MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 30. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/2239 E., 2025/159 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Kocaeli 3. İş Mahkemesi
SAYISI : 2023/12 E., 2024/136 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı...... ve ... AŞ vekili tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü;
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde, davacının 06.06.2014 tarihinde iş kazası geçirerek %34 oranında sürekli iş göremezliğinin oluştuğunu, iş kazasının meydana gelmesinde müvekkilinin hiçbir kusurunun olmadığını belirterek asıl davada 10.000 TL maddi tazminatın kaza tarihinden yasal faizi ile davalılardan müştereken müteselsilen tahsilini talep etmiş, 29.03.2017 tarihli dilekçesi ile talebini 122.749,68 TL olarak arttırmıştır.
Davacı vekili birleşen Kocaeli 5 İş Mahkemesi 2017/284 Esas sayılı dosyası ile 100.000 TL manevi tazminatın kaza tarihinden yasal faizi ile davalılardan müştereken müteselsilen tahsilini istemiştir.
Davacı vekili birleşen Kocaeli 4. İş Mahkemesi 2020/578 Esas sayılı dosyası ile bilirkişi raporu ile 153.284,27 TL olarak belirlenen zarardan fark 33.632,27 TL'nin kaza tarihinden yasal faizi ile davalılardan müştereken müteselsilen tahsilini talep etmiştir.
Davacı vekili birleşen Kocaeli 8. İş Mahkemesi 2022/278 Esas sayılı dosyasında, 08.4.2022 tarihli bilirkişi raporu ile tespit edilen 453.997,24 TL den hüküm altına alınmayan kısım olan 297.615,29 TL'nin faizi ile davalılardan müştereken müreselsilen tahsilini istemiştir.
Davacı vekili birleşen Kocaeli 5. İş Mahkemesi 2024/14 Esas sayılı dosyası ile 11.1.2024 tarihli bilirkişi raporuna göre 2.049.524,43 TL olarak belirlenen zarardan fark 1.595.527,19 TL talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde, davacının iş kazası sonrasında malül kaldığına ilişkin iddianın doğru olmadığını, davacının geçirdiği iş kazasında kusurun kendisinde bulunduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
Davalı ... Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; husumet itirazında bulunmuş, davacının ... Şirketi işçisi olduğunu, işe başlarken %33 oranında iş göremezliğinin bulunduğunu, kazanın davacının dikkatsizliği nedeniyle meydana geldiğini, kusurun kendisinde bulunduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle aynı olayla ilgili rücu davasında alınan kusur raporu benimsenerek ... (...) unvanlı alt işverenin %50, ... ... ve ...San. .... A.Ş. unvanlı işverenin %25, davacının ise %25 oranında kusurlu olduğu kanaatine varıldığı, yeni asgari ücret tarifesi uyarınca alınan 11.01.2024 tarihli bilirkişi raporunun hükme esas alındığı, Yüksek Sağlık Kurulu tarafından itiraz üzerine düzenlenen maluliyet oranının %31,2 olarak tespit edildiği, taraflarca bu orana karşı Adli Tıp Kurumuna itirazda bulunulmadığı, iş bu maluliyet oranının kesinleştiği, oluşturulan ön ödemeye ilişkin ara kararların infaza elverişli Mahkeme hükmü niteliğinde olduğu, bu nedenle dava neticesinde hükmedilecek toplam maddi tazminat miktarından mahsubu yapılmak sureti ile mahsup edilen kısım yönünden karar verilmesine yer olmayacağı gerekçesiyle,
"A)Mahkememize ait 2023/12 Esas sayılı ana dosya yönünden; 09.05.2023 tarihli ön ödeme ara kararı uyarınca davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına,
B) Kocaeli 5. İş Mahkemesine ait 2017/284 Esas, 2017/214 Karar sayılı birleşen dosya yönünden; davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine, 75.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 06.06.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine,
C)Kocaeli 4. İş Mahkemesine ait 2020/578 Esas , 2020/823 Karar sayılı birleşen dosya yönünden; 09.05.2023 tarihli ön ödeme ara kararı uyarınca davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına,
D)Kocaeli 8. İş Mahkemesine ait 2022/278 Esas, 2023/151 Karar sayılı birleşen dosya yönünden; 05.12.2023 tarihli ön ödeme ara kararı uyarınca davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına,
E)Kocaeli 5. İş Mahkemesine ait 2024/14 Esas, 2024/15 Karar sayılı birleşen dosya yönünden; 893.142,48 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 06/06/2014 tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istem hakkında 05.12.20 23... .02.2024 tarihli ön ödeme kararları uyarınca karar verilmesine yer olmadığına "şeklinde karar verilmiş, ayrıca 03.07.2024 tarihli ek kararla ön ödeme ile tahsil edilen ve davaya konu edilen asıl alacak miktarı için kaza tarihi olan 06.06.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine hükmedilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ..... A.Ş. vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı.... ve .... A.