MAHKEMESİ : ...Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2025/1303 E., 2025/1325 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : ...2. İş Mahkemesi
SAYISI : 2023/370 E., 2025/26 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I.DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının, davalıya ait işyerinde işe giriş tarihi 01.09.1999 olmasına rağmen, işveren tarafından Kuruma 14.09.1999 tarihinde işe giriş bildiriminde bulunulduğunu, davacının 01.09.1999 olan işe başlangıç tarihinde deneme süresinde olduğundan işe giriş bildiriminin yapılmadığını ileri sürerek, davacının davalıya ait işyerinde 01.09.1999-10.02.2002 tarihleri arasında geçen ve Kuruma bildirilmeyen hizmetlerinin tespitine karar verilmesini istemiştir.
II.CEVAP
1.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın hak düşürücü süreden reddinin gerektiğini, davalı tarafından tutulan kayıtlarda davacının iş akdinin başlangıç tarihinin 14.09.1999 tarihi olduğunu, buna ilişkin iş sözleşmesini sunduklarını belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
2.Feri müdahil Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın hak düşürücü süreden ve esastan reddini istemiştir.
III.İLK DERECE MAHKEME KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut olayda, davacının Iyaş .... işyerinde çalışmasının sona erdiği 10.02.2002 tarihinden sonra 2002 yılında askere gittiği, askerlik hizmeti sonrasında dava dışı ....'nin ... sicil sayılı işyerinde 06.01.2004 tarihinde çalışmaya başladığı, bu durumun davalı işyerindeki çalışmasını kesintiye uğrattığı, davalı işyerindeki çalışmasının kesintiye uğradığı 05.01.2004 tarihinin yıl sonu olan 31.12.2004 tarihinden itibaren 5 yıllık hak düşürücü sürenin sona erdiği 31.12.2009 tarihine kadar anılan hizmetlerin tespit yönünde dava açılması gerekirken, işbu davanın 02.05.2023 tarihinde açıldığı anlaşıldığından davanın reddine karar verilmiştir.
IV.İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V.TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; hükmün eksik inceleme ve hatalı değerlendirmeye dayalı olduğunu, davacının çalışmalarının blok çalışma olarak geçtiğinin kabulü ile hak düşürücü sürenin gerçekleşmediğinin kabulünün gerektiğini, aksinin hukuki güvenlik ve belirlilik ilkesinin açıkça ihlali anlamına geldiğini belirterek, hukuka aykırı verilen kararın temyizen bozulmasını istemiştir.
C. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, hizmet tespitine ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden ilgiliden alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Üye ...'ın muhalefetine karşı; Başkan vekili ... ile Üyeler ..., ... ve ...'ün oyları ve oy çokluğuyla
10.03.2026 tarihinde karar verildi.
KARŞI OY GEREKÇESİ
1. Çoğunluk ile aradaki temel uyuşmazlık hizmet tespit davasında 01.09.1999-10.02.2002 tarihleri arasında blok çalışması olduğunu iddia eden, ancak 14.09.1999 tarihinden sonra hizmeti kuruma bildirilen davacı sigortalının bildirim tarihi 14.09.1999 öncesi hizmetinin hak düşürücü süreye uğrayıp uğramadığı noktasında toplanmaktadır.
2. Somut uyuşmazlıkta davacının hizmeti 14.09.1999 tarihinde davalı işveren üzerinden kurum kayıtlarına intikal etmiştir. Mahkemece blok çalışmada kayıt öncesi hak düşürücü süreye uğradığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, kararın istinaf edilmesi üzerine ise Bölge Adliye Mahkemesince istinaf istemlerinin esastan reddine karar verilmiştir.
3. Kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine çoğunluk tarafından blok çalışmada kayıt öncesi 14.09.1999 öncesinin hak düşürücü süreye uğradığı, gerekçesi ile kararın onanmasına karar verilmiştir.
4. Çalışmanın blok çalışma niteliğinde olması yani kesintisiz devam etmesi halinde hak düşürücü süreden bahsedilemeyeceği gibi, mevsimlik çalışmanın bulunması ve bu çalışmanın yıllar itibariyle kesintisiz sürdüğünün kabulü halinde de çalışılmayan dönemde hizmet akdi askıda olduğundan hükme esas alınan 5 yıllık hak düşürücü sürenin başlangıcı olarak, mevsimlik çalışmanın sona erdiği yılın sonu esas alınması gerekir(...tarih ve ...). Belirtmek gerekir ki “hak düşürücü süre, bildirimsiz kalan çalışmalar yönünden öngörülmüştür. Belgelerden birisinin dahi Kuruma verilmiş olması veya Kurumca, fiilen ya da kayden sigortalı çalışma olgusunun tespiti hâlinde hak düşürücü süreden söz edilemeyecektir. Sigortalının kayda dayanan çalışması bildirilmiş veya kurumca saptanan çalışması var ise bu bildirilen veya saptanan hizmeti ile blok çalışmanın da zamanaşımına uğramadığı kabul edilmelidir.
5. Dairemizin 2021/10293 E, 2022/1056 Karar sayılı karşı oy gerekçelerinde ayrıntılı olarak açıklandığı gibi blok çalışmalarda kuruma bildirilen süre var ise sonraki çalışma için hak düşürücü süreye uğramaz kabulü önceki çalışma içinde kabul edilmeli ve hak düşürücü süre uygulanmamalıdır. Davacının 01.09.1999 tarihi ile sonrası kayda giren 14.09.1999 tarihini takip eden çalışmaları blok çalışmaya dayanmaktadır. Bu blok çalışma içinde kuruma intikal eden süreler olduğuna göre hak düşürücü süre önceleri içinde geçerli olmayacaktır. Blok çalışmanın bölünmezliği söz konusudur. Bu nedenle çoğunluğun hak düşürücü süre yönündeki onama gerekçesine katılınmamıştır.