MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2025/2067 E., 2025/2453 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Manisa 3. İş Mahkemesi
SAYISI : 2024/224 E., 2025/118 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde, davacının 25.09.1990 tarihinde davalı ...’ne ait ... unvanlı işyerinde çalıştığını, ancak müvekkilinin bu çalışmasının davalı Kurum kayıtlarında ve işe giriş bildirgesinde çıraklık olarak göründüğünü, müvekkilinin çıraklık niteliğinde bir hizmetinin bulunmadığını, müvekkilinin normal çalışan olduğunu, müvekkilinin davalıya ait işyerinde 25.09.1990 tarihinde çalıştığının ve sigortalılık başlangıç tarihinin 25.09.1990 tarihi olduğunun tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı ... vekili; davanın hak düşürücü süre içerisinde açılmadığını, davacı hakkında mesleki eğitim kapsamında 25.09.1990 tarihinde stajyer olarak işe giriş bildirgesi verildiğini, davacının, müvekkiline ait işyerinde herhangi bir çalışmasının olmadığını beyanla, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili; davanın hak düşürücü süre içerisinde açılmadığını, Kurum kayıtlarının resmi ve yazılı belge niteliğinde olduğunu, aksinin ispatının yine aynı nitelikte deliller ile mümkün olduğunu beyanla, davanın reddine karar verilmesini beyan ve talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...Sonuç olarak; davacı hakkında Çıraklık Eğitimi Merkezi Müdürlüğü tarafından işe giriş bildirgesi düzenlendiği sabittir. Kişi Kurumca çırak olarak bildirilmiş ise çırak olmadığını ispat külfeti kişiye düşer (Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin 18.10.20 16... /198 51... /12802 Karar sayılı ilamı). Davacının çıraklık dönemini bitirmeden kalfalık ya da ustalık belgesi almasının mümkün olmaması karşısında, dava konusu tarihte çırak olduğunun kabulü gerekmektedir (benzer yönde Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 17.02.20 22... /90 11... /2159 Karar sayılı ilamı). Kaldı ki çırak olarak başlayan 13 yaşında bir kişinin işe girer girmez konfeksiyon işinde makinacı olarak çalışması genel yaşam deneyimlerine aykırıdır (benzer yönde Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin 09.03.20 20... /62 84... /1519 Karar sayılı ilamı). Nitekim bordro tanığı ...’ın, 13 yaşındaki bir kişinin işi öğrenmeden makinacı olarak çalışamayacağı, kendisinin de ilk çırak olarak işe başladığı, işi öğrendikten sonra makinacı olarak çalıştığı yönündeki ifadesi dikkate alındığında, davacının çalışmasının üretime dayalı olmadığı, meslek ve sanatın öğretilmesinin ön planda olduğu, davalı işyerinin teorik eğitimin tamamlayıcısı olan pratik eğitim kapsamında bulunduğu, pratik eğitimin hizmet akdi ve üretime katkı olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı, üretime dayalı çalışmasına ilişkin dosya kapsamı itibarıyla her türlü şüpheden uzak vicdani kanaate ulaştıracak bir delilin elde edilemediği anlaşılmakla, davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur."gerekçesiyle davanın reddine," karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili, Çıraklık Eğitim Merkezi tarafından işe giriş bildirgesinde davalı işveren adresi ve ünvanının belirtilmesi işe giriş bildirgesinin çıraklık bildirgesi olarak verilmediğinin karinesi olduğunu, müvekkili davalıya ait işyerinde hizmet aktine dayalı, bağımlılık ve ücret içeren şekilde çalıştığını ve işyeri az tehlike sınıfında olduğunu, tanıkların müvekkilinin hafif işlerde çalıştığını net ve ayrıntılı olarak ortaya koyduklarını, dava dosyasında müvekkili aleyhine olan hususlar değerlendirilmekle, lehine olan deliller hükme esas alınmadığını, Mahkemece deliller toplanmadan ve eksik inceleme sonucu karar verildiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, (1) gün süre ile sigortalı çalıştığının ve sigorta başlangıcının tespiti istemine ilişkindir.
1.Davanın yasal dayanakları 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanun'un 2., 3/II-B, 6., 60. maddenin (G) bendi, 108., 2089 sayılı Çırak Kalfa ve Ustalık Kanunu'nun 4., 5., 16. maddesi,3308 sayılı Çıraklık ve Meslek Eğitimi Kanunu'nun 10. maddesi, 14. maddesi, Geçici 4. maddesi hükümleridir.
