MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 32. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2025/625 E., 2025/991 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 17. İş Mahkemesi
SAYISI : 2014/507 E., 2025/99 K.
Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın 6100 sayılı HMK.'nın 320/4 md. gereğince açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle yapılan incelemede; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü;
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının davalı işverenlikte aşçıbaşı olarak son net 2200TL ücretle çalıştığını, Şubat 2013 te iş yerinde iş kazasına uğradığını, iş kazası sonucu sürekli işgöremezliği bulunduğunu, davalı işverenin tazmin yükümlülüğü bulunduğunu iddia ederek, şimdilik 10.000 TL maddi tazminat ile 30.000 TL manevi tazminatın faiziyle davalıdan tahsilini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesi ile iş kazası ile ilgili SGK tarafından yapılan bir tespit bulunmaması ve bu konuda açılmış bir tespit davası da bulunmadığından esasa girilmeden dava şartları oluşmadan açılan davanın reddine karar verilmesini, bu talebimiz uygun görülmezse iş alan iddiasının asılsız olması nedeniyle esastan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesi yukarıda tarih ve numarası belirtilen kararında özetle; "..Somut olayımızda, davanın 21.10.2014 tarihinde açıldığı, ilk olarak 23.06.2020 tarihinde dosyanın işlemden kaldırıldığı, davacı tarafından davanın yenilendiği ve duruşmalara devam edildiği, 30.01.2025 tarihli celsede davacı vekilinin duruşmaya gelmediği ve davalı vekilinin davayı takip etmek istemediğini beyan ettiği ve dosyanın sehven işlemden kaldırıldığı anlaşılmıştır.
Yapılan açıklamalar ve mevcut yasa hükmü dikkate alındığında, HMK. 316. maddesi -d- fıkrası gereğince İş Mahkemelerinde görülen davaların "basit yargılama usulüne" tabii olduğu, davacı vekilince yenilenmesinden sonra tekrar takip edilmeyen dava hakkında 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanun'u 320/4 maddesi gereği açılmamış sayılması kararı verilmesi gerekmiştir...." denilerek;
-Davanın 6100 sayılı HMK.'nın 320/4 md. gereğince açılmamış sayılmasına.." karar verilmiştir.
IV.İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "..1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun, HMK. 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine, .." karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A.Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle;
1-Mahkeme tarafından 30.01.2025 tarihli celsede duruşmada hazır bulunmadığımızdan bahisle düşme kararı vermiş, yenileme talebimiz sonrası 19.02.2025 tarihli gerekçeli karar ile davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırıdır.
2-Her iki celsede, duruşma saatinden evvel Mahkeme salonuna gelindiğinde, dosyaların zamansal olarak geriden takip ettiği, duruşma saatlerinin 5'er dakika gibi kısa aralarla tayin edilmiş olduğu görülmüştür. Oluşan belirsizlik sebebiyle duruşma salonu önünde duruşma sırası tarafımızca beklenmeye başlanmıştır. Avukatlık görevimizi ifa etmek için başka koridora çıkma zarureti hasıl olmuş, kısa bir süre sonra dönüldüğünde, Mahkemenin duruşmalara devam ettiği fakat, davamızın görüldüğü ve davamızın müracaata bırakıldığı görülmüştür. Bu durum iş yoğunluğunun olduğu günlerde yaşanabilmektedir. Talihsizlikdir ki iş bu yargılama dosyasında iki sefer meydana gelmiştir.
3-Bununla birlikte Adli Tıp raporlarında olay ile netice arasında nedensellik bağı olmadığına ilişkin görüş beyan etmişse de müvekkilimizin bileğinde meydana gelen kırık ile tanıklar tarafından anlatıldığı üzere gelişen iş kazası birbiri ile uyumludur. Ayrıca iş kazası neticesinde bileğinde meydana gelen ciddi travmanın skafoid kemiğinde bulunduğu iddia edilen çökmeye tetikleyici, ilerletici ya da olumsuz başkaca etkileri olup olmadığı tartışılmamıştır. Dava dilekçemizde müvekkilimizin sol eli için efor kaybına dair talepte bulunmuş olmamıza rağmen bu hususta inceleme ve değerlendirme yapılmadığını belirterek temyiz talebinde bulunmuştur.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, meydana gelen iş kazası sonucu maddi ve manevi tazminatın davalıdan tahsili istemine ilişkindir.
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen kararın, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre dairemizce benimsenen ilkelere uygun olmasına, temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenlerin istinaf sebepleri olarak da dermeyan edildiği ve Bölge Adliye Mahkemesi kararında gerekçesi açıklanarak itirazların karşılanmış olmasına göre, ileri sürülen temyiz sebeplerinin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiş olması karşısında hükmün onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. KARAR
1.Davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
2.Aşağıda yazılı temyiz harcının ilgiliden alınmasına,
3.Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
10.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.