MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/372 E., 2025/1122 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Gebze 8. İş Mahkemesi
SAYISI : 2018/156 E., 2023/384 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararının davalı vekili tarafından temyiz edildiği; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; sigortalının 12.03.2015 tarihinde meydana gelen iş kazasında sürekli iş göremezliğe uğradığını iddia ederek maddi ve manevi tazminat isteminde bulunmuştur.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; işverene dava açılabilmesi için SGK tarafından maluliyet oranının tespit edilmesi, gelir bağlanması ve Kurumca karşılanmayan zararlarının bulunması gerektiğini, bu koşullar gerçekleşmeden açılan davanın dava şartı noksanlığı ve hukuki yarar yokluğu nedeni ile reddi gerektiğini, müvekkilinin anılan kaza nedeni ile kusuru ve sorumluluğu bulunmadığını, davacının SGK’ya müracaat edip durumunu tespit ettirmesi, sürekli iş göremezlik oranının belirlenmesi, maluliyet oranının tespitinin ardından davacıya gelir bağlanması, bağlanan gelirle karşılanmayan zararlarını ise ayrıca ispat etmesi gerektiğini, davacı tarafından ikame edilen dava, anılan yönleri ile usule aykırı olup reddini talep ettiğini, davacı iş kazası nedeniyle psikolojik olarak olumsuz etkilendiğini, müvekkili şirkette iş güvenliği ve işçi sağlığına ilişkin tüm yasal yükümlülükler yerine getirildiğini, tüm önlemlerin alındığını, davacının 12.03.2015 tarihinde geçirdiği iş kazasında; müvekkili firma tarafından alınması gereken tüm önlemlerin alındığını, kazanın gerçekleşmesinde kusurunun bulunmadığını, kaza sonrası davacıya tüm desteğin verildiğini, davacıya 209.587,91 TL ödeme yapıldığını ve yapılmaya devam edildiğini, davacının SGK'dan da iş göremezlik ödemesini aldığını, kazanın gerçekleşmesinde davacının kusurunun bulunduğunu, davacının tecrübeli bir çalışan olduğunu, kendi kusuru sonucu kazanın meydana geldiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile özetle; Adli Tıp Kurumu Başkanlığı 2. İhtisas Kurulunun 25.05.2023 tarih, 1824 sayılı kararında davacının sürekli iş göremezlik oranının %24,2 olarak tespit edildiği, kusura ilişkin alınan bilirkişi raporunda davalı ... San. ve .... A.Ş.'nin olayda %75 oranında kusurlu olduğu, kazalı işçi ...'in olayda %25 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiği, hesap bilirkişisi tarafından düzenlenen bilirkişi ve ek raporu irdelenmesinde; davacının 12.03.2015 tarihinde geçirdiği iş kazası nedeniyle karşılanmayan gerçek maddi zararının bilirkişi hesaplamaları doğrultusunda 915.289,34 TL olduğunun tespit edildiği, davacının kusur oranı, maluliyet oranı, tarafların ekonomik ve sosyal durumları, dosyada bulunan tüm bilgi ve belgeler bir bütün olarak değerlendirildiğinde; TBK. 50, 52, 58 ve TMK.'nın 4. maddesinde düzenlenen hakkaniyet ilkesi dikkate alınarak, iş kazasının meydana geldiği tarihten davanın açıldığı tarihe kadar geçen süre, tarafların kusur durumu ve oranları, davacının maluliyet oranı bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davacının duyduğu manevi acıya karşılık takdiren 50.000,00 TL manevi tazminatın kabulüne karar vermek gerektiği gerekçesiyle;
Davanın kabulü ile
-Maddi tazminat olarak; 915.289,34 TL'nin tespit tarihi olan 12.03.2015 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
-Manevi tazminat olarak; 50.000,00 TL'nin tespit tarihi olan 12.03.2015 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine şeklinde karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı ile davalı işverenin kusur durumlarının tespiti için bilirkişi heyetinden alınan raporun ehil ve konusunda uzman bilirkişi heyeti tarafından tanzim edildiği, SGK Rehberlik ve Teftiş Başkanlığı tarafından düzenlenen inceleme raporu ve dosya kapsamından Gebze 6. İş Mahkemesinin Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 2022/11934 E.