MAHKEMESİ : Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2025/619 E., 2025/921 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Trabzon 4. İş Mahkemesi
SAYISI : 2023/184 E., 2025/13 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı fer'i müdahil Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; davacının davalıya ait... no.lu bina inşaatında 1992 Haziran ayında 7 gün, 1992 Temmuz ayında 1 gün ücret alarak çalıştığını, işveren bordrolarda günlerini göstermiş ise de bordroya sigorta numarasının yazılmadığını, davalı Kuruma 19.04.2021 tarihli yazı yazılarak, bordroda adı ve soyadı belirtilen davacının günlerinin hizmet cetveline işlenmesinin istenildiğini, talebine olumlu cevap verilmediğini belirterek davacının davalıya ait bina inşaatında bordrolarda görüldüğü gibi 1992 Haziran ayında 7 gün, 1992 Temmuz ayında 1 gün yapılan çalışmaların tespitiyle, aksi yöndeki davalı kurum işlemlerinin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı tarafından cevap dilekçesi sunulmamıştır.
Fer'i müdahil vekili; Kurum kayıtlarında yapılan araştırmada ... ... sicil sayılı dosyada... Sanayi Şirketi adına işlem gören iş yerinin 10.05.1992 tarihinde kanun kapsamına alındığını, 03.12.1997 tarihinde kanun kapsamından çıkarıldığını, söz konusu dosyanın imha olduğunu, 5510 sayılı Kanun'un 4. ve 6. maddelerinde belirtildiği üzere sigortalılığın oluşumu yönünden fiilen çalışma olgusunun varlığının zorunlu olduğunu, Yargıtay yerleşik içtihatları doğrultusunda da bir kimsenin sigortalı sayılabilmesi için çalışma ilişkisinin hizmet akdine dayanması ve işçinin işverene ait işyerinde onun denetim ve gözetimi altında fiilen yerine getirmesinin zorunlu olduğunu, bunun için çalışma ilişkisinin kesin olarak ispatlanması, hak düşürücü 5 yıllık sürenin de göz önünde tutulması gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut olayda dinlenen tanıklar ve gelen belgelere göre bordro tanığı ... davacının kendisinden sonra çalıştığını, bordro tanığı ... ... davacının 10-15 gün kendisinin çalıştığı dönemde çalıştığını, davacı tanığı ... 15-20 Haziran 1992 arası davacının 5 gün çalıştığını, davacı tanığı ... 15.06.1992'de davacının çalışmaya başladığını davacının 6 gün çalıştığını, bordro tanığı ... davacıyı hatırlamadığını, davacı tanığı ... kendisinin 1992 yılında ... Kooperatifinde çalıştığını davacıyı aradan çok uzun zaman geçtiği için hatırlayamadığını, davacı tanığı ... kendisinin davalı kooperatifte 1992 yılında çalışmaya başladığını kalfalarının ... olduğunu davacının çalışması olduğunu hatırlamadığnı aradan 24 yıl geçtiğini beyan etmiş, SGK tarafından davaya konu işyerinden denetim raporu istenmiş denetim raporu işyerinin imha olması nedeniyle gönderilemediği anlaşıldığı SGK cevap dilekçesi eki incelendiğinde davaya konu işyerinin bordrosunda davacının 1992 yılının Haziran ayında 7 gün, Temmuz ayında 1 gün çalışmasının olduğunun belirtildiği, bordroda davacının sicili olmaması nedeniyle SGK tarafından çalışmanın kaydedilmediğinin anlaşıldığı SGK'nın 28/11/2024 tarihli yazı cevabı incelendiğinde dinlenen tanıklar ..., ...'nun 1992 yılının 2. döneminde çalışmaları olduğu, tanık ..., ..., ..., ..., ve ... ...'in 1992 yılının hem 2. döneminde hem de 3. döneminde çalışmaları olduğu anlaşılmış, tanık beyanlarının genel olarak değerlendirilmesinden davacının toplam 5-15 gün civarında çalıştığı anlaşılmakta olup, SGK cevap dilekçesi eki incelendiğinde davaya konu işyerinin bordrosunda davacının 1992 yılının Haziran ayında 7 gün çalışmasının olduğunun belirtildiği ve