506 sayılı Kanun'un 108. maddesi gereğince sigortalılık başlangıç tarihinin belirlenmesine ilişkin açılan her dava, sigortalılığın saptanması istemini de içerdiğinden, aynı Kanun'un 79. maddesinin 10. fıkrası kapsamında bir günlük çalışmanın belirlenmesi davasıdır. Bu nedenle hizmet tespiti davalarındaki kanıtlama yöntem ve ilkeleri benimsenip uygulanmalı, başka bir anlatımla, sigortalılıktan söz edilebilmesi için çalışmanın varlığı, hizmet tespiti davaları yönünden kabul edilen yöntem ve ilkelere uygun biçimde saptanmalıdır.
506 sayılı Kanun’un 2. maddesine göre sigortalılık niteliği, hizmet akdinin kurulması ve 6 ncı madde gereğince çalışmaya başlanması ile edinilir. “Sigortalı Sayılmayanlar” başlıklı 3/II-B maddesinde; “Özel kanunda tarifi ve nitelikleri belirtilen çıraklar hakkında, çıraklık devresi sayılan süre içinde analık, malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları ile bu Kanun'un 35. maddesi hükümleri uygulanmaz.” hükmü öngörülmüştür.
Öte yandan aynı Kanun'un 3/II-B maddesinde, özel kanunda tarifi ve nitelikleri belirtilen çıraklar hakkında, çıraklık devresi sayılan süre içinde analık, malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları ile bu kanunun 35. maddesi hükümlerinin uygulanmayacağı belirtilmiştir. Bu kapsamda; sigortalı ile işveren arasındaki hukuki ilişkinin niteliği ve sigortalının çırak olup olmadığı belirlenirken çalışma ilişkisi irdelenmeli, çıraklık sözleşmesinde akdi ilişkinin üstün niteliğinin çalışma yerine sigortalıya bir meslek ve sanatın öğretilmesi olduğu hususu gözetilmeli, sigortalının iş yerinde üretimle ilgili çalışmalara eylemli olarak katılması ve meslek ve sanat eğitiminin ikinci plânda tutulması, bir başka anlatımla sigortalının emeğiyle iş yeri ve işverene katkıda bulunması durumlarında çıraklık ilişkisinin söz konusu olamayacağı benimsenmelidir.
05.07.1977 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanan 2089 sayılı Çırak Kalfa ve Ustalık Yasasının 4. maddesi çırağı, “Bu Kanuna tabi bir sanatı, o sanat için düzenlenen teorik ve pratik öğrenim programına göre o iş yerinde öğrenmek amacı ile bir çıraklık sözleşmesi ile bir işyeri sahibinin hizmetine giren kimse...” olarak tanımlamıştır. Kanun'un 5. maddesine göre çırak olabilmek için 12 yaşından küçük, 18 yaşından büyük olmamak gerekir. Kanun'un 16. maddesinde ise işyeri sahibi veya temsilcisinin çırak adayını çalıştırmağa başlamadan önce velisi veya Kanuni mümessili ile üç örnek yazılı bir çıraklık sözleşmesi yapmaya mecbur olduğu, 20 maddesinde, sözleşmenin bir örneğinin Mahalli Çıraklık Eğitim Komitesine, derneğe kayıtlı ise ilgili derneğe veya odaya vermek ve sicil numarasını alarak sözleşmeye yazmak zorunda olduğu öngörülmüştür.
19.06.1986 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 3308 sayılı Çıraklık ve Meslek Eğitimi Kanunu'nun 10. maddesinde, çırak olabilmek için 13 yaşını doldurmuş, 19 yaşından gün almamış olmak, en az ilkokul mezunu olmak, bünyesi ve sağlık durumu gireceği mesleğin gerektirdiği işleri yapmaya uygun olmak koşullarına yer verilip, 14. maddesinde, çıraklık süresinin 3-4 yıl olduğu ve bu sürenin mesleklerin özelliğine göre ilgili kuruluşların görüşü alınarak Bakanlıkça belirleneceği kesintisiz olarak devam edeceği, Geçici 4. maddesinde ise Kanun'un 25. maddesine göre sigorta primlerinin ödenmesine bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihi takip eden mali yıl başından itibaren başlanacağı, bu tarihe kadar olan sürede primlerin işyeri sahiplerince ödenmesine devam edileceği düzenlemesi yer almaktadır.
Çıraklık sözleşmesinde, akdi ilişkinin üstün niteliği çalışma olgusu değil, sigortalıya bir meslek ve sanatın öğretilmesidir. Ancak çırak, işyerinde üretimle ilgili çalışmalara bilfiil katılıyor, meslek ve sanat eğitimi arka planda tutuluyorsa, bu durumda çıraklık ilişkisinden söz edilemeyecektir.
