MAHKEMESİ: Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2024/1502 E., 2024/1863 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ: Düzce 3. İş Mahkemesi
SAYISI: 2023/114 E., 2023/297 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının 15.07.1999-22.03.2005 tarihleri arasında davalı ... Giyim Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketinin Düzce fabrikasında hizmet akdi ile kesintisiz çalıştığını, ancak davalı işveren tarafından sigorta bildirimlerinin 06.11.2002 tarihinden itibaren yapıldığını belirterek, davacının sigorta bildirimi yapılmayan 15.07.1999-06.11.2002 tarihleri arasında davalı işveren nezdinde hizmet akdi ile çalıştığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
1- Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın hak düşürücü sürede açılmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
2- Fer'i müdahil vekili cevap dilekçesinde özetle; Kurum kayıtlarına göre davalı ... Giyim Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi tarafından davacı adına 06.11.2002 tarihli işe giriş bildirgesi verilerek 22.03.2005 tarihine kadar hizmet bildirimi yapıldığını, davacının tespitini talep ettiği 15.07.1999-06.11.2002 tarihleri arasındaki hizmetlerin bildirim öncesi döneme ilişkin olduğunu, bu durumda dava konusu talebin 5 yıllık hak düşürücü süreye uğradığını belirtilerek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Yargıtay İçtihatlarına göre, hizmet tespiti talepli davalarda işe giriş bildirgesinde belirtilen işe giriş tarihinden sonraki çalışmalar için hak düşürücü sürenin işlemeyeceği, önceki dönem yönünden ise hak düşürücü sürenin kesilmediği, davacının hizmet tespiti talep ettiği dönemin 15.07.1999-06.11.2002 tarihleri arasında olması, ilk giriş bildirgesinin 06.11.2002 tarihinde verilmiş olması, eldeki davanın ise 11.04.2023 tarihinde açılmış olması dikkate alındığında Kuruma bildirilmeyen ve tespiti istenilen hizmetler için 5 yıllık hak düşürücü sürenin geçmiş olduğu gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle davacının, davalı işveren yanından 06.11.2002-22.03.2005 tarihleri arasında sigortalı hizmet bildirimlerinin bulunduğu, hizmet tespitini talep ettiği 15.07.1999-05.11.2002 bildirim öncesi çalışma süresi bakımından sigortalı hizmetlerinin sona ermesinden sonra hak düşürücü süre içinde dava açma hakkını kullanmadığının anlaşılmasına göre usul ve kanuna uygun olup davacının istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından denetim yükümlülüğünün yerine getirilmemiş olması nedeniyle müvekkilinin 15.07.1999-06.11.2002 tarihleri arasındaki çalışmalarının tespit edilmediğini, müvekkilinin Sosyal Güvenlik Kurumuna bildirilen çalışmalarından önceki blok çalışmaları bildirilmemiş olup buna bağlı olarak 5 yıllık hak düşürücü süreden bahsedilemeyeceğini, aksi kanaat halinde; dava görülmekte iken hizmet tespiti davalarında hak düşürücü süre yönünden içtihat değişikliğine gidilmesi sebebiyle hukuki güvenlik ilkesi gereğince müvekkili aleyhine vekalet ücreti hükmedilmemesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, hizmet tespiti istemine ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının ilgiliden alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Üye ...'ın muhalefetine karşı Başkan ... ve Üyeler ..., ... ve ...'ün oyları ve oy çokluğuyla
10.04.2025 tarihinde karar verildi.
KARŞI OY GEREKÇESİ
1. Çoğunluk ile aradaki temel uyuşmazlık hizmet tespit davasında 15.07.1999-22.03.2005 tarihleri arasında blok çalışması olduğunu iddia eden, ancak 06.11.2002 tarihinden sonra hizmeti kuruma bildirilen davacı sigortalının bildirim tarihi 06.11.2002 öncesi hizmetinin hak düşürücü süreye uğrayıp uğramadığı noktasında toplanmaktadır.
2. Somut uyuşmazlıkta davacının hizmeti 06.11.2002 tarihinde davalı işveren üzerinden kurum kayıtlarına intikal etmiştir. Mahkemece blok çalışmada kayıt öncesi hak düşürücü süreye uğradığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, kararın istinaf edilmesi üzerine ise Bölge Adliye Mahkemesince istinaf istemlerinin esastan reddine karar verilmiştir.
3. Kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine çoğunluk tarafından blok çalışmada kayıt öncesi 06.11.2002 öncesinin hak düşürücü süreye uğradığı, gerekçesi ile kararın onanmasına karar verilmiştir.
4. Çalışmanın blok çalışma niteliğinde olması yani kesintisiz devam etmesi halinde hak düşürücü süreden bahsedilemeyeceği gibi, mevsimlik çalışmanın bulunması ve bu çalışmanın yıllar itibariyle kesintisiz sürdüğünün kabulü halinde de çalışılmayan dönemde hizmet akdi askıda olduğundan hükme esas alınan 5 yıllık hak düşürücü sürenin başlangıcı olarak, mevsimlik çalışmanın sona erdiği yılın sonu esas alınması gerekir(Y. HGK. 01.07.2019 tarih ve 2016/21-1238 E, 2019/834 K). Belirtmek gerekir ki “hak düşürücü süre, bildirimsiz kalan çalışmalar yönünden öngörülmüştür. Belgelerden birisinin dahi Kuruma verilmiş olması veya Kurumca, fiilen ya da kayden sigortalı çalışma olgusunun tespiti hâlinde hak düşürücü süreden söz edilemeyecektir. Sigortalının kayda dayanan çalışması bildirilmiş veya kurumca saptanan çalışması var ise bu bildirilen veya saptanan hizmeti ile blok çalışmanın da zamanaşımına uğramadığı kabul edilmelidir.
5. Dairemizin 2021/10293 E, 2022/1056 Karar sayılı karşı oy gerekçelerinde ayrıntılı olarak açıklandığı gibi blok çalışmalarda kuruma bildirilen süre var ise sonraki çalışma için hak düşürücü süreye uğramaz kabulü önceki çalışma içinde kabul edilmeli ve hak düşürücü süre uygulanmamalıdır. Davacının 15.07.1999 tarihi ile sonrası kayda giren 06.11.2002 tarihini takip eden çalışmaları blok çalışmaya dayanmaktadır. Bu blok çalışma içinde kuruma intikal eden süreler olduğuna göre hak düşürücü süre önceleri içinde geçerli olmayacaktır. Blok çalışmanın bölünmezliği söz konusudur. Bu nedenle çoğunluğun hak düşürücü süre yönündeki onama gerekçesine katılınmamıştır.