MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/1320 E., 2023/1601 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 2. İş Mahkemesi
SAYISI : 2015/140 E., 2023/404 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ile davalılardan ... vekili tarafından temyiz edilmek ve de davalı gerçek kişi ... vekili tarafından duruşma talep edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin ve işin duruşmaya tabi olduğunun anlaşılması nedeniyle duruşma talebinin kabulüne karar verildikten sonra duruşma için 04.03.2025 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmiştir. duruşmalı temyiz eden davalı ... adına gelen olmadı. Davacı adına... geldi. Diğer davalı ... Tasfiye Memuru ... ... ...’a 3 defa tebligat yapıldığı ve tebligatların bilâ tebliğ iade edildiği görüldü. Gelenin yüzüne karşı duruşmaya başlanıp sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra duruşmaya son verilerek aynı günde dosyanın mahalline geri çevrilmesine karar verilmiştir. Dosyanın tekrar Dairemize gönderilmesinden ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili özetle; müvekkilinin iş kazası nedeniyle sürekli iş göremezliğe uğradığı, kazanın davalıların kusurlarından ileri geldiğinden bahisle dava dilekçesinde ... TL maddi, ... TL manevi tazminat istedikten sonra aşamalarda maddi tazminat istemlerini ... TL’ye arttırmıştır.
II. CEVAP
Davalı ... vekili özetle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile iş kazası nedeniyle davacının %40,00 oranında sürekli iş göremezliğe uğradığı, kazanın oluşumunda davacının %20, davalı işveren Kooperatifin %80 ve bu %80 içerisinde olmak kaydıyla işveren vekili davalı ...’ın %5 oranında kusurlu olduğu kabulünden hareketle davacının maddi ve manevi tazminat istemlerini kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ile davalı gerçek kişi ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ SEBEPLERİ
Davacı vekili özetle, Mahkeme tarafından hükmedilen tazminat ve tazminata esas gelirin düşük hesaplandığını, müvekkilinin tazminat talep edeceği gelirin daha yüksek olması gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
Davalı ... vekili özetle, Mahkemece davacının kaza sonrasında çalışıp çalışmadığı ve gerçek gelir kaybının bulunup bulunmadığı araştırılmadan hüküm kurulduğunu, davacının iddia ettiği şekilde büyük bir iş gücü kaybının bulunmadığını ve hükmedilen miktar kadar gerçek bir maddi zararının oluşmadığını, bilirkişi raporunda yapılan hesaplamanın hatalı olduğunu ve davacının kaza sonrasında hiç çalışmamış gibi değerlendirilmesi nedeniyle fahiş miktarda tazminata hükmedildiğini, müvekkili ... aleyhine dava açılmasının HMK’nın 114. maddesine aykırı olduğunu, müvekkilinin yalnızca davalı Kooperatifin yönetim kurulu başkanı olduğunu ve bu sıfatı nedeniyle davada hasım gösterilmesinin hukuka aykırı bulunduğunu, bu nedenle müvekkilinin davalı sıfatının kaldırılarak onun yönünden husumet nedeniyle ret kararı verilmesi gerektiğini, bilirkişi raporunda belirlenen kusur oranlarının hukuka ve Yargıtay içtihatlarına aykırı olduğunu, davacının kendi beyanlarında betonun yeni sulandığını, aşağıdan gelen sese bakmak amacıyla balkon kısmına yaklaştığını ve dengesini kaybederek düştüğünü açıkça ifade ettiğini, olayın yeni dökülmüş tabliye üzerinde gerçekleştiği dikkate alınmadan balkon korkuluğu yapılmış olsaydı olayın meydana gelmeyeceği yönünde değerlendirme yapılmasının isabetsiz olduğunu, sürekli inşaat devam eden ve kat çıkılan bir yapıda balkon korkuluğu yapılmasının teknik olarak mümkün olmadığının gözetilmediğini, olayın meydana gelmesinde asli kusurun davacıya ait olduğunu ve davacının kendi tedbirsiz davranışı nedeniyle kazaya sebebiyet verdiğini, müvekkili ...’un bilirkişi raporunda yalnızca kooperatif başkanı olması nedeniyle %5 oranında kusurlu kabul edilmesine rağmen gerekçeli karardaki bu tespitle çelişecek şekilde hüküm kısmında müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulduğunu, müvekkiline yalnızca %5 kusur isnadı bulunmasına rağmen tüm dosya alacağından sorumlu tutulmasının, hakkında icra takibi başlatılmasının ve tüm malvarlığına haciz uygulanmasının Anayasa’ya, Türk Borçlar Kanunu’na ve Türk Ticaret Kanunu’na aykırı olduğunu, kooperatifin fiilen malvarlığının bulunmaması nedeniyle tüm tazminat yükünün müvekkiline yüklenmesinin hakkaniyete, menfaatler dengesine ve eşitlik ilkesine aykırı bulunduğunu, ayrıca kazanın davacının görev alanı dışında bir işi yapması nedeniyle meydana geldiğini, olayda asıl kusurun davacıya ait olmasına rağmen eksik ve hatalı kusur raporu doğrultusunda müvekkili aleyhine fahiş miktarda tazminata hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
VI. DEĞERLENDİRME ve GEREKÇE
Uyuşmazlık, iş kazası nedeniyle sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
Dava ehliyeti, kişinin bizzat veya vekili aracılığıyla bir davayı davacı veya davalı olarak takip etme ve usuli işlemleri yapabilme ehliyetidir. Dava ehliyeti, medeni hakları kullanma ehliyetinin usul hukukunda büründüğü şekildir; dolayısıyla, medeni hakları kullanma ehliyetine ( fiil ehliyetine ) sahip gerçek ve tüzel kişiler dava ehliyetine de sahiptirler.
