MAHKEMESİ: ... Bölge Adliye Mahkemesi 47. Hukuk Dairesi
Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar; davacılar ve davalı vekilleri tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle: ... ...'ın 16.12.2016 tarihinde geçirdiği iş kazası sonrası ... ve çocuksuz olarak vefat ettiğini, ücretinin net 2.500,00 TL olduğunu, annesi ..., babası ..., 17.02.2006 doğumlu kardeşi ..., kardeşi ... ve ...'m destekten yoksun kaldıklarını iddia ederek fazlaya ilişkin haklarının saklı kalması kaydıyla müteveffanın mirasçılarının manevi tazminat taleplerinin kaza tarihinden işleyecek en yüksek faiz oranı ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; meydana gelen kazada davalı işverenin kusuru olmadığını, müteveffanın asgari ücretle çalıştığını savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 14.07.2020 tarihli ve 2017/133 Esas, 2020/352 Karar sayılı kararı ile
A-Maddi tazminat taleplerinin kısmen kabulü ile
1-Davacı baba ... yönünden hesaplanan 82.515,58 TL'ye %40 oranında karineye dayalı makul indirim uygulanarak bulunan 49.509,34 TL'nin kaza tarihi olan 16.12.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak bu davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,
2-Davacı anne ... yönünden hesaplanan 187.026,86 TL'ye %40 oranında karineye dayalı makul indirim uygulanarak bulunan 112.216,11 TL'nin kaza tarihi olan 16.12.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak bu davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,
3-Davacı kardeşler ..., ... ve ... yönünden maddi tazminat taleplerinin ayrı ayrı reddine,
B-Manevi tazminat taleplerinin kısmen kabulü ile
1-Davacı baba ... yönünden 40.000,00 TL'nin kaza tarihi olan 16.12.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak bu davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,
2-Davacı anne ... yönünden 40.000,00 TL'nin kaza tarihi olan 16.12.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak bu davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,
3-Davacı kardeş ... yönünden 10.000,00 TL'nin kaza tarihi olan 16.12.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak bu davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,
4-Davacı kardeş ... yönünden 10.000,00 TL'nin kaza tarihi olan 16.12.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak bu davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,
5-Davacı kardeş ... yönünden 10.000,00 TL'nin kaza tarihi olan 16.12.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak bu davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin 14.07.2020 tarihli ve 2017/133 Esas, 2020/352 Karar sayılı kararına karşı davacılar ve davalı vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 28.12.2022 tarih ve 2020/4771 E., 2022/2697 K. Sayılı kararı ile ... ...'ın ... ve ... San. Tic. A.Ş.'de 12.10.2016-16.12.2016 tarihleri arasında çalıştığı, forklift ile çalıştığı sırada aracın devrilmesi suretiyle 16.12.2016 tarihinde geçirdiği iş kazası sonrası ... ve çocuksuz olarak vefat ettiği, davalı, kazazede işçinin ... ve ... San. Tic. A.Ş.’nin işçisi olduğunu, SGK tarafından Bakırköy 3. İş Mahkemesinin 2019/114 E. sayılı dosyasıyla açılan rücu davasının da ... ve ... San. Tic. A.Ş. ye karşı açıldığını, tarafların husumet ehliyeti bulunup bulunmadığının re’sen gözetilmesi gereken bir durum olduğunu istinaf aşamasında iddia ile kararının kaldırılmasına ve davanın husumetten reddini istediği, yargılama aşamasında davalı tarafın husumet itirazını ileri sürmediği, istinaf aşamasında ileri sürdüğü görülmekle, Dairece ... Ticaret Odasından gerek ... ve ... San. Tic. A.Ş. ve gerekse ... Oluklu ... ve ... San. Tic. A.