MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2024/380 E., 2025/116 K.
Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I.DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; dava dışı ... San. ve Tic. A.Ş.’nin Kuruma olan prim borçları nedeniyle davacıya gönderilen ödeme emrinin iptaline karar verilmesini istemiştir.
Dairenin bozma kararından sonra bu dosya ile birleşen Adana 3. İş Mahkemesi 2010/813 Esas sayılı dosyası ile 2009/20206 takip numaralı ödeme emrinin, Adana 3. İş Mahkemesi 2010/587 Esas sayılı dosyası ile 2010/25610 takip numaralı ödeme emrinin, Adana 3. İş Mahkemesi 2010/812 Esas sayılı dosyası ile 2009/20205 takip numaralı ödeme emrinin, Adana 3. İş Mahkemesi 2010/586 Esas sayılı dosyası ile ... numaralı ödeme emrinin, Adana 2. İş Mahkemesi 2013/477 Esas sayılı dosyası ile 2009/11952 takip numaralı ödeme emrinin iptali istenmiştir.
II.CEVAP
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddini istemiştir.
III.MAHKEME KARARI
Mahkemenin 27.07.2009 tarih ve 176 - 483 E.K. sayılı kararıyla; 506 sayılı Kanun'un 79/7 ve 5510 sayılı Kanun'un 86/c-7 maddelerinde belirtilen mecburi usule uyulmadığı, prim borç tahakkuk yazıları düzenlenerek davacıya tebliğ edilmediği, anılan Kanun maddelerindeki prosedürün Kurumca uyulması gereken zorunlu prosedür olduğu, davacıya Kurumun borcuna Ünite İtiraz Komisyonuna itiraz hakkı tanınmadığı, usuli eksikliği gidermeden doğrudan takibe geçildiğinden bahisle, Kurumca yapılan takibin usuli eksiklikler nedeniyle iptaline karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Birinci Bozma Kararı
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Dairenin 15.03.2011 tarih ve 2009/15894 - 2011/3533 E.K. sayılı kararı ile Mahkemenin, davalıya yapılan tebliğin usulsüz olduğu, beyan ettiği öğrenme tarihine itibar edilerek, işbu davanın 7 günlük yasal sürede açıldığına ilişkin kabulünün yerinde olduğu; bununla birlikte, davaya konu olayda, 506 sayılı Kanun'un 79. maddesi kapsamında re’sen tahakkuk işleminin bulunmadığı, 2004/12, 2005/1-3, 2006/5-9, 2007/3-12, 2008/1-12. aylar arasındaki dönemde çalıştırılan ve Kuruma bildirilen sigortalılara ilişkin ödenmeyen prim borçlarından dolayı takip yapıldığı, 506 sayılı Kanun'un 80. ya da 6183 sayılı Kanun'un 35. maddelerine dayanarak, prim borcundan kaynaklanan alacağının tahsiline ilişkin olarak, takip yapılması öncesinde, 506 sayılı Kanun'un 79. maddesinde belirtilen şekilde bir prosedürün öngörülmediği gözetildiğinde, Kurumun, 6183 sayılı Kanun uyarınca takip yaparak, ödeme emri göndermesinde kanuna aykırı bir yön bulunmadığı, Mahkemece, işin esasına girilerek davacının dava konusu takip dosyasından gönderilen ödeme emrine konu prim borçlarından dolayı sorumlu olup olmadığı belirlenerek, hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmiş olmasının usul ve kanuna aykırı olduğu gerekçesiyle hüküm bozulmuştur.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen İkinci Karar
