MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2024/662 E., 2025/316 K.
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairemizce kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabul ve kısmen reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin, 03.02.2015 tarihinde davalı şirketin yapımını üstlenmiş olduğu ... İli ... İlçesi ... İlköğretim Okulu inşaatında kalıpçı ustası olarak çalışmakta iken yaklaşık 3 metre yükseklikten beton zemine düşmesi sonucunda yaralanmıştır. Davalı şirket, maddi ve manevi tüm zararlarını karşılayacağını taahhüt ederek, müvekkilin şikayetçi olmasını engellemiş ve hastane kayıtlarına iş kazası olarak bildirim yapılmasının önüne geçmiştir. Meydana gelen kazada, şantiye alanında gerekli güvenlik önlemleri alınmamış, eğitim ve iş güvenliği malzemesi verilmemiş, teknik eleman denetiminde işin devamı sağlanmamıştır. Bu nedenlerle, davalı şirket meydana gelen kazada asli ve tek kusurludur. Müvekkil, geçirmiş olduğu iş kazası sonrasında aylarca çalışamamış, kendi ihtiyaçlarını dahi karşılamakta zorlanmış ve ailesine karşı yükümlülüklerini yerine getirememiştir. Müvekkilin, geçirmiş olduğu iş kazası sonrasında sağ ayağında kırılma meydana gelmiş ve yapılan tetkik ve tedavilere rağmen eski sağlığına kavuşamamıştır. Haklı davamızın kabulüne, müvekkilimiz ...'nın uğradığı maddi zararın değerinin karşılığı olarak 156.429,27 TL maddi tazminatın kazanın gerçekleştiği tarih olan 03.02.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile müvekkile ödenmesine, müvekkilimizin yaşadığı acı ve ıstırabın bir nebze de olsa karşılanabilmesi için 30.000,00 TL, manevi tazminatın kazanın gerçekleştiği tarihten itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile müvekkile ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının da değindiği üzere kendisi 03.02.2015 tarihinde müvekkil... San. ve .... Ltd. Şti. bünyesinde çalışmıştır. Söz konusu kaza davacının belirtmiş olduğu kadar yüksek bir mevkide gerçekleşmeyip yapılacak keşif ve bilirkişi incelemeleri ile gerçek yükseklik daha net anlaşılacaktır. Müvekkil, kaza sonrası davacının gerekli sağlık yardımını alması ve müşahede altında tutulması amacıyla kendisini hastaneye götürmüş ve gerekli önlemleri bizzat almıştır. Davacı yanın beyan etmiş olduğu tazminata ilişkin taahhüt söylemi ve kayıtlara iş kazası olarak geçmemesine dair müvekkil çabalarının eksik olduğu iddiası gerçeğe aykırıdır. Zaten davacı, müvekkil bünyesinde sigortalı olarak çalışmaktadır. Söz konusu olayda da müvekkil davacının hastaneye nakline bizzat yardımcı olmuş, davacı çalışanı kandırma veya şikayetçi olmaması için hiç bir girişimi olmamıştır. Müvekkile SGK tarafından 3. İş Mahkemesinin 2015/531 E. sayılı dosyasının açılma sebebi müvekkilin iş kazasını geç bildiriminden kaynaklanmaktadır. Yukarıda da izah ettiğimiz üzere davacı kaza sırasında müvekkilin sigortalı çalışanı idi ve aynı zamanda kazadan hastanede bulunan kolluk kuvvetleri de haberdar edilmişti. Müvekkile isnat edilebilecek tek kusur SGK 'ya iş kazasının geç bildirimidir. Bu da idari bir kusurdur, ki bundan dolayı hakkında idare tarafından dava açılmış ve davacının iş göremezlik ödeneği kendisine rücu edilmiştir. Zaten müvekkile açılan dava kaza tespit davası değil, iş göremezlik ödeneğine binaen tahsil davasıdır. Yani müvekkil iş kazasını hiçbir zaman inkar etmemiştir. Davacı yan iş kazasında tarafımızın asli ve tek kusurlu olduğunu beyan etmiştir. Ancak bu iddialarını ispat edecek hiçbir delil sunmamışlardır. ... 