MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1816 E., 2023/522 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 29. İş Mahkemesi
SAYISI : 2016/31 E., 2021/194 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar .... ve .... .... ve .... vekili tarafından temyiz edimekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava ve talep artırım dilekçesinde özetle; ... sigortalının 22.05.2015 tarihinde meydana gelen iş kazasında vefat ettiğini iddia ederek maddi tazminat isteminde bulunmuştur.
II. CEVAP
1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin anahtar tesliminin ihale edilmiş yapım işi olduğundan, husumet yöneltilemeyeceğini, davalı Belediyenin asıl işveren sıfatının söz konusu olmayacağından meydana genel iş kazasında belediyenin herhangi bir ihmal ve kusur sorumluluğunun söz konusu olmayacağını belirterek davanın reddini talep etmiştir.
2.Davalılar .... ve .... .... ve .... vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketlerin ... ortaklığında ihale edilerek 18.12.2003 tarihinde sözleşme yapıldığını ve 02.01.2014 tarihi itibariyle yer teslimi yapılarak işe başlandığını, müvekkili yüklenicinin yapım taahhüdü altında bulunan söz konusu işin ... metro hattının, depo bakım sahası ve depo bağlantı hatları inşaat işleri taşeron sıfatıyla diğer davalı .... ...'ye verildiğini ve onun yapım yükümlülüğü altında iş gerçekleştirilmekte iken çalışan ...'nun iş kazasına bağlı olarak vefatıyla sonuçlandığını, müvekkili şirketin yükümlülüklerini üstlendiği gibi harfiyen yerine getirmiş olduğunu, kazanın meydana gelmesinde müvekkil şirketin hiç bir kusuru bulunmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.
3.Davalı .... vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin metro yapımında üzerine aldığı tünel işini zamanında bitirerek iş sahibine teslim etmekle yükümlü bir alt işveren olduğunu, mütevefanın müvekkili şirketin işçisi olduğunu, 22.05.2015 tarihinde şantiyede binmemesi gereken bir iş makinesinde düşmek suretiyle yaşamını yitirdiğini, ancak söz konusu olayın oluşunda müvekkili şirketin herhangi bir ihmalinin bulunmadığını, müvekkili şirketin iş sağlığı ve güvenliğine ilişkin tedbirlerin nasıl uygulanacağı, kim tarafından denetleneceği ayrıntılı olarak planlandığını, müvekkili şirket kazadan sonra mütevafanın ailesine bir kısım ödeme yaparak destek olduğunu, olayın meydana gelmesinde hiç bir kusuru bulunmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile murisin .... işçisi olarak ..., ..., ... iş ortaklığının işinde çalıştığı, iş ortaklığının asıl işveren ....'nin alt işveren olduğu, yaptırılan kusur incelemesinde asıl işverenin ..., ..., ... iş ortaklığının iş kazası nedeniyle % 40, alt işveren ...'nin % 40, dava dışı kepçe operatörünün %5, mütevefanın % 15 oranında kusurlu olduğunun, davalı ...'nin kusursuz olduğunun belirlendiği, kusur raporunun dosya kapsamı ve mevcut delillere uygun bulunarak itibar edildiği, ... dışındaki davalıların % 85 kusur oranından müştereken ve müteselsilen sorumlu olacaklarının kabul edildiği, yaptırılan aktüer bilirkişi incelemesi sonucu hesaplanan tazminatlardan bağlanan iş kazası gelirlerinin ilk peşin değerlerinin rucüya tabi tutarlarının indirildiği, davacı ...'nın maddi zararının 348.349,58 TL, davacı ...'nin maddi zararının 58.233,26 TL olduğu belirlendiği, davalı işveren .... tarafından ... hesabına yapılan 8.017,79 TL ve 5.099,34 TL'lik ödemelerin hizmet akdinden kaynaklanan bir ödeme mi yoksa iş kazası nedeniyle yapılan bir ödeme mi olduğunun belirlenemediği, davacılara yapılan bir ödeme olmadığından hesaplamada nazara alınmadığı gerekçesiyle;
1) Davanın kabulü ile
a)Davacı ... ...'nun maddi tazminat isteminin kabulü ile
b)348.349,58 TL maddi tazminatın olay tarihi olan 22.05.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılardan ...., ... İnşaat, ... İnşaat ve ... ...'den müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
c)Davacı ...'nun maddi tazminat isteminin kabulü ile
d)58.233,26 TL maddi tazminatın olay tarihi olan 22.05.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılardan ...., ... İnşaat, ... İnşaat ve ... ...'den müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
