MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2023/61 E., 2025/239 K.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar; davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I.DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının, yaşlılık aylığı bağlanmasına ilişkin 13.06.2017 tarihli dilekçesine konu talebini ret eden davalı Kurumun 02.08.2017 tarih ve 24033795/703/ 16991715 sayılı işleminin iptali ile davacının başvuru tarihi olan 13.06.2017 tarihi itibariyle yaşlılık aylığı bağlanması ve 13.06.2017 tarihinden itibaren ödenmeyen yaşlılık aylıklarından şimdilik 5.000,00 TL'nin yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
II.CEVAP
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; Kurum işleminin usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek, davanın reddini istemiştir. .
III.İLK DERECE MAHKEME KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 23.01.2018 tarihli kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV.İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin 30.10.2018 tarih ve 2018/1044 - 2018/2051 E.K. sayılı kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V.BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1.Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2.Daire kararı ile "İncelenen dava dosyasında, davacının, 01.10.1986 işe giriş tarihli işe giriş bildirgesinin mevcut olduğu ancak Kurum tarafından yapılan incelemede, işe giriş bildirgesinde yer alan iş yeri numarasının başka bir iş yerine ait çıkması neticesinde, 01.10.1986 tarihinin sigorta başlangıç tarihi olarak esas alınmadığı buna göre de tahsis koşulları oluşmadığından, davacının 13.06.2017 tarihli tahsis başvurusunun reddedildiği anlaşılmaktadır.
Kurum ile sigortalı arasındaki ihtilaf, 01.10.1986 tarihli işe giriş bildirgesinin kabul edilip edilmeyeceği noktasında toplanmaktadır. Bu konuda Mahkemece araştırma yapılmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.
01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Kanun'un geçici 7/1. maddesi hükmünde yer alan düzenleme ile genel olarak Kanunların geriye yürümemesi (geçmişe etkili olmaması) kuralı karşısında, davanın yasal dayanağının 506 sayılı Kanun olduğu kabul edilmelidir.
506 sayılı Kanun'un 108. maddesi uyarınca, sigortalılık başlangıcı yönünden salt işe giriş bildirgesi verilmiş bulunması yeterli olmayıp, ayrıca Kanun'un 2. maddesinde öngörülen şekilde fiili çalışmaların aranması da gereklidir.
Yöntemince düzenlenip süresi içinde Kuruma verilen işe giriş bildirgesi, kişinin işe alınmış olduğunu gösterirse de fiili çalışmanın varlığının ortaya koyulması açısından tek başına yeterli kabul edilemez. Sigortalılıktan söz edebilmek için çalışmanın varlığı, Yargıtay uygulamasında 506 sayılı Kanun'un 79/8. maddesine dayalı sigortalılığın tespiti davaları yönünden kabul edilen ilkelere uygun biçimde belirlenmelidir. Zira sigortalılığın başlangıcına yönelik her dava, aynı zamanda sigortalılığın tespiti istemini de içerir. Aksine düşünce, özellikle yaşlılık aylığının kabulü için öngörülen sigortalılık süresi yönünden çalışanlar ile çalışmayanlar arasında, adaletsiz ve haksız bir durum yaratır. Bu nedenle, işe giriş bildirgesinin verildiği, ancak yasal diğer belgelerin bulunmadığı durumlarda, çalışma olgusunu ortaya koyabilecek inandırıcı ve yeterli kanıtlar aranmalı ve Anayasa’nın 60. maddesinde tanımlanan sosyal güvenlik hakkının niteliği gereği bu tür davalarda, hâkim, doğrudan soruşturmayı genişleterek, sigortalılık koşullarının oluşup oluşmadığını resen belirlemelidir.
Bunun için de bu tür davalarda, iş yerinde tutulması gerekli dosyalar ile Kurumdaki belge ve kanıtlardan yararlanılmalı, ücret bordroları getirtilmeli, müfettiş raporları olup olmadığı araştırılmalı, iş yeri çalışanları saptanmalı ve sigortalının hangi işte ne kadar süre ile çalıştığı açıklanmalıdır.
Mahkemece, kolluk vasıtasıyla ve Kurumdan sorulmak suretiyle komşu işyerleri, bodrolu iş yeri çalışanları ve işverenleri tespit edilip dinlenilmeli, tüm dosya kapsamı değerlendirilmek suretiyle karar verilmelidir." şeklindeki gerekçeyle hüküm bozulmuştur.
B. İlk Derece Mahkemesince Verilen Direnme Kararı
İlk Derece Mahkemesinin 01.12.2020 tarih ve 2020/111 - 2020/206 E.K. sayılı kararı ile bir önceki kararında direnilmesine karar verilmiştir.
C. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Kararı
1.Direnme kararı süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
2.Dairenin 29.09.2021 tarih ve 2021/1502 - 2021/11256 E.K. sayılı kararı ile "direnme Dairece yerinde görülmediğinden ve bu durumda kararın inceleme yeri Yargıtay Hukuk Genel Kurulu olduğundan dava dosyasının temyiz incelemesi için Yargıtay Hukuk Genel Kuruluna gönderilmesine" karar verilmiştir.
