MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2024/166 E., 2024/795 K.
İlk Derece Mahkemesi kararı, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I.DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesinde 5434 sayılı Kanun'a tabi olarak subay (pilot) olarak çalıştığı, 24.02.2011 tarihinde istifa ettiği, istifa sonrasında özel havayollarında çalışmaya başladığı, 20.06.2018 tarihinde Pendik SGM'den fiili hizmet zammı süresinin tespitiyle, işbu sürelerin sigortalılık başlangıç tarihinden ve emeklilik yaş haddinden geriye çekilmesi suretiyle emekli olacağı yaşın tespit edilmesinin talep edildiği, Pendik SGM tarafından 06.07.2018 tarihinde verilen cevapta davacının 52 yaşını doldurduğu 06.05.2024 tarihinde emeklilik müracaatında bulunabileceğinin bildirildiği, bu hesaplamanın yanlış olduğu, davacının fiili hizmet zammı süresinin 3 yıl, 10... gün (1395 gün ) olduğu, mevzuata göre bu sürenin tamamının sigorta başlangıç tarihinden geri çekilmesi gerektiği, bu durumda da davacının emeklilik tarihinin 21.06.2018 tarihi olacağı iddiasıyla davacının hak etmiş olduğu, 3 yıl, 10... gün (1395 gün ) fiili hizmet zammı süresinin tamamının sigorta başlangıç tarihinden geri çekilmesine, geri çekilme neticesinde bulunacak emeklilik yaş haddinden de işbu sürelerin düşülerek, emeklilik tarihinin 21.06.2018 tarihi olarak tespitine, davacıya 02.08.2018 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II.CEVAP
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; 5510 sayılı Kanun'un 4/1-a maddesine göre 08.09.1999 tarihinden önce sigortalı olanların yaşlılık aylığı hesaplamasında 506 sayılı Kanun'un Geçici madde 81 hükmünün dikkate alındığı, 5434 sayılı Kanun'un 32. maddesinde düzenlenen fiili hizmet zammı süresinin sigortalılığa eklenen sürelerden sayıldığı, 23.05.2002 tarihinden öncesine ait fiili hizmet zammı süresinin normal sigortalılık süresine eklendiği, ilk defa 15.10.1991 tarihinde sigortalı olan davacının 23.05.2002 tarihinden önceki sigortalılık süresinin 1 yıl, 8 ay, 3 gün olduğu, sigortalılık başlangıç tarihinin de 15.10.1991 tarihinden 12.02.1990 tarihine çekildiği, 24.11.1989-23.05.1991 tarihleri arasında sigortalı başlangıcı olan erkeklerin emeklilik yaş kriterinin 52 olduğu, Kurum işleminin hukuka uygun olduğu savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III.İLK DERECE MAHKEMESİ İLK KARARI
İlk Derece Mahkemesi tarafından 04.09.2019 tarihli ve 2018/453 Esas, 2019/262 Karar sayılı kararla davanın davacının davasının kabulü ile 3 yıl 10... gün fiili hizmet süresinin hem sigortalılık başlangıcı ve hemde sigorta başlangıcının; geri çekilerek sigorta başlangıç tarihinin 30.11.1987 olduğunun, 21.06.2018 tarihinde emekliliğini doldurmuş olduğunun tespitine, 01.09.2018 tarihinden itibaren hesaplanacak yaşlılık aylığının bağlanması ve birikmiş aylıkların ödenmesi gereken tarihlerden itibaren yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesine, karar verilmiştir.