2)Davacıların manevi tazminat haklarının saklı tutulmasına,
3)Davalı ... hakkındaki davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar .... ve .... .... ve .... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile özetle; dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde; maktulün, davalı şirketlerin oluşturduğu adi ortaklık tarafından yürütülen ... metro inşaatı Projesinde davalı ...'nin sigortalısı olarak çalıştığı, adi ortaklık ile davalı ... arasında 4857 sayılı İş Kanunu'nun 2/6. madddesi kapsamında geçerli bir asıl işveren - alt işveren ilişkisinin bulunduğunun anlaşıldığı, iş kazasından kaynaklanan tazminatlardan alt işverenle birlikte sorumlu olmakla, davalılar vekilinin bu husustaki istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 22/06/20 18... /5 E. - 2018/6 sayılı kararında, ana ve/veya babanın çocuğunun haksız fiil ve veya akde aykırılık sonucu ölmesi nedeniyle açtığı destekten yoksun kalma tazminatı davalarında, destek ilişkisinin varlığının ispatı için ...'dan gelir bağlanması şartının aranmayacağı, destekten yoksun kalma tazminatı davalarında çocukların ana ve/veya babaya destek olduklarının karine olarak kabulünün gerektiği, Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi heyet raporundaki kusur tespitinin, oluşa ve dosya içeriğine uygun olduğu, Mahkemece hükmedilen maddi tazminat miktarında isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle; İlk Derece Mahkemesi kararı usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan davalılar .... ve .... .... ve .... vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1.Davalı .... ve .... .... ve .... vekili temyiz dilekçesinde özetle;
a.Müvekkili yüklenicinin, sözleşme ile yüklendiği edimleri, bu zamana kadar sözleşmeye ve hukuka tam bir uygunlukla ifa ettiğini, davacıların müvekkillerinden talep ve tahsil konusu yapabileceği herhangi bir hak ve alacağının bulunmadığını, aksi yönde tanzim edilen dosyada mübrez bilirkişi raporlarının hükme dayanak yapılabilecek mahiyet ve nitelikte bulunmadığını, müvekkilinin hukuka aykırı haksız bir eylemi bulunmadığı gibi; meydana gelen zararla müvekkilinin olmayan eylemi arasında da uygun nedensellik bağından söz etmenin mümkün olmadığını,
b.Bilirkişinin dosyanın tevdii edilme amacını aşarak, yasa ve usule aykırı bir şekilde 2020 yılı asgari ücretine göre hesaplama yapıp, ek rapor tanzim ettiğini,
c.Davaya konusu kazanın 22.05.2015 tarihinde gerçekleşmiş olup, işbu dilekçelerine konu ıslah dilekçesinin 30.08.2020 tarihli olması göz önüne alınırsa, her halükarda zamanaşımının gerçekleşmiş olduğunu belirterek kararın temyizen bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, iş kazasında vefat eden sigortalının yakınlarının maddi tazminat istemine ilişkindir.
1.İnsan yaşamının kutsallığı çevresinde işverenin, iş yerinde işçilerin sağlığını ve iş güvenliğini sağlamak için gerekli olanı yapmak ve bu husustaki şartları sağlamak ve araçları noksansız bulundurmakla yükümlü olduğu 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77. maddesinin açık buyruğu iken, 4857 sayılı Kanun'un 77. ve devamı bir kısım maddeleri 30.06.2012 tarih ve 28339 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun 37. maddesiyle, 01.01.2013 tarihinde yürürlüğe girmek üzere yürürlükten kaldırılmış olup, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu, işverenin sağlık ve güvenlik önlemlerini alma yükümünü daha ayrıntılı bir biçimde düzenlemiştir.
2. Buna göre, 6331 sayılı Kanun’un "İşverenin Genel Yükümlülüğü" kenar başlıklı 4. maddesinde:
"İşveren, çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlü olup bu çerçevede;
a)Mesleki risklerin önlenmesi, eğitim ve bilgi verilmesi dahil her türlü tedbirin alınması, organizasyonun yapılması, gerekli araç ve gereçlerin sağlanması, sağlık ve güvenlik tedbirlerinin değişen şartlara uygun hale getirilmesi ve mevcut durumun iyileştirilmesi için çalışmalar yapar.
b)İş yerinde alınan iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerine uyulup uyulmadığını izler, denetler ve uygunsuzlukların giderilmesini sağlar.
c)Risk değerlendirmesi yapar ve yaptırır.
