MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
SAYISI : 2024/58 E., 2024/221 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı fer'i müdahil Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının davalıya ait iş yerinde 15.11.1987-16.07.2006 tarihleri arasında askerlik süresi haricinde geçen çalışmalarının tespitini istemiştir.
II. CEVAP
Fer'i müdahil Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 13.04.2016 tarihli kararı ile davanın kabulüne, davacının 15.11.1987 - 16.07.2006 tarihleri arası davalı iş yeri olan... San. ve .... A.Ş.'de hizmet sözleşmesine bağlı, kesintisiz olarak çalıştığının ve 15.11.1987 - 16.07.2006 tarihleri arasında davacının 6220 gün hizmetinin Kuruma bildirilmemiş olduğunun tespitine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A.Bozma Kararları
(Kapatılan) 21. Hukuk Dairesinin 27.03.2018 tarih ve 2016/14842 - 2018/2925 sayılı ve 23.02.2021 tarih ve 2020/5394- 2021/2020 sayılı kararları ile eksik inceleme ve araştırma nedeniyle Mahkemece verilen kararlar bozulmuş; son olarak Dairemizin 11.10.2023 tarih, 2023/9134 E. 2023/9553 K. sayılı kararı ile "Davalı şirket hakkında ihya yapılması için yasal prosedür işletilmek suretiyle şirketin ihyasına ve şirkete tasfiye memuru atanmasına dair karar alındıktan sonra usulüne uygun şekilde taraf teşkilinin sağlanması ve sonrasında karar verilmesi gerektiği" gerekçesiyle Mahkeme kararı bozulmuştur.
B. Bozmaya Uyularak Verilen Son Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne, davacının 15.11.1987 - 16.07.2006 tarihleri arası davalı iş yeri olan... San. ve .... A.Ş.'de hizmet sözleşmesine bağlı kesintisiz olarak çalıştığının, 15.11.1987-16.07.2006 tarihleri arasında davacının 6220 gün hizmetinin Kuruma bildirilmemiş olduğunun tespitine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Fer'i müdahil Kurum vekili özetle; çalışıldığı iddia edilen sürelerin yazılı belge ile ispatı gerektiğini, yazılı belge ibraz edilmeyen bu tür davalarda tanık anlatımlarına da itibar edilemeyeceğini, bir kaç tanık beyanının hüküm kurmaya yeterli olmadığını, kararın, usul, yasa ve yerleşmiş Yargıtay ilamlarına aykırı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, hizmet tespitine ilişkindir.
1.Dava ehliyeti, kişinin bizzat veya vekili aracılığıyla bir davayı davacı veya davalı olarak takip etme ve usuli işlemleri yapabilme ehliyetidir. Dava ehliyeti, medeni hakları kullanma ehliyetinin usul hukukunda büründüğü şekildir; dolayısıyla, medeni hakları kullanma ehliyetine (fiil ehliyetine) sahip gerçek ve tüzel kişiler dava ehliyetine de sahiptirler.
2.Taraf sıfatına gelince; bir hakkı dava etme yetkisi (dava hakkı) kural olarak o hakkın sahibine aittir. Bir hakkın sahibinin kim olduğu, dolayısıyla o hakkı dava etme yetkisinin kime ait olduğu, (o davada davacı sıfatının kime ait olacağı) tamamen maddi hukuk kurallarına göre belirlenir. Ancak bir davanın davacısının o dava yönünden davacı sıfatına sahip bulunmadığının belirlenmesi halinde, mahkeme dava konusu hakkın mevcut olup olmadığını inceleyemeyeceği ve sıfat yokluğundan davanın reddine karar vermek zorunda olduğu için, taraf sıfatı usul hukukunun da düzenleme alanındadır.
3.Eş söyleyişle, sıfat, dava konusu sübjektif hak (dava hakkı) ile taraflar arasındaki ilişkidir. Taraf ehliyeti, dava ehliyeti ve davayı takip yetkisi, davanın taraflarının kişilikleriyle ilgili olduğu halde, taraf sıfatı dava konusu sübjektif hakka ilişkindir (...-..., Medeni Usul Hukuku, 7. baskı, ... 1995, s. 231). Bu nedenle, davanın tarafları, taraf ehliyetine sahip olmalıdır. Yani, bir davada taraf olabilmek için, ya, hakiki şahıs; ya da, hükmi şahıs olmak gerekir. Zira, taraf ehliyeti, medeni hukukun haklardan istifade ehliyetine tekabül eder (..., Medeni Yargılama Hukuku, C. I-II, 7. Baskı, ... 2000, s.288).Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 06.06.2007 tarih, 2007/10-358 Esas, 2007/337 Karar sayılı kararında da benimsendiği üzere; ticari şirketin tüzel kişiliği ticaret sicilinden silinmesi (terkini) ile sona erer. Tüzel kişiliğin sona ermesi için tasfiye işlemlerinin eksiksiz yapılmış olması gerekir. Şayet tasfiye işlemleri gerektiği gibi tamamlanmamış ve tasfiyesi gereken hususlar eksik bırakılmış ise, tüzel kişilik ticaret sicilinden silinse bile şirketin tüzel kişiliğinin sona erdiğinin kabulü olanaksızdır. Bu durumda, tüzel kişiliğin yeniden ihyasına gidilerek taraf teşkili sağlanmak suretiyle yargılamanın devamının sağlanması gerekir. Şu halde yapılması gereken iş; anılan HGK kararı çerçevesinde, tüzel kişiliği sona eren davalı şirketin ihyası için tasfiye memurluğu ile Ticaret Siciline husumet yöneltilerek ayrı bir dava açılması için davacı tarafa uygun bir süre verilmeli, dava açıldığı takdirde bu davanın sonucu beklenmeli, tüzel kişiliğin yeniden ihyası halinde, taraf teşkili sağlanarak, sonucuna göre karar verilmelidir.
4. Somut olayda, Dairemizin 11.10.2023 tarih, 2023/9134 Esas, 2023/9553 K. sayılı ilamı ile şirketin ihyası ve taraf teşkili sağlandıktan sonra davacının hizmet tespiti talebi hakkında karar verilmesi gerektiği belirtilerek karar bozulmuş; Mahkemece bozmaya uyulmuş ise de bozmanın gereği yerine getirilmemiştir. Şirketin, başka bir dava olan, davacısının ... olduğu, Pozantı Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/122 Esas sayılı dosyası ile sınırlı olarak ihyasına ve ...’ın tasfiye memuru olarak atanmasına karar verildiği, buna karşılık davalı şirketin işbu dava nedeniyle ihya edildiğini gösterir kaydın dosya kapsamında bulunmadığı anlaşılmaktadır.
5.Bu açıklamalar doğrultusunda, ihya davası sonucuna göre işbu davada, davalı yönünden usulüne uygun şekilde taraf teşkili sağlanarak yargılama yapılması gerekirken, başka bir dava için verilen ihya kararının bu dava için bağlayıcı olmadığı gözetilmeksizin hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi hatalı olmuştur.
6.O halde, Kanunun açık hükmüne aykırı görülen sebep gözetilerek fer'i müdahil Kurum vekilinin bu aşamada temyiz itirazlarının sair yönleri incelenmeksizin Mahkemece verilen hüküm bozulmalıdır.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Mahkeme kararının BOZULMASINA,
Dosyanın Mahkemeye gönderilmesine,
05.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.