MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/2892 E., 2025/1382 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 17. İş Mahkemesi
SAYISI : 2023/53 E., 2023/173 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I.DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının 05.04.1970 doğumlu olup, 15.10.1988 tarihinde ... bünyesinde başlayan 5434 sayılı Kanun kapsamındaki sigortalılığı, 14.03.2008 tarihinde sona erdiği, ardından 01.04.2008 tarihinden itibaren 506 sayılı Kanun kapsamında başlayan sigortalılığı halen devam ettiği, davacının fiili hizmet süreleri dahi dikkate alınmadan 15.10.1988 sigorta başlangıç tarihi esas alındığında 506 sayılı Kanun'un Geçici 81/B bendi kapsamında 51 yaş ve 5450 gün şartlarına tabi olduğu, davalı Kurum kayıtlarına göre davacının 5434 sayılı Kanun kapsamında 8.385 gün, 506 sayılı Kanun kapsamında 5.220 gün olmak üzere toplam 13.605 gün sigortalılığının mevcut olduğu, davacının tahsis talebinde bulunduğu 31.01.2023 tarihinde 56 yaşında olup 13.605 prim ödeme gün sayısı ile fiili hizmet süreleri dahil edilmediği durumda dahi tahsis şartlarını taşıdığının açık olduğu, davalı Kurumun davacının işten ayrılma koşulunu yerine getirmediğinden bahisle yaşlılık aylığı bağlama talebini işlemden kaldırdığı, 506 sayılı Kanun'un mülga 62. maddesindeki “çalıştığı işten ayrıldıktan sonra” ibaresinin Anayasa Mahkemesi kararı ile iptal edildiği hususu da dikkate alındığında davacıya işten ayrılma şartı aranmaksızın 31.01.2023 tahsis talep tarihini takip eden aybaşı olan 01.02.2023 tarihinden geçerli olarak 506 sayılı Kanun kapsamında yaşlılık aylığı bağlanmasına, mahrum kalınan aylıkların ödenmesi gereken tarihlerden başlamak üzere yasal faizi ile birlikte ödenmesi gerektiğinin tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II.CEVAP
Davalı Kurum vekili aşamalarda davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III.İLK DERECE MAHKEME KARARI
İlk Derece Mahkemesi tarafından yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararla davanın kabulü ile davacının 31.01.2023 tarihli tahsis talebinin geçerli olduğunun tespiti ile takip eden ay başı olan 01.02.2023 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğini tespitine, 5510 sayılı Kanun'un 42. maddesi gereğince yaşlılık aylığı tahsis tarihini takip eden 3 aylık yasal sürenin sonundan itibaren yasal faiz işletilerek yaşlılık aylıklarının yasal faizleri ile birlikte davalı tarafından davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
IV.İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V.TEMYİZ
A.Temyiz Sebepleri
Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacının 31.01.2023 tarihli yaşlılık aylığı tahsis talebinin kabulü ile 01.02.2023 tarihinden itibaren aylık bağlanmasına dair verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğu, davacının tahsis talep tarihinde "işten ayrılma" yasal şartını yerine getirmediği, Kurum işleminin mevzuata uygun olduğu ve davanın reddi gerektiği, kabule dair yerel Mahkeme kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddi kararının bozulması gerektiği, ayrıca davanın kabulü halinde dahi, Kurumun dava açılmasına sebebiyet vermediği ve konuya yargılama safhasında vakıf olduğu gözetilerek, Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin yerleşik içtihatları uyarınca Kurum aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğu iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, 5434 sayılı Kanun kapsamında geçen fiili hizmet zammı süresi dikkate alınarak, yaşlılık aylığı tahsisi ve aylıkların yasal faizleri ile davalı Kurumdan tahsiline ilişkindir.
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, dosyada yer alan tüm bilgi ve belgelerin incelenmesinde verilen hükmün yerinde olduğu anlaşılmakla davalı Kurum vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
10.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.