MAHKEMESİ: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2024/2341 E., 2024/2877 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 1. İş Mahkemesi
SAYISI: 2023/421 E., 2024/551 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; Irak'ın Erbil kentinde bulunan firmada kalıpçı olarak çalışmakta iken inşaattan düşerek vefat eden ...'in ölümü nedeni ile destekten yoksun kalan eşi ve çocuğu için maddi ve manevi tazminat talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının ... eşi ...'in vefatına neden olan kaza ile ilgisi olmadığını, işveren olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "davacı ... yönünden davanın kısmen kabulü ile, 27.451,72 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 28.02.2010 tarihinden itibaren işleyen yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, 50.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 28.02.2010 tarihinden itibaren işleyen yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine fazlaya ilişkin istemin reddine, davacı ... yönünden davanın kabulü ile 745.890,13 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 28.02.2010 tarihinden itibaren işleyen yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,10.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 28.02.2010 tarihinden itibaren işleyen yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine " karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı v davalı vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile sosyal güvenlik hukuku anlamında olayın iş kazası olmadığının belirlenmiş olmasının işverenin Türk Borçlar Kanunu'nun 417. maddesi gereğince sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağı, dolayısıyla mahkemenin bu yöndeki kabulünün yerinde olduğu, tarafların karşılıklı iddia ve savunmaları, dayandıkları belgeler, dosya kapsamı, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesi, dava şartları, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçeler dikkate alındığında ilk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden kanuna aykırılık bulunmadığı ancak davacı ... için manevi tazminat tutarının az belirlendiği gerekçesiyle, davacının istinaf başvurusunun kabulüne, davalının istinaf başvurusunun esastan reddine, mahkeme kararının ortadan kaldırılması ile davanın esası hakkında yeniden karar verilerek , davacı ... yönünden davanın kabulü ile, 32.451,72 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 28.02.2010 tarihinden itibaren işleyen yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, 90.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 28.02.2010 tarihinden itibaren işleyen yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, davacı ... yönünden davanın kabulü ile 750.890,13 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 28.02.2010 tarihinden itibaren işleyen yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, 10.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 28.02.2010 tarihinden itibaren işleyen yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacının iki kez ıslah dilekçesi verdikten sonra 31.7.2024 tarihinde üçüncü kez ıslah dilekçesi verdiğini, davada bir kez ıslah yapılabileceğini, talep sonucunun daraltılamayacağını, bu yöndeki itirazlarının dikkate alınmadığını, davanın kısmi dava olduğunu ve zamanaşımı itirazlarının dikkate alınmadığını, müteveffanın müvekkili şirketin sigortalısı olmadığını, müvekkili şirketin sadece proje çalışması yaptığını, inşaatın taşeronu ve yüklenicisi olmadığını, ... ile müvekkili şirket arasında bir iş akdi bulunmadığını, SGK inceleme raporunda da müteveffanın iş kazası geçirdiği yönünde bir tespitte bulunulmadığının belirtildiğini, davacının açtığı iş kazası tespiti davasının reddine ilişkin kararın Yargıtay tarafından onanarak kesinleştiğini, kesinleşmiş Yargıtay ilamı aleyhine yargılama yapılarak karar verilmesinin mümkün olmadığını, kusur raporuna itirazının dikkate alınmadığını, diğer raporlarla çelişkili olduğunu, müteveffanın ücretinin hatalı belirlendiğini, davacı annenin destek durumunun kaybolması ile davacı kızın destek oranının artabileceğine yönelik tahminin hukuki bir değerlendirme olmadığını, hükmedilen manevi tazminatın fahiş olduğunu belirterek temyiz yoluna başvurmuştur.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 1. maddesinde “İş Kanunu’na göre işçi sayılan kimselerle (o kanunun değiştirilen ikinci maddesinin Ç, D ve E fıkralarında istisna edilen işlerde çalışanlar hariç) işveren veya işveren vekilleri arasında iş akdinden veya İş Kanunu'na dayanan her türlü hak iddialarından ... hukuk uyuşmazlıklarının çözülmesi ile görevli olarak lüzum görülen yerlerde iş mahkemeleri kurulur” düzenlemesine yer verilmiştir.