IV.İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin 04.09.2019 tarihli ve 2018/453 Esas, 2019/262 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesinin 10.06.2021 tarihli ve 2019/1914 Esas, 2021/802 Karar sayılı kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V.BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
1. Bölge Adliye Mahkemesinin 10.06.2021 tarihli ve 2019/1914 Esas, 2021/802 Karar sayılı sayılı kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuş ve Dairemizce 28.12.2021 tarihli ve 2021/9440 Esas, 2021/16768 Karar sayılı ilamla aşağıdaki gerekçeyle Bölge Adliye Mahkemesi kararı ortadan kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur:
"...Mahkemece, 2829 sayılı Yasa kapsamında hizmetleri birleştirilen ve 506 sayılı Yasa kapsamında tahsis koşulları uyuşmazlık konusu olan, davacının 5434 sayılı Yasanın 32. vd. maddeleri hükümlerince hak kazandığı 'fiili hizmet zammının' tahsis koşullarından olan yaş haddinden indirilmesine ilişkin kabul, 506 sayılı Yasanın Ek 39'uncu maddesi karşısında yerinde ise de, 5434 sayılı Yasada yer alan 'fiili hizmet zammının', iştirakçilerin görev yaptıkları süreler boyunca ve tam kesenek vermek suretiyle geçirdiği sürelere ilişkin olarak yapılan ek bir zam niteliğinde olduğu ve fiili hizmet süresine eklenmesi gerektiği, buna göre eklenen bu hizmetin, iştirakçilerin fiili hizmet süresini, emeklilik ikramiye miktarını ve emekli aylığı bağlama oranını artırdığı ve yaş haddinden de 8 yıla kadar indirim sağladığı, 5434 sayılı Yasanın 11. kısmında 35 vd. maddelerinde ayrıca düzenlenmiş olan 'itibari hizmet' sürelerinin de, istekle emekliye ayrılmak için gerekli olan, kadınlarda 20, erkeklerde 25 hizmet yılının hesabı ve emekli ikramiyesinin hesaplanmasında bu sürenin dikkate alınmayacağı, ancak keseneklerin iadesinde, toptan ödeme yapılmasında ödenecek paranın ve aylık bağlanmasına hak kazanılması halinde bağlanacak aylığın oranının artmasına etki ettiği dikkate alınarak, 5434 sayılı Yasanın 32.vd. maddelerinde düzenlenmiş 'fiili hizmet zammının', 506 sayılı Yasadaki ve içtihadı birleştirme kararı gereğince sadece sigortalılık süresine eklenmesi gereken 'itibari hizmet' süresinden farklı bir kavram olduğu açıkça anlaşılmakta olduğundan, bu sürenin 506 sayılı Yasa kapsamında tahsise esas sigortalılığın başlangıç tarihinden geriye çekilmesi mümkün değildir.
Başka bir deyişle, 5434 sayılı Yasa kapsamında hak kazanılan “fiili hizmet zammının” kişilerin fiili hizmetine eklenmesi gerektiği söylenebilir ise de, birleşen hizmetler sonrasında, 506 sayılı Yasanın 60. ve geçici 81. maddesindeki yaşlılık aylığı bağlanmasına ilişkin koşullar bakımından uygulama yapılırken, sigortalılık süresi yönünden, kişinin sigortalılık başlangıç tarihiden geriye doğru ekleme yapılması ile sigortalılık başlangıç tarihinin geriye çekilmesi suretiyle, ek bir sigortalılık süresine veya başkaca bir uygulama yapılmasına imkân vermediği hususu dikkate alınmalı ve buna göre tahsis koşulları yeniden irdelenmeli, sonucuna göre bir karar verilmelidir..."
2.İlk Derece Mahkemesi tarafından bozma ilamına uyularak verilen 22.03.2023 tarihli ve 2022/154 Esas, 2023/200 Karar sayılı kararla ...'e 3 yıl 10... günlük fiili hizmet zammı süresinin uygulanması gerektiğinin tespiti ile birlikte, bu halin 02.08.2018 tarihli tahsis başvurusu yönünden aylık kazanmasına cevaz vermeyeceğinden davanın reddine karar verilmiştir.
3.İlk Derece Mahkemesinin 22.03.2023 tarihli ve 2022/154 Esas, 2023/200 Karar sayılı sayılı kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuş ve Dairemizce 21.11.2023 tarihli ve 2023/8414 Esas, 2023/11580 Karar sayılı ilamla aşağıdaki gerekçeyle İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur:
"...öncelikle bozmaya uygun şekilde uygulama yapılmalı ve davacının tahsis koşullarını aşamalarda gerçekleştirip gerçekleştirmediği hususu irdelenmeli sonucuna göre davacının dava sürecinde 01.08.2019 tarihi itibari ile koşulları sağlayıp sağlamadığı hususu belirlenmeli ve davacının talebi de gözetilerek bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir..."
4. İlk Derece Mahkemesi tarafından bozma ilamına uyularak yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
VI.TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava açılış tarihi olan 22.10.2018 itibarıyla Kurum tarafından tesis edilen işlemin usul ve yasaya tamamen uygun olduğu, dava konusu uyuşmazlığın ise ancak yargılama süreci devam ederken 01.06.2020 tarihinde "konusuz kaldığı", HMK’nın 331. maddesi uyarınca, davanın konusuz kalması durumunda yargılama giderleri ve vekalet ücreti, dava açıldığı tarihteki tarafların "haklılık durumuna" göre tayin edilmesi gerektiği, dava açıldığı sırada Kurum işleminin hukuka uygun olduğu ve Kurumun davanın açılmasına kendi kusuruyla sebebiyet vermediği açık olduğundan; yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılması ve Kurum lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, 5434 sayılı Kanun kapsamında hak kazanılan fiili hizmet süresi nedeniyle yaşlılık aylığı bağlanması ve yasal faiziyle birlikte tahsili gerektiğinin tespitine ilişkindir.
1.Temyiz olunan nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen kararın, bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı Kurum vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
31.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.