MAHKEMESİ : Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/2141 E., 2025/1221 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Diyarbakır 1. İş Mahkemesi
SAYISI : 2022/301 E., 2023/333 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili asıl ve birleşen davada, davacıların murisi...’ın Bağ-Kur sigortalısı olduğunu, 24.01.2000 tarihinde vefat etmesi üzerine davacıların talebi üzerine kendilerine ölüm aylığı bağlandığını, davalı Kurumun maaş kesme işleminin dayanağı bulunan Bağ-Kur genel müdürlüğü işleminin hukuka aykırı olduğunu, dava konusu işlemin iptaline ve davacıların davalı kuruma borçlu olmadıklarının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili, davalı Kurum işlemlerinin hukuka uygun olduğunu savunarak, davaların reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesince;
'' A-Esas dava bakımından;
Davacının davasının kısmen kabulüne,
1-Davalı Kurumun 15.02.2002 tarih ve 02494 sayılı işleminin 15.02.2000-20.04.2002 tarihleri arasına yönelik emeklilik aylığının kesilmesine dair kısmının iptaline,
2-Davalı Kurumun 15.02.2002 tarih ve 02494 sayılı işleminin iptal edilen Bağ-Kur sigortalılığı hizmetinin davacılar murisine geri verilmesine dair kısmı açısından dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına,
B-Birleşen dava bakımından;
2-Davanın kabulü ile davacıların, davalı Kurumun 15.02.2002 tarih ve 02494 sayılı işleminden kaynaklı olarak borçlu bulunmadıklarının tespitine, karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı Kurum vekili dilekçesinde özetle; davacılar murisi...’ın 10.05.2000 tarihinde İl Müdürlüğüne vermiş olduğu giriş bildirgesi ile ... ve ... 01.01.1986 girişli üyelik kaydına istinaden kayıt ve tescil edildiği, adı geçen sigortalının ticari vergi kaydı ve oda kaydının bulunmadığı, oda kayıtları ile ilgili tespit tutanağı tutulmadığı, oda kayıtlarıyla ilgili şüphe oluşması nedeniyle Genel Müdürlükçe ilgili oda kayıtlan üzerinde müfettiş soruşturması yapıldığı, ... SSK İl Müdürlüğünce kurum adına sahte evrak (14.09.2001 tarih ve ... numaralı sahte hizmet birleştirme cetveli) ile o Kurumdan yaşlılık aylığı bağlandığı, durumun ... SSK İl Müdürlüğüne bildirilmesiyle yaşlılık aylığının iptal edildiği , sigortalıya söz konusu sahtecilikle yaşlılık aylığı bağlandığı, müvekkil Kurumun işleminin hukuka uygun olduğu açık olmasına rağmen asıl dava ve birleşen davanın reddi gerekirken kabulüne karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu beyan ederek temyiz yoluna başvurmuştur.
B. Değerlendirme ve Sonuç
Uyuşmazlık, asıl davada ... davacının Kurumun 1479 sayılı Kanun'a tabi sigortalılığını ve yaşlılık aylığını iptal eden işlemlerinin iptali, birleşen davada ise borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkeme kararlarının, infaza elverişli olması, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 297. maddesindeki (Mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 3 88... . maddelerinde) tanımlanan unsurları taşıması ve “iki tarafa tahmil ve bahşedilen haklar şüphe ve tereddüdü mucip olmayacak surette gayet sarih ve açık yazılması” yönündeki usül hükümlerine uygun yazılması gerekir.
Eldeki davada, davacı asıl davada Kurum'un emeklilik aylığının kesilmesi işleminin iptali ve murisin hizmetlerinin geri verilmesi, birleşen davada ise borçlu olunmadığının tespitini talep etmiş olup Mahkemece asıl davada, kurum işleminin iptaline ve Bağ-Kur sigortalılığının geçerli sayılması talebine ilişkin yargılama sırasında yürürlüğe giren 5510 sayılı Kanun'un Geçici 54. maddesinin uygulanmasının Kurumca kabul edilmesi ve davacılar murisinin hizmetlerinin iade edilmesi nedeniyle bu talep yönünden davanın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına; birleşen dava yönünden ise davanın kabulüne karar verilmiş ve verilen karar usule uygun ise de; hükmün A fıkrasında 'davacının davasının kısmen kabulüne' ifadesinin kullanıldığı, verilen kararda reddedilen bir kısım bulunmadığı bu nedenle 'davacının davasının kısmen kabulüne' ifadesinin kullanılması isabetsiz bulunmuştur.
Ne var ki bu konuların düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hüküm bozulmamalı, 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370. maddesi gereğince düzeltilerek onanmalıdır.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
İlk Derece Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının A bendinde yer alan "Davacının davasının kısmen kabulüne," ifadesinin çıkarılmasına, hükmün A bendinin;
''A-Esas dava bakımından
1-Davacının, davalı Kurumun 15.02.2002 tarih ve 02494 sayılı işleminin iptaline yönelik talebinin Kabulü ile 15.02.2000-20.04.2002 tarihleri arasına yönelik emeklilik aylığının kesilmesine dair Kurum işleminin iptaline,
2-Davalı kurumun 15.02.2002 tarih ve 02494 sayılı işleminin iptal edilen Bağ-Kur sigortalılığı hizmetinin davacılar murisine geri verilmesine dair kısmı açısından dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına,'' şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
23.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.