Ş.'nin sicil kayıtları çıkartılarak incelendiğinde, her iki şirketin iş adresinin aynı adres olduğu, Yönetim Kurulu Başkanlarının ... ... olduğu, iştigal alanlarının da aynı olduğu hususları nazara alındığında, şirketler arasında organik bağ bulunduğu, davaya konu uyuşmazlık ile ilgili alacaktan dolayı davalı şirketin sorumlu tutulmasının yerinde olduğu, davalı tarafın husumet itirazı ile ilgili istinaf iddiasının ise yerinde olmadığı, davacı tarafın istinaf iddiaları incelendiğinde, davacıların manevi tazminat ile ilgili istinaf iddialarının kısmen yerinde olduğu anlaşılmakla, dosya kapsamı ve belirtilen kriterler nazara alındığında, müteveffanın anne ve babası için ayrı ayrı 75.000,00 TL, diğer davacılar kardeşleri için ise yine ayrı ayrı 20.000,00 TL manevi tazminatın hakkaniyete uygun olması nedeniyle taleplerin bu miktarlardan kabulüne karar verilmesi gerektiği, davacı tarafın müteveffanın anne ve babası yönünden hükmedilen maddi tazminata hakkaniyet indirimi yapılamayacağı yönünde istinaf iddiasında bulunduğu, dosya incelendiğinde ... ...'ın annesi ... ve babası ...'ın başka bir gelirinin bulunmadığı, müteveffanın ölümü sebebiyle, SGK'dan ölüm geliri bağlandığı, Yargıtay 21. HD'nin 2017/4468 Esas, 2019/898 Karar sayılı ilamında gelir bağlanmayan anne/baba için makul tazminata hükmedilmesi gerektiğinin belirtildiği, Mahkemece hesaplanan maddi tazminat miktarlarında %40 oranındaki indirimin hatalı yapıldığı, davacı tarafın bu yöndeki istinaf iddiasının ise yerinde olduğu, bu halde de denetime müsait şekilde hazırlanan hesap bilirkişisi raporunda tespit edilen maddi tazminat miktarından indirim yapılmaması gerektiği, davalı tarafın kusur oranına itiraz ettiğinin görüldüğü, iş kazasına ilişkin düzenlenen SGK inceleme raporunda davalı işverenin %30 müteveffanın %40 oranında kusurlu olduğu belirtilmiş, Büyükçekmece Başsavcılığınca taksirle ölüme sebebiyet verme eylemi sebebiyle yapılan tahkikat sırasında düzenlenen bilirkişi raporunda ise şüpheli işveren tarafın asli kusurlu, müteveffanın ise tali kusurlu olduğu yolunda görüş belirtildiği, Mahkemece iş sağlığı ve güvenliği uzmanı olan bilirkişi heyetinden mütalaa istenildiği, düzenlenen raporda davalı işverenin %80, müteveffanın ise %20 oranında kusurlu olduğu yolunda görüş belirtildiği, itiraz üzerine ek rapor alındığı, ek raporda da kök raporun desteklendiği, 2. bilirkişi heyetinden alınan raporda da kusur durumlarının aynı oranda mütalaa edildiği, raporların birbirini teyit ettiği, rücu dosyasının görüldüğü Bakırköy 3. İş Mahkemesinden 2019/114 Esas sayılı dosya için inceleme izni istenildiği, verilen izin üzerine dosyadaki belgelerin ve bilirkişi raporlarının incelendiği, kusur raporları arasında farklılık bulunduğu görülmekte olup dosyada inceleme yapan bilirkişi heyetlerinin raporda diğer raporların değerlendirmesini yaptığı ve dosya kapsamına göre Mahkemece birbirini teyit eden bilirkişi raporlarındaki kusur oranlarına göre değerlendirme yapmasının da isabetli olduğu, bu yöndeki istinaf itirazının yerinde olmadığı, davalı tarafın hesaplamaya esas alınan ücrete itirazda bulunduğu, davacı tarafın maaşın 2.500 TL olduğunu, davalının ise asgari ücret olduğunu ileri sürdüğü, dinlenilen davacı tanığının davacının ücretini ortalama olarak belirttiği davalı tanıklarının maaşa ilişkin beyanda bulunmadıkları, yapılan emsal ücret araştırmasında davacının alabileceği ücretin 3000-3500 TL arasında olabileceği bildirilmiş olmakla ve işin niteliği öngörülerek, emsal ücretin altında kalan davacı talebine göre hesaplama yapılması isabetli olduğundan bu yöndeki istinaf itirazının yerinde görülmediği gerekçesiyle;
A-Davalı vekilinin istinaf istinaf başvurusunun esastan reddine,
B-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne,
C-İlk Derece Mahkemesi kararının, HMK'nın 353/1-b.2 maddesi gereğince kaldırılmasına,
D-Davanın kısmen kabul, kısmen reddine,
E-Maddi tazminat taleplerinin kısmen kabulü ile
1-Davacı baba ... yönünden hesaplanan 82.515,58 TL'nin kaza tarihi olan 16.12.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak bu davacıya verilmesine,
2-Davacı anne ... yönünden hesaplanan 187.026,86 TL'nin kaza tarihi olan 16.12.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak bu davacıya verilmesine,
