MAHKEMESİ: Konya Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davacılar ile davalı vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararının davacılar ile davalı vekilleri tarafından temyiz edildiği; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava ve birleşen dava dilekçesinde özetle; sigortalının 09.02.2017 tarihinde meydana gelen iş kazasında sürekli iş göremezliğe uğradığını iddia ederek maddi ve manevi tazminat isteminde bulunmuştur.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin hiç bir kusuru bulunmadığını, tüm edimlerini ve sorumluluklarını dürüstlük kuralları içerisinde eksiksizce yerine getirdiğini, kazanın tamamen işçinin kendi kusurundan ve dikkatsiz davranmasından meydana geldiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile uyuşmazlık konusu kazanın meydana gelmesinde davalı işverenin %80 oranında, davacının ise %20 oranında kusurlu olduğu açıklanarak alınan bilirkişi raporu doğrultusunda;
"Asıl dava ve Birleşen davanın kısmen kabulüne,
1-Sürekli ve geçici iş göremezlik kaynaklı maddi tazminat talebinin kabulü ile 1.267.000,00 TL maddi tazminatın taleple bağlı kalınarak 1.247.000,22 TL'nin 09.02.2017 kaza tarihinden itibaren işleyecek ve hesaplanacak yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacı ...’e verilmesine,
2-Bakıcı gideri zararından kaynaklı maddi tazminat talebinin reddine,
3-Faturalandırılamayan zorunlu tedavi gideri zararından kaynaklı maddi tazminat talebinin kabulü ile 3.120,90 TL maddi tazminatın 09.02.2017 kaza tarihinden itibaren işleyecek ve hesaplanacak yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacı ...’e verilmesine,
4-Manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile kaza tarihi, kazanın oluş şekli, davalının sorumlu olduğu %80 kusur oranı, davacının %20 oranında müterafik kusuru, davanın kazanın tamamen işveren kusuruyla gerçekleştiği iddiasıyla açılması, talep, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, davacının %38,1 olarak belirlenen maluliyet oranı, kaza tarihi, davacının raporlu kaldığı süre, 26.06.1966 gün 1966/7-7 sayılı içtihatı birleştirme kararının içeriği ve öngördüğü koşulların olayda gerçekleşme biçimi, hak ve nesafet kurallarına göre davacı ... için takdir olunan 45.000,00 TL, birleşen davanın davacısı eş ... için takdir olunan 20.000,00 TL manevi tazminatın 09.02.2017 kaza tarihinden itibaren işleyecek ve hesaplanacak yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacılara anılan şekilde verilmesine, fazlaya dair istemin ayrı ayrı reddine,
5-Kabul edilen 20.000,00 TL ön ödemenin infaz aşamasında mahsubuna" şeklinde karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar ve davalı vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Sosyal Güvenlik Kurumu müfettiş raporunda meydana gelen iş kazasında davalı işverenin %80 oranında, kazazede Kurum sigortalısının %20 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiği, Mahkemece alınan 24.10.2022 tarihli raporda; meydana gelen iş kazasında davalı işveren şirketin %80 oranında, kazazede davacının %20 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği, Mahkemece alınan rapor doğrultusunda hesaplama yaptırılarak hüküm kurulduğu, meydana gelen iş kazasına ilişkin Gebze C.Başsavcılığının 2017/3599 sayılı soruşturma dosyasında şikayet yokluğu nedeni ile kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, davalı işyerinde şoför olarak çalışan davacının 09.02.2017 tarihinde, kullanmakta olduğu ...plakalı tıra yükleme yapıldıktan sonra çadır germe işlemi sırasında yere düşerek iş kazası geçirdiği, hükme esas alınan kusur oranları olayın oluş şekline uygun bulunduğu, 11.05.2023 tarihli Adli Tıp 2. Üst Kurulu raporunda; davacının % 38,2 oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmiş sayılacağının belirtildiği, dosyada yer alan bordroların asgari ücret üzerinden düzenlenmiş olup imzasız olduğu, dinlenen tanıkların ücretin bir kısmının elden ödendiğini doğruladıkları, hükme esas alınan raporda tanık anlatımları, emsal ücret araştırma sonuçları ve TÜİK verileri gözetilerek davacının 2.000,00 TL ücretle çalıştığı kabul edilerek yapılan hesaplamanın dosya içeriğine uygun bulunduğu, davacı sigortalının SGK tarafından karşılanmayan tedavi giderlerinin bulunduğunu usulüne uygun olarak ispat edememesine göre tedavi gideri yönünden ret kararı verilmesi