MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/2639 E., 2025/371 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 5. İş Mahkemesi
SAYISI : 2023/189 E., 2023/319 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü;
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı müvekkilinin 16.07.1999 tarihinde dava dışı işyerinde çalışmaya başladığını, çalışmaları kapsamında dava dışı işveren tarafından geç bildirim yapıldığını, dava dışı işveren tarafından 16.07.1999 tarihindeki çalışması 13.01.2001 tarihinde geç bildirildiğini belirterek, davacının 16.07.1999 tarihinde dava dışı işyerinde bir gün çalışmış olduğunun tespitine, 16.07.1999 tarihinin sigortalılık başlangıç tarihi olarak tespitine ve Kurum kayıtlarına işlenmesine, ödenmeyen sigorta primlerinin işveren tarafından ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile toplanan deliller ve dosya kapsamından davacının, dava dışı ...... unvanlı iş yerinde 16.07.1999 tarihinde çalışmaya başlamasına rağmen işe girişinin daha sonraki bir tarihte yani 13.01.2001 tarihinde Kuruma bildirildiğini beyan ederek sigorta başlangıç tarihinin 16.07.1999 olarak tespit edilmesi talebi ile işbu davanın açıldığı, hizmet cetvelinden davacının ... unvanlı iş yerindeki çalışmalarının 13.01.2001 - 30.06.2002 tarihleri arasında geçtiği anlaşılmıştır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2022/10-213 Esas, 2023/306 Karar sayılı ve 26.04.2023 tarihli Kararı incelendiğinde "Sigortalının Kuruma bildiriminin işe giriş tarihinden sonra yapılması, başka bir ifade ile sigortalının hizmet süresinin başlangıçtaki bir bölümünün Kuruma bildirilmeyerek sonrasının bildirilmesi ve bildirimin yapılmasından önceki çalışmalarının bildirim yapılan çalışma dönemini de kapsar biçimde kesintisiz devam etmiş olması halinde Kuruma bildirilmeyen çalışma süresi yönünden hak düşürücü sürenin hesaplanmasında bildirim dışı tutulan sürenin sonu değil, kesintisiz olarak geçen çalışmaların sona erdiği yılın sonu hak düşürücü sürede başlangıç alınmalıdır, sigortalı işe giriş bildirgesi veya Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinde belirtilen diğer belgelerin Kuruma verilmesi ya da Sigorta Müfettişi tarafından tespit yapılması halinde hak düşürücü sürenin işlememe gerekçesi Kurumun sigortalı çalıştırıldığından haberdar olmasıdır. ... çalışmanın bildirim öncesi kısmı için bu gerekçe geçerli değildir. Bu nedenle blok çalışmada bildirim öncesi çalışma yönünden hak düşürücü sürenin işlemeyeceğini kabul etmek, Kanundaki açık düzenlemeye uygun olmayacağı gibi hak düşürücü sürenin işlevsiz hale gelmesi sonucunu doğuracaktır. Kanunun açık hükmü karşısında sigortalı lehine yorum ilkesinin uygulanması da mümkün olmayıp, bu halde bildirim öncesi çalışma süresi bakımından sigortalının sigortalı hizmetlerinin sona ermesinden sonra 5 yılık hak düşürücü süre içerisinde dava açma hakkı devam etmektedir." değerlendirmesi kapasımdan somut olayda; davacının SGK'ya 13.01.2001 tarihinde davalı işveren tarafından işe giriş bildiriminin yapıldığı, açılan dava ile davacının 16.07.1999 tarihinden itibaren çalışmaya başladığı beyan edilerek hizmetinin tespitinin talep edildiği, Hukuk Genel Kurulunun yukarıda beyan edilen kararı kapsamında davacının 13.01.2001 tarihinden önceki döneme ilişkin çalışması blok çalışma niteliğinde olup; hizmetinin bittiği 30.06.2002 tarihini takip eden yılbaşından itibaren 5 yıllık hak düşürücü süre içerisinde dava açması gerektiği ancak dava tarihi itibari ile 5 yıllık hak düşürücü sürenin geçmiş olduğu yönünde Mahkememizde kanaat oluşmuş davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; müvekkilinin 16.07.1999 tarihinde dava dışı işyerinde çalışmaya başladığını, müvekkilinin çalışmaları kapsamında dava dışı işveren tarafından geç bildirim yapıldığını, davada hak düşürücü sürenin söz konusu olmadığını, Mahkemece eksik inceleme ve araştırma yapıldığını, hak düşürücü süre yönünden de hatalı değerlendirme yapıldığını, tanıkların dinlenilmediğini, Mahkemece verilen kararın hukuka aykırı olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, hizmet tespiti istemine ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz yoluna başvuru harcı ve aşağıda yazılı temyiz harcının ilgiliden alınmasına, temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
05.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.