MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2022/254 E., 2024/98 K.
Taraflar arasında görülen hizmet tespiti davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının, davalı ... Sitesinde apartman görevlisi olarak 2007 yılının 6. ayından itibaren 2013 yılının 6. ayına kadar kesintisiz olarak fiilen çalıştığını, işe başladığı tarihlerde sigorta girişi yapılmadığını, 2013 yılının ocak ve şubat aylarında sigorta girişinin yapıldığını, daha sonra çıkışı verilerek sigortasının iptal edildiğini,çalışmış olduğu dönem içerisinde kendisine ikametgahı için davalı sitenin kendi bünyesinde bulunan kapıcı konutunun tahsis edildiğini, bu kapıcı konutunda baskı altında kira kontratı imzalatılarak sanki bir kiracı gibi gösterilmeye çalışıldığını, baskı altında yapmış oldukları sözleşme ile apartmanın tüm işlerini yaptırdıklarını, kim ödemeksizin kapıcı dairesinin tahsisi sonrasında davalı yönetimin çöp toplama, 3 bloğun tüm temizliği çevre temizliklerini ve bir apartman görevlisinin yapması gereken tüm işleri bu süre içerisinden eksiksiz bir biçimde yerine getirdiğini, sigortasının yapılacağı vc kendisine ücret verileceği vaadiyle oyalandığını, durumunun olmaması ve evsiz kalmamak için bu haksızlığa katlanmak zorunda bırakıldığın, davalı yönetimin 2013 yılının ocak ve şubat aylarında toplam 40 gün sigortalı çalışan olarak gösterdiğini, ancak çalışmaya devamn etmesine rağmen sigortasının haksız şekilde iptal edildiğini iddia edip, davalı iş yerinde 01.06.2007 - 01.06.2013 tarihleri arasında her ay 30 gün üzerinden çalıştığının hizmet süresine eklenmesine olanak verecek şekilde tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı yönetim vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının çalıştığını iddia ettiği tarihlerde site yönetiminin henüz kurulmadığını, 27.05.2012 tarihindeki tutanaktan site yönetiminin bu tarihte kurulduğunun anlaşılacağını 27.05.2012 tarihinden önceki iddialarının husumet şartı eksikliğinden davanın reddi gerektiğini, davacı ve eşinin davalı sitenin Kooperatif halinde iken Kooperatiften zemin kattaki konutu aylık 150,00 TL karşılığında kiralayarak oturduğunu,buna ilişkin kira sözleşmesi olduğunu, 2012 yılı sonunda sitenin kapıcı ihtiyacı olması nedeni ile davalıya kapıcılık yapmasının önerildiğini, davacının kabul etmesi ile birlikte 08.01.2013 tarihinde işe alındığını, 13.02.2013 tarihinde performansının yetersiz bulunması nedeni ile işten çıkartıldığını, davacının yaşı itibari ile kapıcılık yapamayacağının anlaşıldığını, işten çıkartıldıktan sonra eşi ...'na kapıcılık yapmasının önerildiğini, davacının eşi ...'nun ise çalışması halinde emekli maaşının kesilmesi kaygısı ortaya çıkınca teklifi reddettiği, davacının 08.01.20 13... .02.2013 tarihleri dışında site yönetimi ile bir hizmet sözleşmesi bulunmadığını, site nezdinde hizmet cetvelinde görülen süre kadar çalıştığını savunup davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
2.Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; 6552 sayılı Kanun'un 64. maddesi ile 30/01/1950 tarihli ve 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 7. maddesine eklenen son fıkrada; hizmet akdine tabi çalışmaları nedeniyle zorunlu sigortalılık sürelerinin tespiti talebi ile işveren aleyhine açılan davalarda, dava Kuruma re'sen ihbar edilir, ihbar üzerine davaya davalı yanında fer'i müdahil olarak katılan Kurum, yanında katıldığı taraf başvurmasa dahi kanun yoluna başvurabilir. Kurum yargılama sonucu verilecek kararı kesinleştikten sonra uygulamakla yükümlüdür." hükmüne yer verildiğini, bu düzenleme ile Kurumun hizmet tespiti davalarında işverenle birlikte zorunlu dava arkadaşı olması durumunun kaldırıldığını, Kurum yönünden kendine özgü fer'i müdahil statüsü getirildiğini, Kurumun davalı taraf olarak değil fer'i müdahil konumuna alınmasını ve Kurum aleyhinde hüküm kurulmamasını talep ettiklerini, 01.06.2007-01.06.2013 çalışmasının tespiti talep edilmiş ise de Kurum kayıtlarının incelenmesinde; davacının tespit talep ettiği tarihlerde kısmi ve kesintili çalışması bulunduğunun tespit edildiğini, dilekçesinde kira kontratı sunduğundan davacının kiracı olup olmadığının da ayrıca araştırılması gerektiğini, Kurum kayıtlarında bulunmayan çalışma iddiasını Yargıtayın aradığı usul ve yazılı deliller ile ispatlaması gerektiğini savunup davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince, “Davanın redddine” karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesi kararının davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine dair karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
Dairece özetle; "...Site yönetiminin 27.05.2012 tarihli kararla kurulduğu, öncesinde sitenin kooperatif tarafından yönetildiği anlaşıldığından, resen araştırma ilkesi gereğince mahkemece, kooperatif dönemindeki bordrolar getirtilerek bordro tanıklarının beyanları alınmalı, site sakinlerinin elektrik ve su aboneliklerinin başlangıç tarihleri belirlenmeli, site yönetimine geçildikten sonraki dönem açısından da gerekli araştırmalar yapılmalı, davacının mernis adreslerinde ne sıfatla oturduğu da belirlenip elde edilecek sonuca göre bir karar verilmelidir. Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular göz ardı edilerek, eksik araştırma ve inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir." gerekçesiyle karar bozulmuştur.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
1.Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden ilgiliye yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
26.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.