MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/1243 E., 2025/1385 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Osmancık 2. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
SAYISI : 2023/176 E., 2024/66 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili ve fer'i müdahil Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 29.05.2003 tarihinde davalı işverenin yanında eczacı kalfası olarak çalışmaya başlamış, 31.03.2004 tarihinde askere gitmiş olduğunu, askerlik dönüşü tekrar aynı yerde işe başlamış, 30.04.2009'da işten çıkarılan davacı işçi, yeniden 02.06.2009 tarihinden işe başlatılmış olduğunu, 02.06.2009 tarihinden çıkartıldığı 04.07.2022 tarihine kadar kesintisiz bir şekilde davalı işverenin eczanesinde çalışmış olduğunu, 1 Temmuz 2022 tarihinde asgari ücretlerin arttığı gün, davalı işveren asgari ücretteki artışı bahane ederek çalıştırdığı 2 kişiden birini işten çıkarmak istediğini müvekkiline bildirmiş, akabinde 04.07.2022 tarihinde haksız ve hukuka aykırı şekilde asgari ücretin altında bir ücretle çalıştırmayı teklif etmiş ve yine iş sözleşmesinde esaslı değişiklik getiren kısmi çalışma önerisi sunmuş olduğunu, kanuna aykırı teklifleri kabul etmeyen müvekkili hak ve alacaklarını almadan istifaya zorlanmış olduğunu, müvekkili, davalı işverenin İş Kanununa ve hukuka aykırı tekliflerini ret etmesi üzerine de, davalı işveren "Gidip istediğiniz yere başvurup hakkınızı isteyebilirsiniz" diyerek müvekkili ve diğer dava dışı işçinin iş akdine son vermiş olduğunu, müvekkili
Temmuzun 4'üne kadar (dahil) çalışmış olduğunu, davacı işçinin iş akdine davalı işverence son verilmesine karşın, işveren Sigortalı İşten Ayrılış Bildirgesinde "03" istifa kodu ile ve 30.06.2022 tarihi olarak işten ayrılış göstermiş olduğunu, fazlaya ve diğer konulara ve kötüniyet tazminatına ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla, davanın kabulünü, öncelikle hizmet tespit davasının görülerek 01.07.2022-04.07.2022 tarihleri arasındaki(bu günler dahil) sigortalılık hizmetinin tespitini, eksik sigorta primlerinin ödenmesini, bilirkişi tarafından alacak miktarı tespit edildikten sonra tamamlanmak üzere şimdilik 100,00-TL ücret alacağı, 100,00-TL fazla çalışma ücret alacağı, 100,00-TL UBGT alacağı, 100,00-TL yıllık izin alacağı, 100,00-TL AGİ alacağı, 350,00-TL kıdem tazminatı, 150,00-TL ihbar tazminatının; AGİ alacağı, ücret alacağı, fazla mesai alacağı, UBGT alacağı, kıdem tazminatı için mevduata uygulanan en yüksek banka faizi ile birlikte, yıllık izin alacağı ve ihbar tazminatının yasal faizi ile birlikte davalı işverenden tahsilini, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davalı işverene yüklenmesine karar verilmesini, talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı İş Kanunu kapsamında işçi sıfatını taşımadığını, 4857 .... İstisnalar kenar başlığı ile madde 4 / ı) bendinde 507 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar Kanunu'nun 2. maddesinin tarifine uygun üç kişinin çalıştığı iş yerlerinde İş Kanunu hükümleri uygulanmaz, amir hükmü uyarınca müvekkilinin iş yerinde 2 sigortalı çalışanı bulunduğundan Türk Borçlar Kanunu hükümleri uygulanmasının gerektiğini, bu nedenle davacının 4857 sayılı Kanun kapsamında kıdem ve ihbar tazminatı ve işçilik alacakları davası açma hakkı bulunmadığını, dolayısı ile iş bu dava iş mahkemesi sıfatı ile görülemeyeceğini, genel mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemesi sıfatı ile açılması gerekirken iş mahkemesi sıfatı ile açılmış olması görev yönünden davanın reddini gerektiğini, davacı asgari ücretle çalışmakta maaşına ek olarak yemek ve yol yardımı vs. eklentiler olmadığını, hizmet süresine göre kıdem ve ihbar tazminatı hesaplanabileceğini, davacı kullanmadığı yıllık izinleri varsa bilecek durumda olduğunu, dolayısı ile bu talepler davacı tarafça hesabı mümkün olduğundan belirlenebilir nitelikte olduğunu, bu bağlamda belirtilen alacaklarla ilgili olarak belirsiz dava açılmasında hukuki yarar bulunmadığı açık olduğunu, hukuki yarar yokluğu nedeni ile davanın reddi gerekmekte olduğunu, hizmet tespiti davaları ile birlikte açılan 4857 sayılı Kanun kapsamında işçi sıfatı ile çalışan davacı işçinin işçilik alacaklarına ilişkin davanın tefriki gerekmekte olduğunu, davacı asgari ücretle çalıştığını, öncelikle davacının 4857 sayılı Kanun kapsamında kıdem ve ihbar tazminatı davası talep ve dava hakkı olmadığını, öncelikle hizmet tespit davası ile tazminat ve işçilik alacaklarına ilişkin davanın tefrikini, haksız ve hukuksuz açılan davanın reddini, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin karşı yana yüklenmesine karar verilmesini, talep ve beyan etmiştir.