Benzer şekilde 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 5. maddesinde “(1) İş mahkemeleri; a) 5953 sayılı Kanun'a tabi gazeteciler, 854 sayılı Kanun'a tabi gemiadamları, 22.5.2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanunu'na veya 11.1.2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun İkinci Kısmı'nın Altıncı Bölümünde düzenlenen hizmet sözleşmelerine tabi işçiler ile işveren veya işveren vekilleri arasında, iş ilişkisi nedeniyle sözleşmeden veya kanundan ... her türlü hukuk uyuşmazlıklarına, b) İdari para cezalarına itirazlar ile 5510 sayılı Kanun'un geçici 4. maddesi kapsamındaki uyuşmazlıklar hariç olmak üzere Sosyal Güvenlik Kurumu veya Türkiye İş Kurumunun taraf olduğu İş ve Sosyal Güvenlik Mevzuatından kaynaklanan uyuşmazlıklara, c)Diğer kanunlarda iş mahkemelerinin görevli olduğu belirtilen uyuşmazlıklara, ilişkin dava ve işlere bakar.”düzenlemesine yer verilmiştir.
Somut olayda; Ankara 25.İş Mahkemesinin 2021/263 Esas sayılı dosyası ile, davacıların murisinin Irak'ın Erbil şehrinde 28.02.2010 tarihinde geçirdiği kazanın iş kazası olduğunun ve işvereninin ... İnş. Gıda Tur. Otomotiv Dayanıklı Tüketim Malları Sanayi ve Dış. Tic. Ltd. Şti. olduğunun tespiti istemiyle davacılar tarafından açılan davada "davacının, murisinin iş kazası geçirdiğini iddia ettiği Irak ile Türkiye arasında sosyal güvenlik sözleşmesi bulunmadığı, davacı murisinin Türkiye'de davalı şirket nezdinde sigortalılığının bildirilmediği veya geçici süre ile yurtdışına gönderilmesi durumunun söz konusu olmadığı, bu nedenle yurtdışındaki iş bu çalışma yönünden yabancı hukuk mevzuatı olan Irak mevzuatının uygulanacağı, davacı murisinin Türkiye sigortalısı olmadığı, bu nedenle iş Türk sigorta hukuku çerçevesinde iş kazasının tespitinin söz konusu olmadığı" gerekçesiyle davanın reddine dair kararın Yargıtay 10 Hukuk Dairesinin 2022/6258 E. 2022/9136K. Sayılı ilamı ile onanarak kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Bu açıklamalar kapsamında davacılar her ne kadar davaya konu sigortalının ölümüyle neticelenen olayın bir iş kazası olduğu iddiasıyla iş bu davayı açmış iseler de kesinleşen tespit hükmü çerçevesinde olayın iş kazası olmadığının anlaşılması karşısında yargılamaya konu olayın gerek 4857 sayılı İş Kanunu, gerek ise de 5510 sayılı Kanun kapsamında İş Mahkemelerince görülerek sonuçlandırılabilecek nitelikte bir dava olmadığı açıktır.
O halde Dairemizin 20.09.2022 tarih ve 2022/3466 E- 2022/10875 K sayılı kararında da açıklandığı üzere, dava konusu eylemin bir haksız fiil olduğu, bu yönüyle kaza tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 41. ve devamı maddeleri çerçevesinde (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49. ve devamı maddeleri) genel hükümlere tabi bir tazminat davası olarak görülerek çözüme kavuşturulması görevinin genel mahkemelere ait olduğu, İş Mahkemesince genel mahkemeler lehine görevsizlik kararı verilmesi gerektiği gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
21.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.