3. İş Mahkemesinde 2015/531 E. sayılı dosyasındaki bilirkişi raporunda da izah edildiği üzere 5510 sayılı Kanun'un 21/2 fıkrası gereği iş kazasını geç bildirimden dolayı yapılacak tespitlerde kusur aranmaz. Bu nedenle bilirkişi de dosyayla ilgili keşif yapma ve kazayı analiz etme gereği duymamıştır. Dolayısıyla gerekli keşif vb. araştırmalar yapılmadan salt tahmine dayalı bilirkişi raporunda bile kusur %75 miktarında müvekkile yüklenmişken davacı yanın sadece beyan ile tarafımıza %100 kusur yüklemesinin izahı yoktur. Kaldı ki zaten biz müvekkilin kaza ile ilgili kusurunu kabul etmiyoruz. Davacı yan dava dilekçesinde aylarca çalışmadığını kendi ihtiyaçlarını bile karşılamakta zorlandığını beyan etmiştir. Ancak bu hususla da ilgili bir maluliyet raporu sunmamışlardır. Davacı her ne kadar manevi tazminat talebinde bulunsa da, kaza sonrası duymuş olduğu elem ve acının her nasılsa kaza tarihinden 3 yıl sonra aklına gelmesi, kazadan sonra müvekkilden şikayetçi olmaması davacının manevi tazminat isteminin gerçekçi olmadığını ortaya koymaktadır. Haksız ve yasal dayanaktan yoksun davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 16.11.20 21... /52 E., 2021/927 K. sayılı kararında; iş kazasının oluşumunda davacının %25 davalı işverenin %75 oranında kusurlu olduğu, davacının davaya konu iş kazası nedeni ile %9 oranında meslekte kazanma gücünü kaybettiği kabulünden hareketle davanın kısmen kabulü ile 149.187,67 TL maddi tazminat ile 15.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 25.10.20 22... /382 E., 2022/1696 K. sayılı kararında özetle; davanın kısmen kabulüne dair İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde, usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, yerinde görülmeyen davalı vekilinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemiz 15.05.2024 tarih, 2023/1253 Esas, 2024/5405 Karar sayılı ilamı ile özetle, sair temyiz itirazlarının reddi ile "...Mahkemece yapılacak iş; işçinin yaşı, işi, iş yerindeki kıdemi, mesleki kıdemi belirtilmek suretiyle meslek odalarından ve TÜİK’ten sigortalının alabileceği ücretleri araştırmak ve bu suretle kazalının ücretini tereddüte yer bırakmayacak şekilde belirlemek, yeniden hesap raporu alınmasının gerekmesi halinde davacının temyiz isteminin bulunmaması nedeniyle 22.09.2021 tarihli kök bilirkişi hesap raporundaki bilinen (iskontosuz), bilinmeyen (iskontolu) dönem başlangıç ve bitiş tarihleri değiştirilmeden hesaplama yapılması gerektiğini göz önünde bulundurmak suretiyle usuli kazanılmış hakları da gözeterek oluşacak sonuca göre bir karar vermekten ibarettir..." gerekçesiyle karar bozulmuştur.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen İkinci Karar
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yukarıda belirtilen tarih ve sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz sebepleri olarak özetle; davalı işverenin olayda kusurlu kabul edilmesinin hatalı olduğunu, davacı işçinin kazaya neden olduğunu, kazanın tamamen işçinin dikkatsizliği ve kusuru neticesinde meydana geldiğini, davacının kusurlu davranışlarının değerlendirilmediğini, davacının ücretinin hatalı belirlendiği, hesap raporunun hatalı olduğu gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, iş kazasından kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369. maddesinin birinci fıkrası ile 371. maddeleri, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 51, 52, 54, 55... . maddeleri, 5510 sayılı Kanun'un 13, 16, 19... . maddeleri ile 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu hükümleri.
3. Değerlendirme
Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden ilgiliden alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
05.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.