Fer'i müdahil Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının 01.07.2022 - 04.07.2022 tarihleri arasında davalı iş yerinde kesintisiz olarak çalıştığının tespitini talep ettiğini, davacı vekili hizmet tespit davasının ve işçilik alacakları davasının birlikte açmış olduğunu, ancak bu davaların tefriki gerektiğini, işçilik alacakları davasında Kurumun taraf olmadığını, iki davanın yargılama uygulamaları da farklı olduğunu, hizmet akdi ile çalışılan sürenin tespitine ilişkin davalar nitelikleri gereği, kamu düzenine ilişkin olup; mahkemenin taraflarca ibraz edilen delillerle bağlı olmaksızın re'sen araştırma yetkisi ve yükümlülülüğü bulunduğunu, işçilik haklarına ilişkin davalar ise, 4857 sayılı İş Kanunu'ndan kaynaklandığını, bilindiği üzere bu tür davalar taraflarca hazırlama ilkesine tabi olup, anılan davalarda kişi iradesi önemli rol oynadığı gibi taraf anlaşmaları da geçerli olduğunu, ayrıca bu haklardan her zaman için vazgeçilebileceğini, işçi ile işveren arasında görülen bu tür davalarda Kurumun, davalı sıfatı bulunmadığını, hizmet tespit davalarında hak düşürücü süre hakim tarafından resen dikkate alınırken, varken işçilik alacaklarındaki zamanaşımı süresi anacak taraflarca ileri sürülebileceğini, her iki davanın
istinaf ve temyiz incelemeleri farklı dairelerde farklı yöntemlerle uygulanmakta olup, bu iki davanın birlikte görülmesinin yanlış olduğunu, davacının Kurumda 1...0 sigorta sicil numarası ile kayıtlı sigortalı olup, şahsi sicil dosyasının incelenmesinde 6289 gün sigortalı çalışmasının olduğu, davalı iş yerindeki çalışmalarının 29.03.2003 tarihinde de başladığı, 30.04.2009 tarihine kadar aralıklı olduğu, 02.06.2009-30.06.2022 tarihleri arasında ise kesintisiz olarak devam ettiği tespit edilmiş olduğunu, davacı ise çalışmalarının 04.07.2022 tarihine kadar devam ettiğini iddia ettiğini, çalışmanın resmi kayıtlarda gözükmesi asıl olup, resmi kayıtlarda gözükmeyen çalışmanın ispatı da ancak aynı nitelikte belge ile olmalı, sadece tanık anlatımlarına dayanılarak karar verilmemesinin gerektiğini, hizmet tespitine yönelik davalar kamu düzenini ilgilendirdiğinden hâkimin özel bir duyarlılık göstererek delilleri kendiliğinden toplaması ve sonucuna göre karar vermesi gerektiğini, öncelikle hizmet tespit davasının tefrikini, davacının haksız ve yersiz davasının reddini, yargılama giderlerin ve ücreti vekaletinde karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini, talep ve beyan etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne, davacının 01.07.2022-04.07.2022 tarihleri arasında davalı iş yerinde hizmet aktiyle çalıştığının tespitine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili ve fer'i müdahil Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; yerel Mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, tanık beyanlarının ispata elverişli olmadığını, 2-3 Temmuz günlerinin hafta sonuna denk geldiğini ve tek eczane olmaları sebebi ile nöbet usulü çalışma olmadığından davacının bu tarihlerde çalışmadığını, yine davacının 04.07.2022 tarihinde çalışması olmadığını, 04.07.2022 - 05.07.2022 tarihlerinde işe gelmediğine dair tutanaklar bulunduğunu davanın reddi gerektiğini belirterek kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Fer’i müdahil SGK vekili temyiz dilekçesinde özetle; yeterli inceleme ve araştırma yapılmadan karar verildiğini, davacının 30.06.2022 tarihi sonrası çalışmasına ilişkin belge bulunmadığını, davanın reddi gerektiğini belirterek kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, hizmet tespiti istemine ilişkindir.
Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekili ve fer'i müdahil Kurum vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden ilgiliye yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
09.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.