MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2021/53 E., 2024/157 K.
Taraflar arasında görülen hizmet tespiti davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın Kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davacı ve davalılar Kurum ile ... vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 01/02/1993 tarihinde ... yöneticiliğine ait işyerinde hizmet akdi ile çalışmaya başladığını, 18/02/2005 tarihine kadar aralıksız devam ettiğini, işverenin çalışmaları ...'ye bildirmediğini belirterek sonuç olarak müvekkilinin davalı işverene ait işyerinde hizmet akdi ile 01/02/1993-18/02/2005 tarihleri arasında çalıştığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı bir kısım ... işhanı mülk sahipleri vekili cevap dilekçesinde özetle, davacının iddia ettiği gibi yönetim olmadığını, müvekkillerinin de yönetici olmadıklarını, husumet tevcih edilemeyeceğini belirterek açılan davanın reddini talep etmiştir.
2.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; hak düşürücü sürenin geçtiğini, kurum kayıtlarına göre işyerinin 01/05/1991 tarihinde 506 sayılı Yasa kapsamına alındığını, 01/03/2003 tarihinden sonra işçi çalıştırılmadığının bildirildiğini, işyerinde bekçilik işinde ... ve ...'nin sigortalı olarak çalıştığının sabit olduğunu, davacının çalışma iddiasının yersiz olduğunu, gider makbuzlarında imzalarının farklı olduğunu, iddianın gerçeklere uygun olarak ispatı gerektiğini belirterek açılan davanın reddini talep etmiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
Daire kararında özetle; "...Husumet konusu, Hukuk Muhakemeleri Kanununda yer alan ilk itirazlardan olmadığından davanın her aşamasında ileri sürülebilir. Taraflarca ileri sürülmese dahi gerek Mahkemece, gerekse Yargıtay’ca tarafların bu yönde bir savunmasının olup olmadığına bakılmaksızın kendiliğinden göz önünde tutulur. Bilindiği üzere taraf ehliyeti, davada taraf olabilme yeteneğidir. Taraf ehliyeti, Medeni Hukuktaki medeni haklardan istifade (hak) ehliyetinin Medeni Usul hukukunda büründüğü şekildir. Kimlerin taraf ehliyetine sahip bulunduğu Medeni Kanuna göre belirlenir (HUMK m.38, TMK m.8 ve m.48). Buna göre, medeni haklardan istifade (hak) ehliyeti bulunan her gerçek (TMK m.8) ve tüzel (TMK m.48) kişi, davada taraf olabilme ehliyetine de sahiptir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 12.12.2007 tarih ve 2007/5-972 Esas, 2007/972 Karar sayılı ilamı) Bu yönde, kat malikleri kurulu ve onun seçtiği apartman yöneticisi veya apartman yönetim kurulunun tüzel kişiliği ve bu nedenle taraf ehliyeti yoktur. (Kat Mülkiyeti K. m. 27) Örnek olarak Konut Kapıcıları Yönetmeliğinin 3. maddesinde işveren konutun maliki ve ortakları olarak açıklanmıştır. Yönetici ise konutun maliki ya da kat malikleri adına hareket eden kişidir. Yönetici, Kat Mülkiyeti Kanununa göre seçilir ve görevlerini ifa eder. Yönetmelikte işyeri çalışılan konut ile bağımsız bölüm, ortak yerler, eklenti ve tesislerin tümü olarak ifade edilmiştir. Yönetmeliğin 4/a maddesine göre yöneticinin, iş ya da toplu iş sözleşmesi yapması için işverenin yazılı olarak yetki vermesi gerekir. Yönetici, İş ve ... kanunlarının uygulanması yönünden işveren temsilcisidir. Anılan kanunlar çerçevesinde ortaya çıkabilecek idari ve yargısal uyuşmazlıklarda yönetici işvereni temsil eder. Böyle olunca, çalışanın işveren hakkında açabileceği davanın kat maliki ya da maliklerine karşı açılması gerekse de, yönetmelikten ... bu temsil yetkisine göre davanın, Kat Mülkiyeti Kanununa göre seçilmiş yönetici veya yönetim kurulu varsa doğrudan bunlara, şayet yönetici veya yönetim kurulu yoksa, kat maliklerinin tümüne karşı dava açılması gerekir. Bu sebeple somut davada davalı işhanının mülkiyetinin tamamı davalı Belediyeye ait olduğundan, davalı ...’ye yöneltilen dava doğru olup, mülk sahibi olmayan davalılardan işhanı kiracılarına yöneltilen husumet ise yanlıştır. Davanın esasıyla ilgili yapılan araştırma ise hüküm kurmaya elverişli değildir. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 13. maddesinde, işçinin normal haftalık çalışma süresinin, tam süreli iş sözleşmesiyle çalışan emsal işçiye göre önemli ölçüde daha az belirlenmesi durumunda sözleşmenin kısmî süreli iş sözleşmesi olduğu belirtilmiş, 63. maddesinde, genel bakımdan çalışma süresinin haftada en çok 45 saat olduğu, aksi kararlaştırılmamışsa bu sürenin, işyerlerinde haftanın çalışılan günlerine eşit ölçüde bölünerek uygulanacağı açıklanmıştır. Bu tür hizmet tespiti davalarında tam gün üzerinden veya kısmi zamanlı olarak çalışma olgusunun ortaya konulması önem arz etmekte olup çalışmanın kısmi zamanlı olduğu anlaşıldığı takdirde günde kaç saat hizmet verildiği ve giderek haftalık ve aylık çalışma süreleri belirlenmeli, sonrasında değinilen 63. madde kapsamında 7,5 saatlik çalışmanın 1 iş gününe karşılık geldiğinden yola çıkılarak hüküm altına alınması gereken aylık çalışma süresi belirlenmelidir. Yukarıdaki yasal düzenlemeler ve açıklamalar ışığında, dava değerlendirildiğinde; davacı, davalı işveren nezdinde belirtilen tarihlerde bekçi olarak çalıştığı sürelerin tespitini istemiştir. Mahkemece, davacının tam gün süreyle talebi gibi hizmet akdine bağlı olarak çalıştığına karar verilmiş ise de yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli değildir. Mahkemece re'sen araştırma ilkesi doğrultusunda öncelikle davacının hangi tarihten itibaren davalı işhanında görevini ifa ettiği ve davacının tam zamanlı mı yoksa kısmi zamanlı mı çalıştığı hususu irdelenmeli; çekişme konusu dönem yönünden bunun başlangıç ve sona erme tarihi belirlenmeli, bu amaçla işhanında gelir gider defterinde yer alan harcamaların ödeme tarihlerinden ve kaç gün üzerinden ödeme yapıldığı hususlarından yararlanılmalı, işhanına ait karar defterlerinde asıl çalışanın kim olduğu net olarak belirlenmeli, tarafların gösterdiği tanıklar ile yetinilmeyerek, civar işhanı ve apartmanlarda uzun yıllar oturan komşu ya da yakın yerlerde kayıtlara geçmiş çalışanlar diğer apartman ve işhanlarının bekçileri, kapıcıları ve yöneticileriyle, başta komşu market işleten ve çalışanları ile davacının bu çalışmalarını bilebilecek durumda olan mahalle muhtarı veya azaları tespit edilip tanık sıfatıyla beyanlarına başvurulmalı, bununla birlikte davacının tüm mesainin işhanına hasredilip hasredilmediği, davacının yaptığı işin işhanında periyodik olarak hangi sıklıkta (saat/gün/ay) yapıldığı ve bunun için ne kadar zaman harcandığı araştırılmalı, başka apartmanlarda veya işyerlerinde herhangi bir hizmetin söz konusu olup olmadığı irdelenmeli, yapılan işin kapsam ve niteliği de nazara alındığında kısmi çalışma mümkün olduğundan, işyerinin kapsamı araştırılmalı, davacının faaliyeti kapsamında hangi işleri yaptığı, yapılan işin hizmet akdi olup olmadığı, çalışmanın kısmi zamanlı olduğu anlaşıldığı takdirde bu kez günde kaç saat hizmet verildiği, haftalık ve aylık çalışma süreleri belirlenmeli, sonrasında değinilen 63. madde kapsamında 7,5 saatlik çalışmanın 1 iş gününe karşılık geldiği nazara alınarak hüküm altına alınması gereken aylık çalışma süresi belirlenmelidir. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 12.05.2010 gün ve 2010/21-230 Esas - 2010/266 Karar, 29.04.2011 gün ve 2011/21-130 Esas - 2011/256 Karar sayılı ilamlarında da aynı görüş ve yaklaşım benimsenmiştir. Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir." gerekçesiyle karar bozulmuştur.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; kararın bozulmasını talep etmiştir.
2.Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
3.Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Hükmün Kapsamı” başlıklı 297. maddesinin 2. fıkrasında; “Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.” şeklinde düzenleme getirilmiştir. Eldeki davada, Mahkemece, bir kısım davalılar hakkında hakkında karar verilmediği, daha sonra "ilan" başlığı ile ek karar yazılmak suretiyle hakkında hüküm kurulmayan davalılar ile hüküm kurulduğu ve gazete ile ilan edildiği anlaşılmakla, yapılan işlemlerin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun hükmün tashihi (m.304), tavzihi (m.305) veya tamamlanması (m.305A) maddelerinde düzenlenen hükümlere uygun olmadığı açık olup, ayrıca ek kararın davanın taraflarına Tebligat Kanunu hükümlerine uygun olmayan şekilde ilanen tebliği hukuken yok hükmündedir. Mahkemece hakkında hüküm kurulmayan davalılar hakkında usulüne uygun şekilde bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Mahkeme kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden ilgililere iadesine,
Dosyanın kararı veren Mahkemesine gönderilmesine,
05.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.