MAHKEMESİ : Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2025/78 E., 2025/1630 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bingöl 1. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
SAYISI : 2023/347 E., 2023/762 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı Kurum vekili ile bir kısım davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz incelemesinin duruşmalı yapılması talep edilmekle kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin ve işin duruşmaya tabi olduğunun anlaşılması nedeniyle duruşma talebinin kabulüne karar verildikten sonra, duruşma için 03.03.2026 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmiştir. Duruşma günü bir kısım davalılar adına Av. ... ile davacı ... adına Av. ... geldiler. Diğer davalılar adına gelen olmadı. Yüzlerine karşı duruşmaya başlanıp sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra duruşmaya son verilerek aynı günde Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I.DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... Başkanlığınca yapılan soruşturma neticesinde Kurum Başmüfettişi tarafından düzenlenen 12.02.2010 tarih ve 309375/Srş/1 sayılı rapor gereğince, davalıların murisi sigortalının emekliliğini sağlayan prim ödemelerinin bir kısmının iptal edildiği ve geriye dönük olarak 10 yıl boyunca yersiz olarak ödenen emeklilik aylıkları toplamının faizi ile birlikte geri ödenmesinin istenildiği, çünkü davalı sigortalının prim hesabına 29.12.1994 tarih verilerek hayali olduğu belli olan 112000000 arşiv no.su ile 1.600.000 TL’lik giriş işleminin A12 şifresini kullanan ... tarafından yapıldığı, hayali bir biçimde aktarma gerçekleştiğinden giriş arşiv numarasının sistem kayıtları ile uyum göstermediği ve çıkışı yapılan aktarmanın kaynağı durumundaki çıkış arşiv no.suna ve sigortalı Bağ no.suna ulaşılamadığının tespit edildiği, davalı sigortalının idari soruşturma aşamasındaki beyanında usulsüz ve hayali aktarma işlemlerine konu ödemeyi yaptığına dair bir makbuzu veya ödeme belgesi olmadığını beyan ettiği, gerçeğe ve mevzuata aykırı bir şekilde gerçekleştirilen bu işlemlerde menfaat temin etmek isteyen kurum çalışanları memur ..., veznedar ... ve Bağ-Kur İl müdürü ... hakkında Kurum zararına sebebiyet verdikleri gerekçesiyle Bingöl Ağır Ceza Mahkemesinde 2010/180 Esas sayılı ceza davası açılmış olduğu, neticede davalı sigortalının prim/askerlik borçlanması ödemeleri hileli ve suç teşkil eden yollarla ödenmiş gibi gösterilerek Kurumun dolandırıldığı, davalı sigortalının yeterli delil veya belge gösteremediği ödemelere ait sanal ortamda yapılmış gibi görünen aktarmalar iptal edilince davalı sigortalının mevcut ve sahih olan prim gün sayısı emekliliğe yeterli olmadığından, emekliliğin iptal edildiği ve böylece Kurumdan alınan aylıkların yersiz olduğu, davalı sigortalı da dahil üzere davalı ...’ın Kurumu gerçeğe aykırı işlemlerle yanıtlığı ve bahse konu işlemlerde hile ve desise kullanıldığının teftiş raporu ile ortaya çıktığı, emekli aylığının iptal edilmesi neticesinde yapılan hesaplamada aylık bağlanma tarihi olan 01.12.2000 tarihinden 07.07.2010 tarihine kadar 45.188,00 TL aylık ödemesi ve 7.438,13 TL sağlık yardımı yapıldığının tespit edildiği ve davalı sigortalı yapılan ihtara rağmen borcu ödemeyince dava açma zarureti doğduğu iddiasıyla fazlaya ilişkin talep ve dava hakkı saklı kalmak kaydıyla, davalı sigortalıya yersiz ödenen 45.188,00 TL aylık ödemesi ve 7.438,13 TL sağlık gideri olmak üzere toplam 52.626,13 TL’nin ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II.CEVAP
1.Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; ... mirasçıları vekili cevap dilekçesinde özetle; murisleri sigortalının emekliliğinin hak edilmiş bir emeklilik olduğu ve sağlığında aldığı yaşlılık aylıklarının sebepsiz zenginleşme sayılamayacağı, dava konusu olayın ortaya çıkmasından sonra yapılan yazışmalarda Kuruma 182 TL dışında borç bulunmadığının yazılı olarak bildirildiği, kabul anlamına gelmemekle birlikte dava konusu taleplerin zamanaşımına uğradığı, Kurumun kayıtlarını doğru tutmak ve korumakla yükümlü olduğu, hukuka aykırı işleme dayanılarak bir ya da daha çok işlem tesis edilmişse hukuka aykırı işlemin artık geri alınamaması gerektiği İstikrar ve Hukuk Devleti ilkesinin uzantısı olarak kabul olunması gerektiği, sağlık harcamamalarının iadesi talebinin hiçbir hukuki temeli olmadığı ve kendileri yönünden BK’nun 63. maddesine dayalı “Sebepsiz Zenginleşmede İade Borcunun Kapsamı…” ile ilgili de değerlendirme yapılmak suretiyle iyiniyetlerini koruyacak bir yöntemle davanın reddine dair bir karara varılması gerektiği belirtilerek talep edilen alacağının büyükçe kısmının zamanaşımı ile malul bulunduğu savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