gerekirken kabulü yönünde hüküm tesisinin hatalı olduğu, ancak davalı tarafın tedavi gideri yönünden istinafı bulunmadığından bu konuda davacı lehine usulü kazanılmış hak oluştuğu, Mahkemece verilen kesin sürede tanık bildirmeyen davalı vekilinin tanıklarının dinlenmediğine ilişkin istinafın yerinde olmadığı, eldeki davanın 14.02.2019 tarihinde belirsiz alacak davası olarak açıldığı, birleşen davanın ise 17.11.2022 tarihinde açıldığı, 10 yıllık zamanaşımı süresinin henüz dolmadığı, davacı ve eşi için belirlenen manevi tazminat miktarının yerinde olduğu gerekçesiyle; davacılar ve davalı vekillerinin istinaf başvurularının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353-(1) b) 1 maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1.Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle;
a. Meydana gelen iş kazasında davacının kusuru bulunmamakta olup hatalı bilirkişi raporu dikkate alınarak eksik tazminat hesaplaması yapıldığını, tüm kusurun davalı işverene ait olduğunu,
b. Hesaplamaya esas alınan ücretin müvekkilinin gerçek ücretini karşılamadığını, tanık anlatımları ve müzekkere cevaplarında görüleceği üzere daha fazla ücret aldığını,
c. Davacı işçi ve eşi için belirlenen manevi tazminat tutarlarının yetersiz olduğunu belirterek kararın temyizen bozulmasını talep etmiştir.
2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle;
a. Davacının asgari ücretle çalıştığını, davacının ücretinin asgari ücretin 1,57387 katı olduğu varsayımının hukuka aykırı olduğunu, davacının kazadan hemen sonra başka bir firmada çalıştığını, bu konuda araştırma yapılmadığını,
b. Meydana gelen olayda müvekkilinin herhangi bir kusuru bulunmadığını,
c. Davacının 09.02.2017 tarihinde iş kazası geçirmesine rağmen işten çıkış tarihi olan 01.09.2017 tarihine kadar yaklaşık 7-8 ay boyunca çalışmadığı halde tam ve eksiksiz ödeme yapıldığını, ödenen maaşların tazminat miktarından düşülmesi gerektiğini,
d. Kazanın gerçekleştiği yükleme alanının müvekkiline ait bir işyeri olmadığını, iş yeri sahibi olan firmanın Kanun gereği yüklemeyi ve güvenliği sağlamakla vazifeli olduğunu, tedbir alma yükümlülüğünün müvekkiline ait olmadığını, müvekkili tarafından gerekli tüm ekipmanların davacı işçiye teslim edildiğini, davacının, çalışma esnasında gerekli dikkat ve özeni göstermemiş olmasının kazanın yaşanmasına sebebiyet verdiğini, kazanın gerçekleştiği yerdeki, gönderici firmanın sorumluluğunun değerlendirilmesi gerektiğini,
e. Davacının maluliyeti bulunmadığını, kaza olayı ile illiyeti bulunmayan rahatsızlıklarının dışlanarak bir maluliyet durum ve oranı belirlenmesi gerektiğini, davacının vuku bulan olaydan hemen sonra hastaneye başvurmadığını, kişinin kendi kusuru ile tedavi edilebilecek bir yaralamanın tedavisi için geç kalınması müvekkilinin sorumluluğunda olmadığını,
f. Hükmedilen manevi tazminat tutarlarının fahiş olduğunu,
g. Davacıların tüm alacak taleplerinin, hak düşürücü süre içerisinde talep edilmediği gibi aynı zamanda zamanaşımına uğradığını,
h. Tanıklarının dinlenmemesinin hukuki dinlenilme haklarını ihlal ettiğini belirterek kararın temyizen bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, iş kazasında sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının ve yakınlarının maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
1.Manevi tazminatlara yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
a.Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun'un 352. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
b.6100 sayılı HMK'nın 110. maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı dikkate alınmalıdır.
c.Dosya içeriğine göre temyize getirilen miktarlar Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 378.290,00 TL’nin altında bulunduğu anlaşılmakla temyiz itirazlarının aşağıdaki şekilde reddine karar verilmiştir.
2.Maddi tazminata yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen kararın, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, temyiz kapsam ve nedenlerine göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Manevi tazminata yönelik temyiz dilekçelerinin miktardan REDDİNE,
2.Maddi tazminata yönelik temyiz itirazlarının reddine, Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden ilgiliye yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
25.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.