3-Davacı kardeşler ..., ... ve ... yönünden maddi tazminat taleplerinin ayrı ayrı reddine,
F-Manevi tazminat taleplerinin kısmen kabulü ile
4-Davacı baba ... yönünden 75.000,00 TL'nin kaza tarihi olan 16.12.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak bu davacıya verilmesine,
5-Davacı anne ... yönünden 75.000,00 TL'nin kaza tarihi olan 16.12.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak bu davacıya verilmesine,
6-Davacı kardeş ... yönünden 20.000,00 TL'nin kaza tarihi olan 16.12.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak bu davacıya verilmesine,
7-Davacı kardeş ... yönünden 20.000,00 TL'nin kaza tarihi olan 16.12.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak bu davacıya verilmesine,
8-Davacı kardeş ... yönünden 20.000,00 TL'nin kaza tarihi olan 16.12.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak bu davacıya verilmesine,
9-Fazlaya ilişkin taleplerin reddine, karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
Bölge Adliye Mahkemesinin 28.12.2022 tarih ve 2020/4771 E., 2022/2697 K. sayılı kararının süresi içerisinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 25.04.2023 tarih ve 2023/2848 E- 2023/4387 K. ile "...Mahkemece yapılacak iş; hüküm altına alınacak tazminat miktarlarına etkisi bakımından, aynı olaya ilişkin ceza dosyası ile rücu dava dosyasındaki kusur raporlarının irdelenmesi suretiyle - verilen kararların kesinleşip kesinleşmediğinin gözetilerek, delillerin toplanması hususunda sigortalının mirasçıları tarafından açılan tazminat davasının özü itibariyle taraflarca getirilme ilkesine tabi davalardan olup re’sen araştırma ilkesinin olmadığı hususunun da göz önünde bulundurulması ve bu şekilde toplanacak delillerle birlikte, yukarıda bahsedilen kusur raporlarını düzenleyen heyetten farklı, A sınıfı iş güvenliği uzmanlarından oluşturulacak 3 kişilik bilirkişi heyetine; tarafların somut verilere dayalı iş güvenliği açısından alması gereken önlemlerin neler olduğu, hangi önlemlerin alınıp; hangi önlemlerin alınmadığı, iş kazası olayının gerçekleşmesindeki kusur oranlarını - tarafların dosyada mevcut kusur raporlarına itirazları da göz önünde tutulmak suretiyle- her türlü şüpheden uzak şekilde tespit ettirmek, belirlenecek kusur oranını Mahkemece hükme esas alınan 17.05.2019 tarihli hesap raporuna uygulamak, bu hesap raporundaki bilinen devre sonu olarak esas alınan tarihi ileri çekmemek ve bu tarihten sonra yürürlüğe giren asgari ücretteki farkları rapora yansıtmamak suretiyle alınacak raporu hükme esas almaktan ve taraflar lehine oluşan usuli kazanılmış hakları da (özellikle davacı tarafın temyiz yoluna başvurrmadığının) gözeterek karar vermekten ibarettir....Somut olayda, ... sigortalının sevkiyat elemanı olarak çalışmaktayken davaya konu iş kazasına uğradığı, hesap raporunda tanık beyanı ve ...Sendikası tarafından bildirilen emsal ücret araştırması neticesi göre asgari ücretin 2,12 katı üzerinden ücret elde ettiği varsayımlarına göre hesap yapıldığı, mahkemece iş bu rapora itibarla karar verilmiş ise de dosya kapsamından sendikalı olmadığı anlaşılan işçi lehine tanıkların ve ...Sendikası tarafından bildirilen emsal ücretin esas alınmasıyla birlikte hesaplama yapılması dosya kapsamına ve oluşa uygun olmamıştır. Bu yöne ilişkin temyiz itirazları yönünden Mahkemece yapılacak iş, ... sigortalının yaptığı iş, yaşı, kıdemi belirtilmek suretiyle ilgili meslek odalarından, TÜİK ve Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünden bilinen devrede alabileceği ücretleri sormak, elde edilecek sonuçları dosyadaki diğer verilerle ve özellikle dava dilekçesindeki taleple birlikte değerlendirip talebi aşmayacak şekilde gerçek ücreti tereddütsüz olarak belirlemek, usulü kazanılmış hakların gözetilmesi suretiyle oluşacak sonuca göre bir karar vermekten ibarettir...Diğer taraftan, her ne kadar davacılar tarafından dava dilekçesinde ... Oluklu ... ve ... San. Tic. A.