2.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı ...’i tanımadığı, dava dilekçesinde davaya konu eylemin 08.04.1995 tarihinde gerçekleştiğinin ileri sürüldüğü, 1995 tarihinden itibaren 16 yıl geçtiği, kendisinin 15.07.1998 tarihinde ayrıldığı, buna göre zamanaşımı süreleri dolduğundan davanın öncelikle bu nedenle reddi gerektiği, esasa ilişkin olarak, kendisinin sigortalama servisinde memur olarak çalıştığı, 1990 yılı başında kurumun bilgisayar ortamına geçtiği ve o tarihlerde bilgisayara para yüklemesi yapılmadığı ve sigortalı bilgilerinin yüklenmesinde kullanıldığı, İl Müdürlüğünce kendisine verilen şifrenin sadece sigortalı bilgilerinin yüklenmesine yaradığı, veznedar ... şef olunca veznedarlık görevinin kendisine verildiği, veznede bilgisayar bulunmadığı ve veznedarların bilgisayarla bilgi işlemle ilgisinin olmadığı, bu nedenle veznedar olduktan sonra gereksiz hale gelen şifrenin iptali Kuruma dilekçe verdiği, yine veznelerin Cumartesi-Pazar günleri kapalı olduğu, olayın meydana geldiği söylenen 08.04.1995 tarihinin Cumartesi günü olduğu, kendisine ait şifrenin ne olduğunu ve gerçekten iddia edilen şekilde kullanılıp kullanılmadığını bilmediği, kendisinin 15.07.1998 tarihinde Bağ-Kur’dan ayrıldığı ve geçmişin doğru şekilde ortaya konmasını sağlayacak bilgi ve belgenin davacı kurumca imha edildiği, dava konusu olayın ceza yargılamasının Bingöl Ağır Ceza Mahkemesinin 2010/180 E. sayılı dosyasında görülmekte olup, bu dosyaya sunduğu delillerin bu dosyada da delil olduğunun belirttiği, davacı Kurumun sağlıklı bir bilgisayar sistemi kurmadığı ve işletmediği, her türlü suistimale açık halde bulundurarak iyiniyetli insanların mağdur olmasına sebebiyet verdiği, bu nedenle de kusurun davacı kuruma ait olduğu, davacı Kurumun kendi elemanı olan bir müfettişe yaptırdığı incelemeyi dayanak yaparak talepte bulunduğu, Müfettişçe ortaya konan hususların ne derece doğru olduğu ve gerçekten kendisine ait şifre olup olmadığı, bu şifrenin ne olduğu, kullanılıp kullanılmadığını bilmediği ve neden şifrenin iptal edilmediği ve ya da zaman iptal edildiğini bilemediği, buna benzer 100’ü aşkın sigortalı dosyasının iptal edildiği ve hayali yükleme ve aktarmalardan söz edildiği, kendisinin 1998 yılında Bağ-Kur’dan ayrıldığı ama 1998, 19 99... yılları boyunca ayanı şekilde olaylar yaşandığı, benzer 100’ü aşkın dosyalarda 550’yi aşkın işlemin yapıldığından söz edildiği, bunlardan sadece 21 tanesinin kendisine ait şifre ile yapıldığının iddia edildiği, bu 21 işlemin 16 tanesinin ise Cumartesi yada Pazar veya bayram tatili günlerinde veya kendisinin yıllık izinde, il dışında veya raporlu olduğu günlerde yapıldığını kendi imkanları ile ortaya koyabildiği, aradan zaman geçmese ve müfettiş soruşturması olduğu halde belge, arşiv ve defterler imha edilmese olup bitenin daha iyi ortaya konabileceği, 2010 yılında müfettişin kendisini çağırmasıyla olayı öğrendiği ve Kuruma yaptığı başvurulara kaçamaklı cevaplar verildiği ve arşivlerin, defterlerin, tahsilat makbuzlarının (Bilgi işlem arşivinin ve Muhasebe arşivinin) imha edildiğini bildiren böyle bir dava açmaya hakkı olmadığı, davacı Kurumun bilgisayar sistemini borç alacak durumunu sağlıklı gösterecek şekilde kurmadığı, yine Müfettişin usulsüz işlemlerin hangi bilgisayarda, saat kaçta yapıldığına dair araştırmayı nedense yapmadığı belirtilerek; davanın öncelikle zamanaşımı nedeniyle, zamanaşımı itirazı yerinde görülmez ise haksız ve hukuka aykırı davanın esastan reddi gerektiği savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III.İLK DERECE MAHKEME KARARI
İlk Derece Mahkemesi tarafından yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararla davanın ... mirasçısı olan davalılar yönünden kısmen kabulüne kısmen reddine, 42.541,36 TL maaş ödemesinden kaynaklı yersiz ödeme alacağının sarf ve tediye tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ... mirasçısı olan davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek davacı Kuruma ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, davanın davalı ... yönünden husumet yokluğundan reddine karar verilmiştir.