Ş. vekili, kazazede işçinin dava konusu iş kazasından çok daha önce %33 özürlü raporu bulunduğunu, davacının önceki maluliyetinden de sorumlu tutularak kusur izafe edilmesinin ve bu malululiyet oranı da dikkate alınarak tazminat tutarının belirlenmesinin hatalı olduğunu, Mahkeme tarafından toplam 1.156,381,95 TL geçici ödemenin davalı işverenden tahsil edildiğini, geçici ödemeye ilişkin ara kararların Kanun maddesine ve amacına aykırı olarak tesis edildiğini, davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını, şirketin olayda %25 kusurlu bulunmasına rağmen alacak taleplerinin tümünden müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulmasının hukukla bağdaşmadığını belirterek kararı temyiz etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dosya kapsamından; Mahkemece aldırılan 08.03.2017 tarihli kök hesap raporunda davacının bakiye ömür süresi PMF 1931 yaşam tablosuna göre belirlenerek ve işlemiş dönem sonu 10.03.2017 alınarak, ancak geçici iş göremezlik ödemesinin rücuya tabi kısmı tenzil edilmeksizin davacının maddi zararının 122.749,68 TL olarak belirlendiği, raporun davacı vekiline 23.3.2017 tarihinde tebliğ edildiği, davacı vekilinin rapora itiraz etmediği ve talebini raporla belirlenen tutara arttırdığı, 21.04.2017 tarihli ek raporda geçici iş göremezlik ödemesinin rücuya tabi kısmı tenzil edilerek maddi zararın 119.652,00 TL olarak hesaplandığı, İlk Derece Mahkemesinin 11.05.2017 tarihli 2016/ 98... /253 Karar sayılı kararı ile 119.652,00 TL maddi tazminatın ve 35.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 06.06.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine hükmedildiği, bu kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmediği, sadece davalıların istinaf yoluna başvurduğu, Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararından sonra kusur oranlarının değişmediği, ancak kaldırma kararından sonra aldırılan hesap raporları ile bakiye ömür tablosunun belirlenmesinde TRH 2010 yaşam tablosu esas alınarak ve işlemiş dönem sonu ileri çekilerek maddi zararın en son 2.049.524,43 TL olarak hesaplandığı ve Mahkemece ilk kararla hükmedilen maddi ve manevi tazminat tutarları yönünden davacı vekilince istinaf yoluna başvurulmadığı halde, davalı lehine oluşan usuli kazanılmış hak gözetilmeden, maddi zararın 2.049.524,43 TL olduğunun kabulü ile yargılama sırasında geçici ödemeye ilişkin ara kararlar ile ödenen 1.056.381,95 TL bu tutardan mahsup edilmek suretiyle hüküm kurulduğu anlaşılmıştır.
Usuli kazanılmış hak davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrarı sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez ana ilkelerinden biri haline gelmiştir. Usulü müktesep hak, anlam itibariyle, bir davada Mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir.
Mahkemenin, Yargıtayın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usulü kazanılmış hak doğabileceği gibi, bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usulü kazanılmış hak gerçekleşebilir. Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usulü kazanılmış hak oluşturur (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK).
Kazanılmış haklar “Hukuk Devleti” kavramının temelini oluşturan en önemli unsurlardandır. Kazanılmış hakları ortadan kaldırıcı nitelikte sonuçlara yol açan yorumlar Anayasa'nın 2. maddesinde açıklanan “Türkiye Cumhuriyeti sosyal bir hukuk devletidir” hükmüne aykırılık oluşturacağı gibi toplumsal kararlılığı, hukuksal güvenceyi ortadan kaldırır, belirsizlik ortamına neden olur ve kabul edilemez.
Yargıtay içtihatları ile kabul edilen “usulü kazanılmış hak” olgusunun, bir çok hukuk kuralında olduğu gibi yine Yargıtay içtihatları ile geliştirilmiş istisnaları bulunmaktadır. Örneğin Mahkemenin bozmaya uymasından sonra yeni bir içtihadı birleştirme kararı (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı YİBK) ya da geçmişe etkili yeni bir kanun çıkması karşısında, Yargıtay bozma ilamına uyulmuş olmakla oluşan usulü kazanılmış hak hukukça değer taşımayacaktır.
Usulü kazanılmış hakkın hukuki sonuç doğurabilmesi için bir davada ya taraflar ya Mahkeme ya da Yargıtay tarafından açık biçimde yapılmış olan ve istisnalar arasında sayılmayan bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş uyulması zorunlu olan bir hakkın varlığından söz edilebilmesi gerekir. (HGK.'nın 12.07.2006 T., 2006/4-519 E, 2006/527 K, 03.12.2008 T., 2008/10-730 E., 2008/732 K.) Zira usulü kazanılmış hak ilkesi kamu düzeniyle ilgilidir. (09.05.1960 T., 21/9; 04.02.19 59... /5 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı)
Somut olayda, kaldırma ilamı öncesi verilen İlk Derece Mahkemesi hükmüne esas alınan kök hesap raporuna davacı vekilince itiraz edilmediği ve iş bu raporu hükme esas alan ilk karara karşı da istinaf talebinde bulunulmadığı, bu nedenle davalı lehine usuli kazanılmış hak oluşturduğu gözden kaçırılarak daha fazla zarar hesabı yapan ek hesap raporuna itibar edilmesi yerinde görülmemiştir.
Mahkemece yapılacak iş; temyiz yoluna başvuran davalı ... İnş ve ... .. A.Ş. yönünden, oluşan usuli kazanılmış haklar gözetilip, bu davalının sorumluluğunun mahkemenin 11.05.2017 tarihli 2016/ 98... /253 Karar sayılı kararına esas alınan 119.652,00 TL maddi ve 35.000 TL manevi zarar ile sınırlı olduğunu göz önünde bulundurarak hüküm kurmaktan ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
3.Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
16.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.