ç)Çalışana görev verirken, çalışanın sağlık ve güvenlik yönünden işe uygunluğunu gözönüne alır.
d)Yeterli bilgi ve talimat verilenler dışındaki çalışanların hayati ve özel tehlike bulunan yerlere girmemesi için gerekli tedbirleri alır." hükmü düzenlenmiştir.
Aynı Kanun’un 5. maddesinde de risklerden korunma ilkeleri düzenlenmiştir. Buna göre maddede, "İşverenin yükümlülüklerinin yerine getirilmesinde aşağıdaki ilkeler göz önünde bulundurulur:
a)Risklerden kaçınmak,
b)Kaçınılması mümkün olmayan riskleri analiz etmek,
c)Risklerle kaynağında mücadele etmek,
ç)İşin kişilere uygun hale getirilmesi için iş yerlerinin tasarımı ile iş ekipmanı, çalışma şekli ve üretim metotlarının seçiminde özen göstermek, özellikle tekdüze çalışma ve üretim temposunun sağlık ve güvenliğe olumsuz etkilerini önlemek, önlenemiyor ise en aza indirmek,
d)Teknik gelişmelere uyum sağlamak,
e)Tehlikeli olanı, tehlikesiz veya daha az tehlikeli olanla değiştirmek,
f)Teknoloji, iş organizasyonu çalışma şartları, sosyal ilişkiler ve çalışma ortamı ile ilgili faktörlerin etkilerini kapsayan tutarlı ve genel bir önleme politikası geliştirmek,
g)Toplu korunma tedbirlerine, kişisel korunma tedbirlerine öncelik vermek,
ğ)Çalışanlara uygun talimatlar vermek." hükmü yer almaktadır.
3.Görüldüğü üzere, işverenin çalışanlarla ilgili sağlık ve güvenliği sağlama yükümünün genel çerçevesi, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4. maddesinde çizilmiştir. Bu çerçevede işverenin, “çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlü” olduğu belirtildikten sonra, yapacağı ve uymakla yükümlü bulunacağı birtakım esaslara yer verilmiştir. Bunun gibi 5. maddede, işverenin anılan yükümlülükle gerçekleştireceği korunma sırasında uyacağı ilkeler belirlenmiştir. 10. maddede ise, işyerinde sağlık ve güvenlik sağlanırken, işverenin yapacağı risk değerlendirmesi çalışmasında dikkate almakla yükümlü bulunduğu hususlar belirlenmiştir (Hukuk Genel Kurulunun 09.10.20 13... /21-1 02... /1456 sayılı kararı).
4.6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4. ve 5. maddeleri ile bunu uygun olarak çıkarılan iş güvenliği yönetmelikleri hükümleri, işverenin sorumluluğunu objektifleştiren kriterler olarak değerlendirilmelidir. Bu sebeple mevzuatta yer alan teknik iş güvenliği kurallarına uyulmaması işverenin kusurlu davranışı olarak kabul edilmelidir. Ancak işveren sadece anılan yazılı kurallara değil yazılı olmayan ve teknolojinin gerekli kıldığı önlemlere aykırı davrandığında da kusurlu görülerek oluşan zararı karşılamalıdır.
5.Öte yandan, objektifleştirilen kusur, kusur sorumluluğunu kusursuz sorumluluğa yaklaştırsa da onu kusursuz sorumluluk haline dönüştürmez. Çünkü bu halde dahi işverenin sorumluluğu için kusurun varlığı şarttır. Kusurun objektifleştirilmesi kriterinin yanısıra, Türk Borçlar Kanunu’nun 417/2. maddesinin, Anayasa hükümleri ve 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4. maddesi kapsamında yorumlanması da işverenin sorumluluğunu oldukça genişletecektir.
6.Yukarıda belirtilen açıklamalar doğrultusunda; işvereni zararlandırıcı olay nedeniyle sorumluluk halinden kurtaracak olan durum iş sağlığı ve güvenliği alanındaki ihmalleri ile oluşan zarar arasındaki uygun nedensellik bağının kesildiğini ispat etmekten ibarettir. Hukuk Genel Kurulunun 20.03.20 13... /21-1121 E. 2013/386 sayılı kararında da belirtildiği üzere uygun nedensellik bağı üç durumda kesilebilir. Bunlar mücbir sebep, zarar görenin kusuru ve üçüncü kişinin kusurudur. Bu hallerden birinin varlığı halinde işverenin sorumluluğuna gidilmesi mümkün değildir.
7.İş kazası tarihinde yürürlükte bulunan 6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun 74. maddesine göre hukuk hakimi zarar verenin kusuru olup olmadığına karar vermek için ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir.