Ş. davalı taraf olarak gösterilmiş ise de ... sigortalının işvereninin ... ve ... San. Tic. A.Ş. olduğu dosya kapsamından anlaşılmakla, hasımda yanılma olduğu ortadadır. Yapılacak iş; işverenin ... ve ... San. Tic. A.Ş. olduğunun kabulü ile davanın yöntemince ... ve ... San. Tic. A.Ş.'ye yöneltilmesi için davacılara süre verilerek davalı sıfatı ile davaya dahil edilmesi sağlandıktan sonra davalı tarafın da göstereceği tüm deliller toplanıp değerlendirilerek sonucuna göre bir karar vermekten ibarettir..." gerekçeleriyle bozulmasına karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Daire tarafından Yargıtay bozma ilamına uyulduğu, bu kapsamda öncelikle davacı vekiline davanın ... ve ... A.Ş’ye yöneltilmesi için süre verildiği, davacı vekili tarafından bu yönde dilekçe ibraz edildiği, ilgili şirketin de unvan değişikliği yaptığı, davalı şirketin ... olarak değiştiği görülmüş davalı vekili tarafından husumetin düzeltilmesine yönelik bir itirazları bulunmadığına dair dilekçe verildiği, bu şekliyle taraf teşkilinin tamamlandığı, tarafların kusur durumlarının yeniden değerlendirilmesi için Büyükçekmece 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/ 82 Esas sayılı dosyası ve Bakırköy 3. İş Mahkemesinin 2019/114 E., 2022/152 K. Sayılı dosyaları UYAP üzerinden istendiği, Büyükçekmece 8. Asliye Ceza Mahkemesi dosyasının incelenmesinde şirket yetkilisinin asli kusurlu olarak ceza aldığı, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği ve kararın kesinleştiğinin görüldüğü, Bakırköy 3. İş Mahkemesi dosyası incelendiğinde iki ayrı bilirkişi raporunun bulunduğu 01.02.2021 tarihli raporda işverenin %80, işçinin %20 kusurlu olduğunun belirlendiği, itiraz üzerine alınan raporda işverenin %60, işçinin %40 kusurlu olduğu, Mahkemece bu kusura göre karar verildiği, çelişkilerin giderilmesi amacıyla Yargıtay bozma ilamı kapsamında A sınıfı İş güvenliği uzmanı olan 3 kişilik heyetten bilirkişi raporu alındığı, ancak Bakırköy 3. İş Mahkemesi’nin işbu iş kazasındaki rücu ile ilgili 2019/114 E., 2022/152 K. sayılı kararının ... Bölge Adliye Mahkemesinin 2022/2594 E. 2024/760 K. sayılı kararıyla esastan ret kararı verilerek kesinleştiğinin görüldüğü, kesinleşen dosya kapsamında davalı işverenin %60 kusurlu olduğu belirlendiğinden bu kusur oranının Dairece de esas alındığı, ... işçinin ücretinin tespiti için TÜİK kayıtlarının Daire tarafından çıkartıldığı, dinlenen davacı tanığının davacının ücretinin ortalama 2.000 TL olduğunu belirttiği, TÜİK verisine göre brüt 1950 TL olacağı bu verinin 2014 yılına ait olması karşısında kazanın olduğu 2016 yılı asgari ücretin artış oranı ile değerlendirilmesi sonucunda ücretin brüt 2832 TL olacağı, bunun tanığın beyanını desteklediği, buna göre müteveffanın son ücretinin net 2.000 TL olarak alınmasının dosya kapsamına uygun olduğu, Yargıtay bozma ilamına göre kazanılmış haklara riayet edilerek bilirkişiden yeniden hesap raporu alındığı, buna göre davacı ...’ın maddi tazminat alacağının 64.946,14 TL, davacı ...’ın maddi tazminat alacağının 149.095,10 TL olarak hesaplandığı, ancak yukarıda açıklandığı üzere rücu davasındaki kusur oranının Bakırköy 3. İş Mahkemesi ve ... Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi tarafından verilen kararlarla kesinleştiği gözetilerek bilirkişinin hesapladığı miktarların Dairece %60 kusura göre hesaplandığı, buna göre davacı baba ... için 46.164,66 TL, davacı anne ... için 108.546,16 TL maddi tazminatın hüküm altına alınması gerektiği gerekçesiyle;
Davanın kısmen kabul, kısmen reddine,
Maddi tazminat taleplerinin kısmen kabulü ile
1-)Davacı baba ... yönünden hesaplanan 46.164,66 TL'nin kaza tarihi olan 16.12.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak bu davacıya verilmesine,
2-)Davacı anne ... yönünden hesaplanan 108.546,16 TL'nin kaza tarihi olan 16.12.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak bu davacıya verilmesine,
3-)Davacı kardeşler ..., ... ve ... yönünden maddi tazminat taleplerinin ayrı ayrı reddine,