IV.İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde ... vekili, ... ve yargılama aşamasında hayatını kaybeden ... mirasçıları davalılar (..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ...) vekili, davalı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V.TEMYİZ
A.Temyiz Sebepleri
1.Davacı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; Bingöl Bağ-Kur İl Müdürlüğü’nde 1990-2000 yılları arasında müfettiş raporlarıyla saptanan fiktif prim ödemeleri ve usulsüz aktarmalar neticesinde sigortalıya haksız aylık bağlandığı ve sağlık gideri yapıldığı, sigortalının ödemelerini mutad yollar yerine elden teslim ederek en azından "kusurlu" hareket ettiği ve bu durumun 5510 sayılı Kanun’un 96/a maddesi uyarınca 10 yıllık iade yükümlülüğü doğurduğu belirtilerek sigortalı mirasçıları yönünden verilen kısmi red kararının bozulması; ayrıca hayali işlemlerin bizzat "A12" kullanıcı şifresiyle gerçekleştirildiği ve Yargıtay 5. Ceza Dairesi’nce eylemi "zimmete iştirak" olarak nitelendirilen veznedar ... hakkında verilen "husumet yokluğu" kararının usul ve yasaya aykırı olduğu vurgulanarak, Kurum zararından doğrudan sorumlu olan bu kişi yönünden de davanın kabulü gerektiği iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur.
2.Davalılar ... ve diğerleri vekili temyiz dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesinin, 1930 doğumlu okuma yazma bilmeyen ... sigortalının 1990’lı yıllarda Kurum müdürüne ve veznedarına güvenerek elden yaptığı prim ödemelerini "makbuz almadığı" gerekçesiyle kusurlu sayıp yersiz ödemelerin iadesine karar vermesinin; Diyarbakır BAM’ın ise bu kararı yüzeysel gerekçelerle onamasının evrensel hukuk ilkelerine, "İdari İstikrar" ve "Kamu İdaresine Güven" prensiplerine açıkça aykırı olduğu; bizzat kurum müfettiş raporuyla ikrar edildiği üzere kurumun bilgisayar sistemindeki (... komutu) açıklar ve personelin (..., ... vb.) "zimmet" suçuna konu şahsi suistimalleri nedeniyle oluşan zararın, bu durumu bilmesi imkansız olan iyi niyetli sigortalıya yüklenemeyeceği; Danıştay ve Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararları uyarınca, ilgilinin hilesi ispatlanmadığı sürece idarenin kendi hatasından kaynaklanan ve üzerinden uzun zaman geçmiş tahsis işlemlerinin "Kazanılmış Statü" yarattığı; kaldı ki sigortalının aldığı maaşları iyi niyetle tüketmiş olması sebebiyle sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre iade borcunun bulunmadığı ve kurumun asıl sorumluları (memurlarını) aklarken vatandaşı mağdur etmesinin hakkaniyetle bağdaşmadığı iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, yersiz ödemelerin tahsiline ilişkindir.
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, dosyada yer alan tüm bilgi ve belgelerin incelenmesinde verilen hükmün yerinde olduğu anlaşılmakla davacı Kurum vekili ile bir kısım davalılar vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Aşağıda yazılı temyiz harcının davalılardan alınmasına,
03.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.