8.İş kazası hukuki sebebine dayalı tazminat davalarında olayın gerçekleşme şeklinin tarafların gösterdiği deliller dikkate alınarak her türlü şüpheden uzak bir şekilde ortaya konulması ve giderek kusur oranlarının bu olaya uygun şekilde belirlenmesi gerektiği açıktır.
9.Dosya kapsamındaki kayıt ve belgelerden; kazalı ... sigortalı ...'nun, davalı ... nezdinde işçi olarak çalıştığı, olay günü olan 22.05.2015 tarihinde davalılar ...-...-... ... Ortaklığının yapımını üstlendiği ...Metro inşaatında, tünel içinde hasır demirleri kepçeye yükleme işinde görevli olarak çalıştığı, aynı şirkette çalışan ...'nün kullandığı kepçenin kenarına bindiği, kepçe hareket edince kenarından düşmek suretiyle altında kalarak kazaya uğradığı ve vefat ettiği anlaşılmıştr.
10. ... Başkanlığı inceleme raporunda; olayın iş kazası olarak kabul edildiği, kaza sonucunda asıl işverenin %40, alt işverenin %40, operatör ...'nün %5, şantiye şefi ...'nin %5, İş Güvenliği Uzmanı ...'in %5 ve ... ...'nun %5 oranında kusurlu olduğu yönünde tespitler yapıldığı, aynı olaya ilişkin olarak açılan ceza dava dosyasının İstanbul 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/334 Esas dosyası ile görüldüğü, yapılan yargılama sonucunda kazanın meydana gelmesinde sanık ...'nün asli kusurlu olduğu, şantiye şefi sanık ...'nin tali kusurlu olduğu, ... kazazede ...'nun asli kusurlu olduğu yönündeki rapora itibar edilerek hüküm kurulduğu anlaşılmıştır.
11.Eldeki dosyada Mahkemece aldırılan -üç kişilik bilirkişi heyeti tarafından hazırlanan- 27.02.2019 tarihli raporda; iş kazası nedeniyle davalı ... Büyükşehir Belediyesinin kusursuz olduğunun, ... işçinin %15, asıl işveren ..., ..., ... iş ortaklığının % 40, alt işveren ...'nin % 40, dava dışı kepçe operatörünün %5 kusurlu olduğunun belirtildiği, Mahkemece işbu rapora itibar edilerek karar verildiği, ancak yukarıda belirtilen raporlar ile eldeki dosyada alınan kusur bilirkişi raporları arasında çelişir nitelikle veriler bulunduğu ancak bu çelişkilerin giderilmediği anlaşılmaktadır.
12.Yukarıda yapılan açıklamalardan sonra Mahkemece yapılacak iş; aynı olaya ilişkin ceza dosyası ile rücu dava dosyasındaki (İstanbul Anadolu 20. İş Mahkemesinin 2019/305 Esas sayılı dosyası) kusur raporlarının irdelenmesi suretiyle celbinin sağlanması ile -verilen kararların kesinleşip kesinleşmediğinin gözetilerek, delillerin toplanması hususunda sigortalı tarafından açılan tazminat davasının özü itibariyle taraflarca getirilme ilkesine tabi davalardan olup re’sen araştırma ilkesinin olmadığı hususunun da göz önünde bulundurulması ve bu şekilde toplanacak delillerle birlikte, yukarıda bahsedilen kusur raporunu düzenleyen heyetten farklı, A sınıfı iş güvenliği uzmanlarından oluşturulacak 3 kişilik bilirkişi heyetine; öncelikle maddi olguyu tam olarak ortaya koydurmak, işveren yönünden ... inceleme raporunda belirlenen tespitleri irdeletmek, ceza dosyasında hükme esas alınan bilirkişi raporu ile eldeki dosya ile arasındaki çelişkiyi gidertmek, tarafların iş kazasının gerçekleşmesindeki kusur oranlarını- tarafların dosyada mevcut kusur raporlarına itirazları da göz önünde tutulmak suretiyle- her türlü şüpheden uzak şekilde tespit ettirmek ve oluşacak sonuca göre bir karar vermekten ibarettir.
13.Bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
14. O halde, davalılar .... ve .... .... ve .... vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve bu aşamada bozma sebebine göre temyiz itirazlarının sair yönleri incelenmeksizin, istinaf itirazlarının esastan reddine dair Bölge Adliye Mahkemesi kararı kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Davalılar .... ve .... .... ve .... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgililerine iadesine,
2.Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
26.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.