Taraf sıfatına gelince; bir hakkı dava etme yetkisi (dava hakkı) kural olarak o hakkın sahibine aittir. Bir hakkın sahibinin kim olduğu, dolayısıyla o hakkı dava etme yetkisinin kime ait olduğu, (o davada davacı sıfatının kime ait olacağı) tamamen maddi hukuk kurallarına göre belirlenir. Ancak, bir davanın davacısının o dava yönünden davacı sıfatına sahip bulunmadığının belirlenmesi halinde, mahkeme dava konusu hakkın mevcut olup olmadığını inceleyemeyeceği ve sıfat yokluğundan davanın reddine karar vermek zorunda olduğu için, taraf sıfatı usul hukukunun da düzenleme alanındadır.
Eş söyleyişle, sıfat, dava konusu sübjektif hak (dava hakkı) ile taraflar arasındaki ilişkidir. Taraf ehliyeti, dava ehliyeti ve davayı takip yetkisi, davanın taraflarının kişilikleriyle ilgili olduğu halde, taraf sıfatı dava konusu sübjektif hakka ilişkindir (...-...-..., ...., 7. baskı, ... 1995, s. 231). Bu nedenle, davanın tarafları, taraf ehliyetine sahip olmalıdır. Yani, bir davada taraf olabilmek için, ya, hakiki şahıs; ya da, hükmi şahıs olmak gerekir. Zira, taraf ehliyeti, medeni hukukun haklardan istifade ehliyetine tekabül eder (..., ...., C. I-II, 7. Baskı, ... 2000, s.288).
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 06.06.2007 tarih, 2007/10-358 Esas, 2007/337 Karar sayılı kararında da benimsendiği üzere; ticari şirketin tüzel kişiliği ticaret sicilinden silinmesi (terkini) ile sona erer. Tüzel kişiliğin sona ermesi için tasfiye işlemlerinin eksiksiz yapılmış olması gerekir. Şayet tasfiye işlemleri gerektiği gibi tamamlanmamış ve tasfiyesi gereken hususlar eksik bırakılmış ise, tüzel kişilik ticaret sicilinden silinse bile şirketin tüzel kişiliğinin sona erdiğinin kabulü olanaksızdır. Bu durumda, tüzel kişiliğin yeniden ihyasına gidilerek taraf teşkili sağlanmak suretiyle yargılamanın devamının sağlanması gerekir.
Somut olayda, hüküm altına alınan tazminatlardan sorumlu tutulan davalı Kooperatifin dava tarihinden sonra ve fakat İlk Derece Mahkemesi kararından önce 28.02.2020 tarihinde ticaret sicilinden terkin edildiği anlaşılmaktadır.
Mahkemece yapılacak iş; davacı tarafa davalı ... eldeki dava nedeniyle ihya etmesi için önel vermek, ihya davası açıldığı takdirde bu davanın sonucunu beklemek, tüzel kişiliğin yeniden ihyası halinde, taraf teşkili sağlandıktan sonra çıkacak sonuca göre bir karar vermekten ibarettir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle,
1.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına,
2.İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Temyiz eden tarafların sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,
Temyiz harcının istek halinde ilgililere iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
10.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.