Mahkemenin 14.11.20123 tarih ve 2011/419 - 2023/155 E.K. sayılı kararı ile bozma kararına uyularak, davacının 02.05.2007 tarihli Genel Kurul kararı ile üst düzey yöneticiliğinin sonlandığı, işbu kararın 25.05.2007 tarihli Ticaret Sicil Gazetesi ile ilan edildiği, davacının üst düzey yöneticiliği nedeni ile 2007/4 ay öncesi borç nedeni ile şirket ile birlikte sorumluluğu olduğu, 2007/4. ay (dahil) ve devamı borçlardan sorumluluğu olmadığı, Adana 9. Ağır Ceza Mahkemesi 2012/460 Esas ile görülen hileli iflas davasında beraat kararının sorumluluğunu değiştirmediği, ödeme emrine itirazında kısmen haklılık nedeni ile Kurumun icra inkar talebinin reddedildiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne Kurumca davacıya gönderilen 2009/11951 takip no.lu ödeme emrinin kısmen iptaline, davacının işbu ödeme emrindeki 2007/4. ay (dahil) ve devamı olan borçlardan sorumlu olmadığının tespitine, davacının işbu ödeme emri nedeniyle 216.036,48 TL asıl alacak 116.941,88 TL gecikme zammı olmak üzere toplam 332.978,36 TL'den sorumlu olduğuna, Kurumun %10 icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
C. İkinci Bozma Kararı
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Dairenin 21.10.2024 tarih ve 2024/1738 - 2024/10014 E.K. sayılı kararı ile eldeki dosyada, Dairenin bozma kararından sonra Adana 3. İş Mahkemesi 2010/813 E. sayılı dosyasının 06.12.2013 tarihinde bu dosya ile birleştirildiği ve 2009/20206 takip no.lu ödeme emrinin iptalinin talep edildiği, Adana 3. İş Mahkemesi 2010/587 E. sayılı dosyasının 06.12.2013 tarihinde bu dosya ile birleştirildiği ve 2010/25610 takip no.lu ödeme emrinin iptalinin talep edildiği, Adana 3. İş Mahkemesi 2010/812 E. sayılı dosyasının önce 13.7.2012 tarihinde 2010/587 E. ile sonra 2013/477 E. ile son olarak bu dosya ile birleştirildiği ve 2009/20205 takip no.lu ödeme emrinin iptalinin istendiği, Adana 3. İş Mahkemesi 2010/586 E. sayılı dosyasının 13.07.2012 tarihli karar ile bu dosya ile birleştirildiği ve ... no.lu ödeme emrinin iptalinin talep edildiği, Adana 2. İş Mahkemesi 2013/477 Esas sayılı dosyasının 11.12.2014 tarihinde bu dosya ile birleştirilerek 2009/11952 ödeme emrinin iptalinin talep edildiği anlaşılmaktadır. Mahkemece birleşen dosyalar hakkında olumlu olumsuz hüküm kurulmaması usul ve kanuna aykırı olup bozma sebebidir, şeklindeki gerekçeyle hüküm bozulmuştur.
D. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Üçüncü Karar
Mahkemenin 27.03.2025 tarih ve 2024/380 - 2025/116 E.K. sayılı kararı ile bozma kararına uyularak yapılan yargılamada, Kurumun 18.03.20 25... .03.2025 tarihli cevabi yazılarında, tüm ödeme emirleri yönünden Mehmet Murat Karabucak'ın hissesi oranında 7440 sayılı Kanun gereği yapılandırma ve ödeme yaptığı, bu nedenle aynı dönemlerden sorumlu davacı hakkındaki takipler nedeni ile borcun iptal edildiği, borçlu olmadığının bildirilmesi karşısında, asıl ve birleşen davaların konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına, 7440 sayılı Kanun kapsamında yargılama giderleri ve vekalet ücreti takdirine yer olmadığına karar verilmiştir.
V.TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; Kurum lehine vekalet ücreti takdir edilmesi gerektiğini belirterek, kararı bu yönüyle temyiz etmiştir.
B. Değerlendirme ve Sonuç
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki asıl ve birleşen davalardaki uyuşmazlık, ödeme emrinin iptaline ilişkindir.
Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı Kurum vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
09.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.