Manevi tazminat taleplerinin kısmen kabulü ile
4-)Davacı baba ... yönünden 75.000,00TL'nin kaza tarihi olan 16.12.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak bu davacıya verilmesine,
5-)Davacı anne ... yönünden 75.000,00TL'nin kaza tarihi olan 16.12.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak bu davacıya verilmesine,
6-)Davacı kardeş ... yönünden 20.000,00TL'nin kaza tarihi olan 16.12.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak bu davacıya verilmesine,
7-)Davacı kardeş ... yönünden 20.000,00TL'nin kaza tarihi olan 16.12.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak bu davacıya verilmesine,
8-)Davacı kardeş ... yönünden 20.000,00TL'nin kaza tarihi olan 16.12.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak bu davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin taleplerin reddine, karar verilmiştir.
V.TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1.Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle;
a.Maddi tazminat yönünden hesaplamaya esas asgari ücretin karar tarihine yakın asgari ücret üzerinden yapılması gerektiğini, dava bitinceye kadar yürürlüğe giren asgari ücretlerden dolayı yeniden değişen değerler nedeni ile ek rapor alınması gerektiğini, sonradan yürürlüğe giren asgari ücretlerin uygulanması kamu düzeni gereği ve zorunlu olduğundan, davalı yararına usulü kazanılmış hak oluşturmayacağını beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir.
2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle;
a.Bölge Adliye Mahkemesi 47. Hukuk Dairesi Başkanlığının istinaf incelemesi sırasında %40 hakkaniyet indirimini de ortadan kaldırarak destekten yoksun kalma tazminatı talebi konusunda hüküm kurduğunu, olay tarihinde ... olan müteveffanın anne babasına fiilin destek olduğu bile ispatlanamamışken, ömür boyu destek olacağı mülahazasıyla hüküm kurulması bile hatalıyken, fiili destek ispatlanamadığından destekten yoksun kalma tazminatı talebinin kabulü yönündeki kararın tümden ortadan kaldırılması gerekirken, istinaf mercii tarafından bir de hakkaniyet indiriminin ortadan kaldırılmasının ortaya hukuki bir durumun çıkmasına sebep olduğunu,
b. Bölge Adliye Mahkemesi tarafından hükmedilen manevi tazminat bedelinin fahiş olduğunu,
c. Kusur oranı ve hesaplamalara esas alınan ücretle ilgili istinaf taleplerinin reddine karar verilmiş olmasının hatalı olduğunu beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, iş kazasında vefat eden sigortalının yakınlarının tazminat istemine ilişkindir.
1.Davalı vekilinin davacı baba için hükmedilen maddi tazminata ve hükmedilen tüm manevi tazminatlara yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
a.Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun'un 352. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
b.6100 sayılı HMK nın 110. maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı dikkate alınmalıdır.
c.Dosya içeriğine göre, temyize getirilen miktarlar Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 107.090,00 TL’nin altında bulunduğu anlaşılmakla bu kısma yönelik temyiz itirazlarının aşağıdaki şekilde reddine karar verilmiştir.
2.Davacılar vekilinin tüm temyiz itirazlarının ve davalı vekilinin davacı anne için hükmedilen maddi tazminatlara yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde belirtilen hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz kapsam ve nedenlerine göre, temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Davalı vekilinin davacı baba için hükmedilen maddi tazminata ve hükmedilen tüm manevi tazminatlara yönelik temyiz isteminin miktardan REDDİNE,
2.Davacılar vekilinin tüm temyiz itirazlarının ve davalı vekilinin davacı anne için hükmedilen maddi tazminatlara yönelik temyiz itirazlarının reddine, Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının ilgiliye yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
11.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.