MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/4253 E., 2025/955 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 14. İş Mahkemesi
SAYISI : 2024/203 E., 2024/492 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü;
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının 01.04.2013 - 10.03.2015 tarihleri arasında devamlı ve kesintisiz şekilde davalı işveren işyerinde çalışmışsa da; davalı işveren tarafından sigortasının 08.07.2014 tarihinde başlatıldığını, davacının davalı işyerinde çalıştığının, taraflarınca dinletilecek tanıkların anlatımlarıyla açık bir şekilde ortaya konulacağını, her ne kadar hizmet tespiti davası 5 yıllık hak düşürücü süreye tabi olsa da bilindiği üzere hizmet tespiti davası için hak düşürücü süreyi kesen istisnalar mevcut olduğunu, somut olayda davacının davalı işveren bünyesinde 08.07.2014 tarihinden, iş akdinin sona erdiği tarihe kadar sigorta kaydı bulunduğunu, işbu sebeple huzurdaki davada hak düşürücü süre davacı nezdinde kesilmiş olup, huzurdaki dava yasal süresi içerisinde ikame edildiğini beyanla davacının 01.04.2013 - 10.03.2015 yılları arasında fiili olarak kesintisiz şekilde davalıya ait ... ve A.Ş. yanında çalıştığının tespitini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın süresinde açılmadığını, davanın hak düşürücü süreden dolayı reddi gerektiğini, davacı tarafın iddiasının tamamen soyut ve mesnetsiz olduğunu, bu iddialarının Mahkemeyi yanıltmaya yönelik olduğunu, davalı iş yerinin, davacı yan ne kadar çalışmış ise o kadar ve doğru olarak kayıtlarında çalışmayı bildirildiğini ve gerekli yükümlülükleri yaptığını, taraflar arasında 08.07.2014 tarihinde iş sözleşmesi imzalanmış olup görüleceği üzere ilgili sözleşmede davacının da imzasının mevcut olduğunu, davacının 08.07.20 14... .03.2015 tarihleri arasında davalı iş yerinde çalıştığını belirterek davanın reddini istemiştir.
2.Fer'i müdahil Kurum vekili cevap dilekçesinde; davanın hak düşürücü sürede açılmadığını, fiili çalışmanın yöntemince ispatlanması gerektiğini belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının 01.04.2013 - 10.03.2015 dönemine ait tespit isteminin hizmet dökümünde yer alan talep edilen dönem sonrası işe giriş çıkışları ve dava konusu döneme ait toplanan deliller ışığında dava tarihi itibarıyla hak düşürücü süreye uğradığı değerlendirilerek davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İzmir 14. İş Mahkemesinden verilen 17.07.2024 tarih, 2024/203 Esas ve 2024/492 Karar sayılı kararına yönelik davacı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davacının davalıya ait işyerinde 01.04.2013 - 10.03.2015 tarihleri arasında kesintisiz çalıştığını, ancak ilk işe giriş tarihi olarak davalı işverenin 08.07.2014 tarihinden itibaren bildirimde bulunduğunu, 01.04.2013 - 08.07.2014 tarihleri arasındaki çalışmasını bildirmediğini, bu nedenle bu tarihleri tespiti için davanın açıldığını, davacının çalışmasının blok olduğunu, Yargıtay kararları gereği bu durumda hak düşürücü süreden söz edilemeyeceğini beyan etmektedir.
B. Gerekçe ve Değerlendirme
Uyuşmazlık, davacının 01.04.2013 - 10.03.2015 tarihleri arasında davalı işyerinde geçen çalışmalarına ilişkin hizmet tespiti istemine ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının ilgiliden alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
11.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.