MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2023/44 E., 2025/355 K.
Taraflar arasında görülen rücuan tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davacı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili özetle; Kurum sigortalısı ve dava dışı ... Otomotiv işyeri işçilerinden ...’nin 31.12.2015 tarihinde geçirdiği trafik iş kazası sonucu vefat ettiğini, müvekkili Kurum tarafından Gebze 1. iş mahkemesinin 2016/1046 esas sayılı dava dosyası üzerinden ... otomotiv şirketine rucüen tazminat talebiyle dava açıldığını, ancak işbu davada alınan kusur raporunda Kurum sigortalısı ...’nin işvereni olan ... Şirketinin kusuru olmadığı yönünde rapor tanzim edildiğini, söz konusu raporda davalıların kusurlu olduğunun tespit edildiğini, bundan bahisle davalılar aleyhine dava açma zarureti hasıl olduğunu, kaza nedeniyle sigortalının hak sahiplerine PSD geliri bağlandığını ve toplam 312.735,67 TL kurum zararı meydana geldiğini, meydana gelen iş kazasında davalıların kusurlu olduğunun tespit edildiği belirterek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 1.000 TL alacağın yasal faiziyle birlikte davalılardan müşterekken ve müteselsilen tahsiline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılara tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı ... vekili özetle; dava konusu kazada müvekkiline atfedilebilecek bir kusur bulunmadığını, her ne kadar müvekkili sürücünün kusurundan söz edilmekte ise de müvekkilinin temsil edilmediği ilk aşamalarda verilen raporların maddi hataya dayalı olduğunu, ceza yargılama sırasında adli tıp kurumundan rapor alındığını ve ihtimalli raporu verildigini, öngörülen ihtimallerden birinde müvekkilinin zincirleme kazada hiçbir kusurunun bulunmadığının belirtildiğini, her ne kadar hukuk hakimi ceza hakimi kararıyla bağlı değilse de beraat ya da mahkumiyet kararlarının hukuk birliği ve tutarlılık açısından bağlayıcı olduğu temel ilkesinin göz önünde bulundurulması gerektiğini belirterek, açılan davanın reddine, dava masrafları ve ücreti vekaletin davacıya yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
2.Davalı ... Turizm Servis ve Ticaret Ltd. Şti. özetle: dava konusu trafik kazasında müvekkil şirketin kusurlu ve sorumlu olduğu iddiasının gerçeğe aykırı olduğunu, müvekkil şirketin aracının dava konusu kazada herhangi bir kusuru bulunmadığını, olayın yaşandığı gün olan 31.12.2015 tarihinde oldukça kar yağışlı ve kapalı bir hava söz konusu olduğunu, kazanın gerçekleştiği yolda gerekli çalışmaların da yapılmamış olup karlı bir zemin ortaya çıktığını, öte yandan söz konusu mevkide devamlı suretle kazalar meydana gelmekte olup yol kusuru da bulunduğunu, davacı yan tarafından Gebze 1. İş Mahkemesi'nin 2016/1046 E. sayılı dosyasından alınan bilirkişi raporunda müvekkiline kusur yüklendiği iddia edilmişse de, anılan davada taraf olunmadığını bu nedenle söz konusu rapordan haberdar olmadıklarını ve taraflarına herhangi bir rapor tebliği yapılmadığını belirterek, iddia edilen kusur durumuna itiraz ettiklerini, bunlara ek olarak ortada zincirleme bir trafik kazası söz konusu olduğunu, müvekkilinin aracının halihazırda meydana gelmiş bir kazanın devamında bu kazaya karıştığını ve kusursuz olduğunu, her koşulda kusur oranlarının tayini bakımından Adli Tıp Trafik İhtisas Dairesi nezdinde inceleme yapılmasına karar verilmesini, müvekkili şirketin kazaya karışan araçlardan 41... plakalı aracın maliki odluğunu, aracın müvekkili şirketin çalışanı tarafından sevk ve idare edildiğini, müvekkili şirketin çalışanın işbu kazadan kaçınmasının mümkün olmadığını, müvekkilinin de herhangi bir kusuru bulunmadığını, zira 2012 model olan müvekkil aracının muayenesi ve periyodik bakımları tam olduğunu, sürücünün de ehliyet belgesinin yeterli olduğunu, yine sürücünün mesleki yeterlilik belgesi ve psikoteknik değerlendirme belgesinin de mevcut olduğunu müvekkilinin iş güvenliği bakımından da tüm tedbirlerini aldığını, sürücünün hem otobüs hem de çekici kullanmak için yedi yıllık deneyime sahip olup D ve E sınıfı ehliyetlere sahip odluğunu, kusur ile zarar arasında uygun bir illiyet bağı yoksa, bir sorumluluktan söz edilemeyeceğini, kusur sorumluluğunda ise üç halde illiyet bağının kesilebildiğini, bunların; mücbir neden, zarar görenin ve 3. kişinin ağır kusuru olduğunu, buna göre sorumluya yüklenen davranış veya olayın zararlı, sonucun zorunlu şartı olması gerektiğini, somut olayımızda ise müvekkili şirketçe şoföre gerekli eğitimlerin verildiğini, yine araçta da herhangi bir arıza ve benzeri durum bulunmadığını, müvekkilinin kazanın meydana gelmemesi için ve özellikle de dava konusu zarara yol açan ölümün meydana gelmemesi için alabileceği herhangi bir önlem bulunmadığını, kaza ve iddia edilen zarar müvekkil ve müvekkil sürücüsü dışındaki kişilerin kusuru ile meydana geldiğinden nedensellik bağının kesildiğini, müvekkili şirketin söz konusu kazada hiçbir kusuru olmadığı gibi hukuken herhangi bir sorumluluğu da bulunmadığını belirterek, davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasın karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece davanın kısmen kabulüne, karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesi kararının davalılar ... ile ... Sigorta ... Şirketi vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine dair karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
Dairece özetle; "...davaya konu kazayla ilgili maddi olgu doğru belirlenerek, olayın niteliği, davalıların ve dava dışı tarafların olay anındaki sıfatları ve olaya etkileri irdelenerek, yukarıda belirtilen esaslar dahilinde araç işletenin kusursuz sorumluluğunun bulunmaması karşısında, bilhassa davalı ... yönünden davaya konu kazaya etki eden bir kusurunun bulunup bulunmadığı tartışılmadan yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizdir. Bu sebeple mevcut dosya sigortalısının hak sahiplerince açılan davaya konu olayla ilgili tazminat davası bulunup bulunmadığı araştırılmalı, ceza ve tazminat davalarında ki raporlar celbedilip, belrtilen esaslar ve tarafların kusur oranlarının ayrıntılı olarak değerlendirilebilmesi amacıyla, uzman kişilerden oluşan bilirkişi heyetinden uygun bir kusur raporu alınmadan ve mevcut çelişkiler giderilmeden, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm tesisi bozmayı gerektirir." gerekçesiyle karar bozulmuştur.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı Kurum vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
05.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.