MAHKEMESİ : .... Bölge Adliye Mahkemesi 38. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/382 E., 2024/485 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : .....1. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
SAYISI : 2010/70 E., 2023/358 K.
Taraflar arasındaki meslek hastalığından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmek ve de davalı vekili tarafından duruşma talep edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin ve işin duruşmaya tabi olduğunun anlaşılması nedeniyle duruşma talebinin kabulüne karar verildikten sonra duruşma için 17.06.2025 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmiştir. Duruşma günü murafaalı temyiz eden davalı adına.... ..... ile davacı adına.... ... geldiler. Gelenlerin yüzlerine karşı duruşmaya başlanıp sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra duruşmaya son verilerek aynı günde dosyanın mahalline geri çevrilmesine karar verilmiştir. Dosyanın geri çevirme kararı sonrasında yeniden Dairemize gönderilmesi üzerine, Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili özetle; müvekkili ...’ın davalıya ait maden işyerinde çalışmakta iken meslek hastalığına yakalandığını, meslek hastalığının davalının kusurlu davranışlarından kaynaklandığını ileri sürerek 1.910.016,13 TL maddi ve 15.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili özetle; davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince davacının davalıya ait maden işyerinde çalışması nedeniyle meslek hastalığına yakalandığı, meslek hastalığı nedeniyle %34,00 oranında meslekte kazanma gücü kaybına uğradığı, meslek hastalığının meydana gelmesinde davacının %20, davalı işveren .’nin %80 oranında kusurlu olduğu kabul edilerek davacı lehine TL maddi ve...TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince İlk Derece Mahkemesi kararının vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle, hükmedilen manevi tazminat miktarının düşük olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle, davacının talep ettiği alacak kalemlerinin zamanaşımına uğradığını, davacının koruyucu ekipman kullanarak ve toz oranının çok az olduğu bir yerde bu kadar kısa sürede meslek hastalığına yakalanmasının mümkün olmadığını, hayatın olağan akışına da aykırı olduğunu, bilirkişi hesap raporunda davacının izinli ve raporlu olduğu günler ile yer üstünde çalıştığı günler çıkartılarak hesaplama yapılması gerekirken terditli hesaplama yapılmasının ve bu hesaplamaların hükme esas alınmasının hatalı olduğunu, davacının daha önce ...’da maden ocağında çalıştığını beyan etmesine rağmen bu hususun göz ardı edildiğini, davacının meslek hastalığına yakalanmadığını, yakalanmış ise de bunun müvekkili şirketteki çalışmasından kaynaklanmadığını, davacının aktif sigara kullanıcısı olduğunu ve rahatsızlıklarının uzun yıllar sigara kullanan bir insanın belirtileriyle örtüştüğünü, davacının çalıştığı yıllara ilişkin toz ölçüm raporlarında sınırı aşan bir oran bulunmadığını, müvekkilinin işveren olarak kanunun yüklediği tüm sorumlulukları yerine getirdiğini, davacının 30.11.2007 tarihinde imzaladığı feragatname ile müvekkili şirketten herhangi bir hak ve alacağı olmadığını kendi el yazısı ve ıslak imzası ile beyan ettiğini, meslek hastalığının koşullarının oluşmadığını, öncelikle ... Kurumunca davacının meslek hastası olup olmadığına ve meslek hastası olduğunun tespiti hâlinde meslekte kazanma gücü kaybı oranına ilişkin karar verilmesi ve bu karara itiraz sürecinin tamamlanması gerekirken bu aşamalar atlanarak hesap raporu alınmasının ve hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, Adli Tıp Kurumu raporuyla belirlenen maluliyet oranını kabul etmediklerini, Adli Tıp Kurumunun son itiraz mercii olmadığını, davacının tıp fakültesi bulunan bir üniversite hastanesine sevk edilerek öğretim üyelerinden oluşan kurul tarafından muayenesinin yapılıp maluliyetinin belirlenmesi gerektiğini, davacının müvekkili şirkette çalışmadan önceki işyerlerinde de toza maruz kalıp kalmadığının irdelenmesi gerektiğini, gerekçeli kararda menfaat birliği olan tanık anlatımlarına itibar edilmesinin hatalı olduğunu, bilirkişi hesap raporlarında terditli hesaplamalar yapıldığını, bu hususa itiraz etmelerine rağmen terditli hesaplamaların hükme esas alındığını, raporlar arasında hesaplama ve tarih yönünden farklılıklar bulunduğunu, raporlar arasındaki çelişki giderilmeden hüküm kurulamayacağını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
1.Davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 110. maddesinde düzenlenen dava yığılmasının, diğer bir ifadeyle objektif dava birleşmesinin söz konusu olduğu hâllerde, her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı açıktır.
Dosya içeriğine göre davacı vekilinin ...TL maddi ve .... TL manevi tazminat talebinde bulunduğu, İlk Derece Mahkemesince davacı lehine .... TL maddi ve .... TL manevi tazminat ödenmesine karar verildiği, Bölge Adliye Mahkemesinin 11.12.2024 tarihli kararı ile istinaf yoluna başvuran taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verildiği, davacı vekilinin temyiz isteminin davacının manevi tazminat istemi hakkında kurulan hükme yönelik olduğu gözetildiğinde, manevi tazminat isteminin reddedilen kısmının Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihi itibarıyla kesinlik sınırı olan 378.290,00 TL’nin altında kaldığı anlaşıldığından davacı vekilinin temyiz itirazlarının miktardan reddine karar verilmiştir.
2. Davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371'inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, temyiz kapsam ve nedenlerine göre davalı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Davacı vekilinin temyiz itirazlarının miktardan REDDİNE,
2.Davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davalıya yükletilmesine,
Davacı tarafça peşin olarak yatırılan temyiz harcının davacıya iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
10.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.