MAHKEMESİ : Denizli Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2025/575 E., 2025/932 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Denizli 6. İş Mahkemesi
SAYISI : 2024/151 E., 2025/26 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, davacının SSK kapsamında yurt dışı borçlanması yaparak yaşlılık aylığına hak kazanmak için 13.10.2016 - 18.10.2016 tarihleri arasında Denizli ilinde bulunan bir iş yerinde 6 gün sigortalı olarak Türkiye'de bulunduğu esnada hizmet akdine bağlı olarak fiilen çalıştığını, bilahare yurt dışı (Almanya) hizmetlerini 3201 sayılı Kanun göre Kuruma borçlandığını, borçlanma bedelini davalı Kuruma ödediğini, müvekkilinin 50 00... yıl ve yaş şartlarını tamamladığı için kendisine 01.02.2017 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlandığını, müvekkiline üç yılı aşkın yaşlılık aylığı ödendikten sonra davalı Kurum müfettişlerinin müvekkilinin sigortalı çalıştığı iş yeri hakkında yaptığı bir inceleme neticesi düzenlenmiş olduğu 12.02.2020 tarihli raporuna istinaden müvekkilinin çalıştığı iş yerindeki tüm 4/1-a çalışmaların iptal edilmesi gerektiği sonucuna varılarak müvekkilinin yaşlılık aylığının iptal edildiğini, müvekkilinin Kurum tarafından çıkartılan yersiz ödeme bedellerinin tamamını ödediğini, akabinde Bağ-Kur üzerinden 410 günlük daha yurt dışı borçlanması yaparak toplam hizmet süresini 5410 güne yükselttiğini, Kuruma 25.08.2023 tarihinde yeniden tahsis talebinde bulunduğunu, müvekkiline 5400 gün ve 61 yaş şartı ile Bağ-Kur kapsamında yaşlılık aylığı bağlanabileceğinin, bildirildiğini, tahsis talebinin uzun süre sonra 13.05.2024 tarihli yazı ile reddedildiğini, müvekkilinin şu an 59 yaşını doldurmuş durumda olduğunu ve 56 yaşını doldurduğu tarihte ve tüm borçlanma bedellerini ödeyip tahsis talebinde bulunduğu ayı takip eden aybaşında kısmi yaşlılık aylığına hak kazandığını, bu taleplerinin davalı Kurumun işlemi ile reddedildiğini, işlemin hatalı olduğunu ileri sürerek 25.08.2023 tarihli tahsis talebini takip eden aybaşı olan 01.09.2023 tarihinden itibaren kısmi yaşlılık aylığı bağlanması ile birikmiş aylıkların yasal faiziyle birlikte ödenmesine, aksi yöndeki Kurum işleminin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının işbu davanın açılmasında hukuki yararının bulunmadığını, davanın öncelikle hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının dosyasının tetkikinde sigortalının 19.01.2017 tarihli talebine istinaden 01.02.2017 tarihinden itibaren baglanan yaslılık aylıgının Kurum Sosyal Güvenlik Denetmenlerinin 12.02.2020 tarih, 2020/MB-14 sayılı raporuna istinaden 2016 yılında Türkiye'deki çalısmalarının fiili olmadıgı tespit edildiginden iptal edilmiş olduğunu, Türkiye çalışması ve yurtdısı borçlanmasına istinaden baglanan yaslılık aylığının başlangıçtan itibaren iptal edildiğini, sigortalının yurtdışı borçlanmasının Bagkur'a devredildiğini ve o zamana kadar yersiz olarak tarafına ödenen aylıkların borç çıkartıldığını, iptali istenen işlemde hukuka ve davacının emeklilik şartlarına dair aykırılıkların bulunmadığını, bu sebeple davanın kabulünün mümkün olmadığını, ayrıca, davalı Kurum kayıtlarının esas olduğunu, davacının bunun aksini ancak aynı değerdeki yazılı belgelerle ispatlayabileceğini, yukarıda açıklanan nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davanın kabulüne; davacının 01.09.2023 tarihinden itibaren 1479 sayılı Kanun Geçici m.10/3-e hükmüne göre kısmi yaşlılık aylığına hak kazandığının tespiti ile aksi yöndeki Kurum işleminin iptaline, 5510 sayılı Kanun m.42 hükmü gözetilmek kaydıyla; davacının hak kazandığı aylıkların, ödenmesi gereken tarihlerden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile,
"Davacının, Kurumca gerçeği yansıtmadığı gerekçesiyle iptal edilen Türkiye'de geçen 4/1-a kapsamındaki 13.10.2016-18.10.2016 hizmet bildirimiyle ilgili işlemler eldeki davanın konusu değildir.
Türkiye Cumhuriyeti ile Almanya Federal Cumhuriyeti arasında 30.07.1964 tarihinde imzalanan ve 01.11.1965 tarihinde yürürlüğe giren Sosyal Güvenlik Sözleşmesi'nin 29/4. maddesinde "Bir kimsenin ...girişinden önce bir ... sigortasına girmiş bulunması halinde, ... Sigortasına girişi, ...giriş olarak kabul edilir." hükmü bulunmaktadır.
Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerin birlikte değerlendirilmesinden; yukarıda bahsi geçen iptal edilen hizmet bildirimi haricinde yurt dışında geçen ve sigortalılık süresi kabul edilen 5410 gün prim ödemesinin bulunduğu, davacının sigortalılık başlangıç tarihinin 01.11.1985 ve doğum tarihinin 22.02.1965 olduğu, kısmi yaşlılık aylığı bağlanması şartlarının 1479 sayılı Kanun'un geçici 10/3-e maddesine göre belirlenmesi gerektiği ve davacının tahsis talep tarihi itibarıyla 56 yaşını doldurmuş olduğu da dikkate alındığında kısmi yaşlılık aylığı bağlanması şartlarının oluştuğu anlaşıldığından; Mahkemece davacının 01.09.2023 tarihinden itibaren 1479 sayılı Kanun'un geçici 10/3-e maddesine göre kısmi yaşlılık aylığına hak kazandığının tespiti ile aksi yöndeki Kurum işleminin iptaline, 5510 sayılı Kanun'un 42. maddesi gözetilerek davacının hak kazandığı aylıkların, ödenmesi gereken tarihlerden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine dair hüküm tesis edilmesi hukuka uygundur." gerekçesiyle istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle,
1.Talep konusu süre yönünden davanın zamanaşımına/hakdüşürücü süreye uğradığını, bu nedenle davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin yerinde olmadığını,
2.Sosyal Güvenlik Denetmeni tarafından hazırlanan raporda, davacının 2016 yılındaki Türkiye çalışmalarının fiili olmadığının tespit edildiğini, Kurum kayıtları ile sabit olan bu hususun Mahkeme tarafından araştırılmadığını, işbu dosyada asıl incelenmesi gereken hususun çalışmanın fiili ve gerçek olup olmadığının tespiti iken dosyanın ivedi olarak bilirkişiye gönderilmiş sonrasında da işbu hatalı kararın verilmiş olduğunu, kararın eksik inceleme ile verildiğini ileri sürerek bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, kısmi yaşlılık aylığı bağlanmasına hak kazanıldığının tespiti ile birikmiş aylıkların faiziyle birlikte ödenmesi ve aksi yöndeki Kurum işleminin iptali istemine ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, davalı Kurum vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
26.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.