-15427 K. sayılı ilamı ile onanmasına karar verilen rücu dosyasındaki kusur aidiyet ve oranları gözetildiğinde istinaf edenin sıfatına göre davalının kusura yönelik istinaf isteminin yerinde olmadığı, ayrıca dosya kapsamında ve UYAP'ta yapılan inceleme ve araştırmada somut olay ile ilgili ceza dosyasına rastlanmadığı, bu nedenle İlk Derece Mahkemesi tarafından bilirkişi heyeti tarafından tanzim edilen kusur durumunun tespitine ilişkin rapora itibar edilerek bu raporun hükme esas alınmasında hata bulunmadığı, somut olayda, değişik tarih ve miktarlardaki bu ödemelerin hiçbirisinin açıkça 12.03.2015 tarihli iş kazası nedeniyle oluşan maddi zararlar karşılığı olarak yapıldığının belirtilmemesine, ödemelerde buna ilişkin bir açıklama bulunmamasına (cevap ve istinaf dilekçesinde aylık ücretlerinin ödendiği beyan edilmesine ve ödemelerin maaş açıklaması ile yapılmış olmasına) göre ifa amacına yönelik ödeme olarak kabul edilmeleri ve buna bağlı olarak hesaplanan tazminattan mahsup olanağı olmadığı, bu nedenle davalı vekilinin bu yöndeki istinaf isteminin yerinde görülmediği, her ne kadar davalı tarafça sürekli iş göremezlik oranına itiraz edilmekte ise de davalının cevap dilekçesinde sürekli iş göremezlik oranının tespit edilmesi gerektiğine yönelik savunması, davacının Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu raporuna itirazı üzerine Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulundan rapor alındığı, Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu raporu ile Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulu raporları arasında çelişki olması nedeniyle Mahkemece Adli Tıp Kurumu İkinci Üst Kurulundan çelişkiyi giderici rapor alarak sonuca gidilmesi, yerleşik Yargıtay içtihatlarına uygun olduğundan davalının istinaf isteminin yerinde görülmediği, davalı tarafın askerlikte geçen sürenin hesaptan dışlanmasına yönelik istinaf nedeni ileri sürmekte ise de gerek kaza tarihinde davacının 40 yaşında olması gerekse iş kazalarında bakiye ömür hesabında askerlik süresinin dışlanacağına yönelik yasal düzenleme bulunmaması nedeniyle davalı itirazının yerinde olmadığı, Mahkemece Kurumdan %24,2 sürekli iş göremezlik oranının ilk peşin sermaye değerinin müzekkere ile sorulduğu, ne var ki Kurum tarafından cevabi müzekkere de %24,2 sürekli iş göremezlik üzerinden ilk peşin sermaye değeri bildirilmediği, taraf itirazları ve çelişki üzerine en son Adli Tıp Kurumu İkinci Üst Kurulunca belirlenen sürekli iş göremezlik oranı %24,2 oranı üzerinden bilirkişi tarafından hesaplanan peşin sermaye değerli gelirin ve geçici iş göremezlik ödemelerinin kusur oranında mahsubunda hata bulunmadığından davalı istinafının yerinde görülmediği, davacı yararına taktir edilen manevi tazminat tutarlarının yerinde görüldüğü gerekçesiyle; davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353-(1) b) 1 maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle;
a.Müvekkili işverenliğin, işçi sağlığı ve iş güvenliğine ilişkin tüm yükümlülüklerini eksiksiz bir şekilde yerine getirdiğini, her türlü önlemi aldığını, kazalananın kazaya ağır kusuruyla sebebiyet vermesi sebebiyle müvekkili işverenliğin vakıadan doğan tehlike sorumluluğunun illiyet bağının kesildiğini, kaçınılmazlık ilkesinin değerlendirilmediğini,
b.Davacının meslekte kazanma gücü kaybı oranına ilişkin yeterli araştırma yapılmadan aktüerya hesaplaması yapıldığını,
c.Hesap raporunun hatalı olduğunu,
d.Hükmedilen maddi ve manevi tazminatın fahiş olduğunu belirterek kararın temyizen bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, iş kazasında sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
1.Manevi tazminata yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
a.Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanunun 352. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
b.6100 sayılı HMK'nın 110. maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı dikkate alınmalıdır.
c.Dosya içeriğine göre temyize getirilen miktarlar Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırının altında bulunduğu anlaşılmakla temyiz itirazlarının aşağıdaki şekilde reddine karar verilmiştir.
2.Maddi tazminata yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen kararın, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Manevi tazminata yönelik temyiz dilekçelerinin miktardan REDDİNE,
2.Maddi tazminata yönelik temyiz itirazlarının reddine, Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
3. Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden ilgiliden alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
26.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.