3.Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 20.12.2022 tarih ve 2021/10-782 - 2022/1785 E.K. sayılı kararı ile ".. Somut olayda; 03.10.2017 tarihli hizmet döküm cetveline göre 01.07.1987-31.08.2017 tarihleri arasında 79 98... /1-a kapsamında sigortalı çalışması bulunan davacının 16.10.2012 tarihli dilekçe ile emekliliğe hak kazanıp kazanamadığı hususunda bilgi verilmesini talep ettiği ayrıca ilk işe giriş tarihinin 01.10.1986 olmasına rağmen sistemde hatalı göründüğünü belirterek ilk işe giriş bildirgesinden bir suretin tarafına verilmesini istediği, Kurumun 30.11.2012 tarihli yazısıyla 1986 yılı işe giriş bildirgesinde belirtilen iş yeri numarasında başka işyerinin geçtiği, doğru numaranın bildirilmesi hâlinde kayıtların tetkik edileceği yönünde cevap verildiği, 06.10.2015 tarihli tahsis talebinin 01.07.1987 sigorta başlangıç tarihine göre yaş şartını sağlamadığından bahisle reddedildiği, davacı vekilinin 01.10.1986 tarihinde ilk defa sigortalı olarak çalışmaya başlayan müvekkilinin tüm koşulları sağladığını ileri sürerek 13.06.2017 tarihli dilekçe ile yaşlılık aylığı tahsis talebinde bulunduğu, Kurumun 10.07.2017 tarihli cevabi yazısı ile tüm sigorta kollarına tabi çalışması devam ettiğinden talebi hakkında yapılacak işlem bulunmadığı işyerinden ayrılarak yeniden tahsis talebinde bulunması hâlinde dosyasının yeniden tetkik edileceğinin bildirilmesi üzerine davacının 27.07.2017 tarihli dilekçe ile emekliliğe hak kazandığı tarih konusunda talapte bulunduğu, Kurumun 02.08.2017 tarihli yazısı ile 50 yaşını doldurduğu 10.06.2018 tarihinde yaşlılık aylığı bağlanabileceği belirtilmek suretiyle cevap verildiği anlaşılmıştır. Şu hâlde yukarıda yapılan açıklamalara göre davacı vekilinin dava dilekçesinde müvekkilinin 01.10.1986 tarihinde sigortalı olarak çalışmaya başladığı vak’asını ileri sürerek Kurum işleminin iptali ile yaşlılık aylığı bağlanması talebinde bulunduğu, uyuşmazlığın sigorta başlangıç tarihinin 01.10.1986 tarihi olarak kabul edilmemesinden kaynaklandığı, davanın konusu olduğu ileri sürülen Kurum işleminin iptali hakkında karar verilebilmesi için öncelikle sigorta başlangıç tarihi ile ilgili uyuşmazlığın çözümlenmesi gerektiği anlaşılmıştır. Hâl böyle olunca Kurum ile sigortalı arasındaki ihtilafın 01.10.1986 tarihli işe giriş bildirgesinin kabul edilip edilmeyeceği noktasında toplandığı, sigortalılık başlangıcı yönünden salt işe giriş bildirgesi verilmiş bulunmasının yeterli olmadığı ayrıca fiili çalışmanın varlığı gerektiği gözetilerek Özel Daire bozma kararında belirtilen araştırmalar yapılarak toplanacak deliller değerlendirilmek suretiyle karar verilmelidir. O hâlde Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken önceki hükümde direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır." şeklindeki gerekçeyle direnme kararı bozulmuştur.
D. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin 26.06.2025 tarih ve 2023/61 - 2025/239 E.K. sayılı kararı ile davanın kabulü ile davacının sigorta başlangıç tarihinin 01.10.1986 tarihi kabul edilerek tahsis talep tarihi olan 13.06.2017 tarihini takip eden 01.07.2010 tarihinden itibaren yaşlılık aylığını almaya hak kazandığının tespiti davacının ödenmeyen aylıklarının yasal faizi ile birlikte ödenmesi gerektiğinin tespiti ile talep edilen davacının hak ettiği aylıklardan 5000 TL'nin yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
VI.TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; bozma gereklerinin yerine getirilmediğini, kararda maddi hata yapılarak, 01.07.2017 tarihinden itibaren yaşlılık aylığını almaya hak kazandığının tespiti denilmesi gerekirken, tarihin sehven 01.07.2010 olarak yazıldığını, davacı tarafından her ne kadar 01.10.1986 tarihli işe giriş bildirgesine dayanılarak bu tarihin hizmet başlangıcı olarak değerlendirilmek suretiyle yaşlılık aylığı almaya hak kazandığı ileri sürülmüş ise de 01.10.1986 tarihinin hizmet başlangıcı olarak Kurum tarafından kabul edilmediği, bunun ayrı bir dava yoluyla tespitinin istenmesi gerektiğini, mevcut hizmet döküm cetveline göre de yaşlılık aylığı almaya hak kazanmadığı sabit olduğunu, Mahkemece davacı tanık beyanlarıyla sonuca gidildiğini, Kurum işlemlerinin yasal mevzuata uygun olduğunu, davanın reddi gerekirken kabulünün hatalı olduğunu belirterek, usul ve yasaya aykırı verilen kararın temyizen bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, 01.10.1986 tarihli işe giriş bildirgesinin kabul edilip edilmeyeceği ve buna göre yaşlılık aylığı bağlanıp bağlanmayacağı noktasında toplanmaktadır.
İnceleme konusu eldeki davada, Mahkemece bozmaya uyularak verilen kabul kararı yerinde olmakla birlikte, tahsis talep tarihi olan 13.06.2017 tarihini takip eden 01.07.2017 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı almaya hak kazandığının tespitine karar verilmesi gerekirken, sehven 01.07.2010 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı almaya hak kazandığının tespitine yazılması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun’un 370. maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca karar düzeltilerek onanmalıdır.
VII. KARAR
İlk Derece Mahkemesi kararının 1 no.lu bendine yer alan "01.07.2010" ibaresinin silinerek yerine "01.10.2017" ibaresinin yazılmasına ve hükmün bu biçimiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
09.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.