Sözü edilen öğrencilerin sigortalı sayılmamaları, “tatbiki mahiyetteki yapım ve üretim işleri” nin gördükleri öğrenimin doğal bir gereği olmasından ötürüdür. Bir başka anlatımla, bu işler -SSK anlamında sigortalı işçilerin gördükleri iş görünümünde bulunsalar bile- belirgin olarak öğrenim çevresine girmektedir. Bu bakımdan, bu gibi durumlarda, esasen bir hizmet akdinin varlığından söz edilemeyeceği için sigortalılık niteliği edinme hali de söz konusu değildir (Mustafa Çenberci, Sosyal Sigortalar Kanunu Şerhi; Ankara, 1977 Baskı, s;130).
2.Bu açıklamalar ışığı altında inceleme konusu dava değerlendirildiğinde, davacının 23.08.1977 doğumlu olduğu ... Çıraklık Eğitim Merkezi Müdürlüğü ünvanlı ... sicil numaralı iş yerinden 25.09.1990 tarihli işe giriş bildirgesinin verildiği,işe giriş bildirgesi tarihinde 13 yaşında olduğu, ... sicil numaralı işyerinin konfeksiyon/iç giyim mahiyetli olduğu, davacı vekili tarafından dava dilekçesinde davacının ...-..." ünvanlı işyerinde çalıştığını beyan etmesi nedeniyle mahkemece anılan işverene ilişkin Kurumdan yapılan araştırmada, anılan işverenin 15.03.1987-31.03.1991 tarihleri arasında kanun kapsamında olan ... sicil no.lu işyeri olduğunun belirlendiği, işyerinin 1990/3. Dönem bordrosunun da dosyaya geldiği ve 5 kişinin bildirilmiş olduğu, bunlardan ..., ... ile ...'ın dinlendiği, ...'in yoğun bakımda olması ...'nin ise vefat etmesi nedeniyle dinlenemedikleri, anılan tanıklardan ... ile ... ve davacı tanıkları ..., ..., davacının makinacı olarak çalıştığını,üretime yönelik çalıştığı yönünde beyanda bulundukları, diğer bordro tanığı ... ise o yaşta işyerinde ayakçı olarak çalışabileceğini beyan ettiği, davacının çıraklık sözleşmesinin olup olmadığına dair yapılan araştırmada ilgili İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü ile İl Milli Eğitim Müdürlüğünden gelen cevaplarda işe giriş bildirgesi haricinde bir kaydın olmadığının bildirildiği, işyerine komşu işyeri araştırmaları sonucunda, komşu işyeri tespit edilemediği, Mahkemece yapılan değerlendirmede, bordro tanığı ...’ın, 13 yaşındaki bir kişinin işi öğrenmeden makinacı olarak çalışamayacağı, kendisinin de ilk çırak olarak işe başladığı, işi öğrendikten sonra makinacı olarak çalıştığı yönündeki ifadesi dikkate alınarak, davacının çalışmasının üretime dayalı olmadığı, meslek ve sanatın öğretilmesinin ön planda olduğu, davalı işyerinin teorik eğitimin tamamlayıcısı olan pratik eğitim kapsamında bulunduğu, pratik eğitimin hizmet akdi ve üretime katkı olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı, üretime dayalı çalışmasına ilişkin dosya kapsamı itibarıyla her türlü şüpheden uzak vicdani kanaate ulaştıracak bir delilin elde edilemediği gerekçesiyle davanın reddine dair hüküm kurulduğu anlaşılmaktadır.
3.Buna göre, eldeki davada, konfeksiyon mahiyetindeki işyerinde davacının da beyanı alınarak işyerinde dava konusu dönemde hangi işleri yaptığı belirlendikten sonra yapılan bu çalışmanın üretimin bir parçası mı yoksa meslek ve sanat öğrenimine yönelik mi olduğu, davacı tarafından yapılan işin üretimin bir parçası olup olmadığı üzerinde durulmalı, yapılan bu işlerin davacının talep konusu dönemde yaşı itibariyle yapabileceği işlerden olup olmadığı, bu işleri yapma hususunda fiziksel ve psikolojik yetkinliğinin olup olmadığı, bu işi yapmayı bu yaşta öğrenip öğrenemeyeceği,yaptığı işi ne kadarlık süre içinde öğrenebileceği belirlenmeli, bu kapsamda dinlenen bordro tanıkları ile diğer davacı tanıkları tekrar dinlenmeli, dinlenen tanık beyanları arasında varsa çelişkiler giderilmeli, dinlenen davacı tanıklarından ... adına verilmiş işe giriş bildirgesi olup olmadığı da araştırılmalı, böylelikle toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmelidir.
Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, yazılı şekilde karar tesisi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple,
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
03.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.