tanık beyanları birlikte değerlendirilerek 1992 yılınının Haziran ayında davacının 7 gün çalıştığı kabul edilmiş bazı tanıklar davacının Temmuz ayında çalışması olmadığını bildirmişse de işyerinin bordrosunda davacının 1 gün çalıştığının belirtildiği aradan uzun zaman geçmesi nedeniyle tanıkların beyanlarının net olamayacağı ve tanık beyanlarından müfettiş gelmesi sebebi ile bildirimde bulunulduğu ve sigortasız çalışan olmadığı bildirilmekte olup işverence çalışmayan işçi için fazladan bildirim yapıldığını düşünmek hayatın olağan akışına aykırı olduğu dikkate alınarak Temmuz ayındaki 1 günlük çalışma da kabul edilmiş bordro listesinde çalışması bulunup da Mahkemece dinlenmeyen tanıklar bulunsa da talep edilen dönemin üzerinden yaklaşık 33 yıl geçtiği, davacının çalışması kısa sürdüğü gözetildiğinde davacıyı hatırlamama ihtimalinin yüksek olduğu, dinlenen tanıkların bir kısmı davacının çalıştığını beyan ettiği ve SGK cevap dilekçesi eki incelendiğinde davaya konu işyerinin bordrosunda davacının 1992 yılının Haziran ayında 7 gün, Temmuz ayında 1 gün çalışmasının olduğunun belirtildiği gözetilerek başkaca tanık dinlenmemiş, davanın kabulüne; davacının ... işyeri sicil numaralı ... Kooperatifi işyerinde 1992 yılı Haziran ayında 7 gün 1992 yılı Temmuz ayında 1 gün çalıştığının tespitine, aksi yöndeki Kurum işleminin iptaline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde fer'i müdahil Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında, davacının davalı işverenliklerdeki çalışmalarının Kuruma bildirildiği anlaşıldığından davanın hak düşürücü süre içinde açıldığı, İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama ile tüm dosya kapsamından davacının davalı işveren nezdinde tespitine karar verilen tarihlerde çalıştığı, yeterince dönem bordro tanığının, taraf tanığının beyanının alındığı, dönem bordro tanıklarınca davacının çalışmasının, hizmet ilişkisinin doğrulandığı, davacının tespitine karar verilen dönemde başka işyerinde çalışmasının bulunmadığı dikkate alındığında kurulan hükme ilişkin Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla fer'i müdahil Kurum vekilinin istinaf istemlerinin 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Fer'i müdahil Kurum vekili temyiz dilekçesinde; Kurum kayıtlarında yapılan araştırmada ... sicil sayılı dosyada... Sanayi Şirketi adına işlem gören iş yerinin 10.05.1992 tarihinde kanun kapsamına alındığını, 03.12.1997 tarihinde kanun kapsamından çıkarıldığını, söz konusu dosyanın imha olduğunu, 5510 sayılı Kanun'un 4. ve 6. maddelerinde belirtildiği üzere sigortalılığın oluşumu yönünden fiilen çalışma olgusunun varlığının zorunlu olduğunu, Yargıtay yerleşik içtihatları doğrultusunda da bir kimsenin sigortalı sayılabilmesi için çalışma ilişkisinin hizmet akdine dayanması ve işçinin işverene ait işyerinde onun denetim ve gözetimi altında fiilen yerine getirmesinin zorunlu olduğunu, bunun için çalışma ilişkisinin kesin olarak ispatlanması, hak düşürücü 5 yıllık sürenin de göz önünde tutulması gerektiğini, Mahkemece dinlenen tanıkların beyanları birbirleriyle uyuşmadığından daha fazla tanık dinlenilmesi gerektiğini ayrıca uzman bir bilirkişiden rapor tanzim edilmesinin istenilmesine rağmen bu hususun göz ardı edilmesinin de hukuka aykırı olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, hizmet tespiti istemine ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup fer'i müdahil Kurum vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
05.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.