildiği ve dökümün hüküm altında gösterileceği,” hüküm altına alınmıştır.
3.492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 15 inci maddesinde “Yargı harçları (1) sayılı tarifede yazılı işlemlerden değer ölçüsüne göre nispi esas üzerinden, işlemin nev'i ve mahiyetine göre maktu esas üzerinden alınır.” 16/1- 1.cümlesinde “Değer ölçüsüne göre harca tabi işlemlerde (1) sayılı tarifede yazılı değerler esastır.” 28/1-a maddesinde “Karar ve İlam Harcı” düzenlenmiş olup “Karar ve ilam harçlarının dörtte biri peşin, geri kalanı kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde ödenir. Şu kadar ki, ölüm ve cismani zarar sebebiyle açılan maddi ve manevi tazminat davalarında peşin alınan harcın oranı yirmide bir olarak uygulanır. Bakiye karar ve ilam harcının ödenmemiş olması, hükmün tebliğe çıkarılmasına, takibe konulmasına ve kanun yollarına başvurulmasına engel teşkil etmez.” hükümleri yer almaktadır.
4.Anayasa Mahkemesinin 14.01.2010 tarihli ve E. 2009/27, K. 2010/9 sayılı Kararında da belirtildiği üzere “Harç, idarece yapılan bir hizmetten yararlananlardan bu hizmet dolayısıyla alınan para, diğer bir deyimle verginin özel ve ayrık bir türüdür. Bu nedenle diğer harçlarda olduğu gibi, yargı harçlarında da kural; harcın, davayı açan veya harca mevzu olan işlemin yapılmasını isteyen kişi tarafından ödenmesidir. Ancak yargı yoluna başvurmak, başvuran kişiye bir harç yükümlülüğü yüklediği gibi, başvuranın haklı çıkması halinde bu yükümlülük yer değiştirmekte ve davada haksız çıkan tarafa yükletilmektedir. Bu nedenle nispi harca tabi davalarda, yargılama sonunda ödenecek harç miktarıyla birlikte, harcın gerçek sorumlusu da mahkeme kararıyla belirlenmektedir.”
5.Bu açıklamalar doğrultusunda somut olayda, davacının davalılardan tazminat istemi hususunda teselsül hükümlerine dayanarak tahsil talebinde bulunduğu, İlk Derece Mahkemesince verilen kararda da bu husus gözetilerek davalıların tazminat alacaklarından müştereken ve müteselsilen sorumluluklarına hükmedildiği, bu cümleden olarak hüküm ferileri hakkında da kararın niteliğine uygun olarak davalıların müteselsil sorumluluğuna hükmedildiği, böylece Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararda da istinaf başvurusu reddolan davalıların tek bir karar ve ilam harcından müteselsilen sorumluluklarına hükmedilmesi gerekirken; her bir davalının aynı miktardaki karar ve ilam harcından ayrı ayrı sorumluluklarına hükmedilmesi hatalı olmuştur.
6.Ne var ki bu yanlışlıkların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370. maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca kararın düzeltilerek onanması gerekir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle,
1.Temyiz eden davalı vekilinin davacının manevi tazminat istemleri hakkında kurulan hükümlere yönelik temyiz itirazlarının miktardan REDDİNE,
2.Temyiz eden davalı vekilinin diğer temyiz itirazları açısından Bölge Adliye Mahkemesi kararının nispi istinaf karar harçlarına ilişkin ikinci fıkrasının tamamen silinerek yerlerine geçmek üzere;
"Alınması gereken 217.971,61 TL istinaf karar harcından istinaf yoluna başvuran davalılarca peşin olarak yatırılan 54.493,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 163.478,61 TL'nin harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye gelir kaydına" rakam ve sözcüklerinin yazılması suretiyle kararın DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden ilgiliye iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
26.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.