MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2022/212 E., 2025/49 K.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar; davacı Kurum ve davalı vekilleri tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1.Davacı Kurum vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkil ... Sigorta Müdürlüğünde işlem gören davalıya ait işyeri işçilerinden ...'in 08.07.2012 tarihinde geçirmiş olduğu iş kazası sonucu malul kaldığını, sigortalıya ilk peşin sermaye değerli gelir bağlandığını, geçici iş göremezlik ödeneği ödendiğini, tedavi masrafı sarf edilmiş olduğunu, toplam 183.228,20 TL Kurum zararı gerçekleştiğini, olaya ilişkin müfettiş raporunda davalı işverenin olayın gerçekleşmesinde kusurlu olduğunun tespit edildiği, tüm bu sebeplerden dolayı şimdilik Kurum zararının fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 30.500,00 TL'nin onay, tediye ve sarf tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faizleri, yargılama giderleri ve ücreti vekaletle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
2.Davacı vekili 12.11.2018 tarihli dilekçesi ile davasını ıslah etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının, belirsiz alacak davası açmasında hukuki yararının bulunmadığını belirterek zamanaşımı itirazında bulunmuş, meydana gelen kazada işveren davalının herhangi bir kusur ve sorumluluğunun olmaması nedeniyle davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 05.03.2019 tarihli ve2017/359 E. -2019/75 K. sayılı kararı ile
"Açılan davanın kabulüne,
137.628,43 TL bağlanan gelirin onay tarihi olan 30.03.2016 tarihinden,
25.434,00 TL G.İ.Ö ödeme tarihi olan 29.03.2016 tarihinden,
Toplam 1.842,95 TL tedavi giderlerinin ayrı ayrı sarf tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faizleriyle birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine" karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin 05.03.2019 tarihli ve 2017/359 E. -2019/75 K. sayılı kararına karşı davacı Kurum ve davalı vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 29.09.2021 tarih ve 2019/1273 E.-2021/1524 K. sayılı kararı ile İstanbul Anadolu 19. İş Mahkemesinin 05.03.2019 tarihli, 2017/359 Esas - 2019/75 Karar sayılı kararı usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan davacı Kurum vekili ve davalı işveren vekilinin istinaf başvurularının 6100 sayılı Kanun'un 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine, karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
Bölge Adliye Mahkemesinin 29.09.2021 tarih ve 2019/1273 E.-2021/1524 K. sayılı kararının süresi içerisinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 22.02.2022 tarih ve 2021/12596 E- 2022/2305 K. ile "... Dosya kapsamındaki kayıt ve belgelerden; kazalı sigortalının, davalı işyerinde kalıp montajı elemanı olarak çalıştığı, olay günü masa kalıp montajı yapılırken kiriş arası boşluğun polywood ile kapatıldığı, çekirdek bileşim noktasında perde kalıbının olmasından dolayı 80 cm'lik bölgenin açık olduğu, perde kalıbının bu boşluğu kapatmayı engellediği, kazalının masa kalıpları arasındaki bu boşluğa düşmesi sonucu yaralandığı, bu olay nedeniyle %62 oranında sürekli iş göremezliğe uğradığı, 06/01/2016 tarihli SGK Müfettiş inceleme raporunda olayın iş kazası olduğunun ve işverenin İş Sağlığı ve İş Güvenliği Mevzuat hükümlerine aykırı davranışı nedeniyle söz konusu kazada %100 kusurlu olduğunun belirtildiği, mahkemece aldırılan ve tek kişi tarafından düzenlenen 05/03/2018 tarihli ile üç kişilik heyet tarafından düzenlenen 03/09/2018 tarihli kusur bilirkişi raporlarında, olayın meydana gelmesinde ... sigortalının % 10 oranında, davalı işverenin % 90 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği, mahkemenin oluşa uygun olmayan bu raporlar ile yetinerek karar verdiği, davacının tecrübeli kalıpçı olduğu, kaza günü de düştüğü kalıp işini yaptığı, kontrollü bir şekilde hareket etmesi gerektiğini bilecek ve kavrayacak vasıfta olduğu, bu nedenle tehlikenin farkında olması gerektiği, kişisel güvenliği ile ilgili kendisi tarafından alınması gereken tedbirlerin alınmadığı, gereken dikkatin ve özenin gösterilmediği gözönünde bulundurulduğunda sigortalının kusurunun daha fazla olması gerektiği anlaşılmaktadır. Mahkemece yapılacak iş; 6331 sayılı Yasa’nın ilgili hükümleri kapsamında, olayın gerçekleştiği iş kolunda iş güvenliği bakımından uzman kişilerden oluşan bilirkişi heyetinden bu çerçevede yeniden uygun bir kusur raporu alınmalı ve varılacak sonuca göre bir karar verilmelidir.. .
. " gerekçeleriyle bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Yargıtay bozma ilamı uyarınca kusur raporu tanzimi için dosya iş kazasının gerçekleştiği iş kolundan iş sağlığı ve güvenliği uzmanlarından oluşan bilirkişi heyetine tevdi edildiği, bilirkişi heyeti raporunun Yargıtay bozma ilamı uyarınca denetime elverişli olması ve isabetli tespitler içermesi nedeniyle rapora itibar edilerek dosya bilirkişi heyeti raporunda taraflara isnat edilen kusur oranları üzerinden Kurum zararının yeniden hesaplanması için hesap bilirkişisine tevdi edildiği, belirtilen yasal düzenlemeler ve açıklamalar ışığında dosyadaki tüm kayıt ve belgeler, inceleme raporu, bilirkişilerin kusur ve hesap raporları ile ödeme belgeleri birlikte değerlendirildiğinde; davacı Kurumun, davalı işyerinde çalışan sigortalısının geçirdiği iş kazası nedeniyle %62 oranında malul kalması sonucunda sigortalıya kaza nedeniyle yapmış olduğu ödemeleri, davalı işverenin kusur bilirkişisinin raporu ile tespit edilen %80 oranındaki kusuru nispetinde rücu edebileceğinden, davacı vekili tarafından bozma öncesi sunulan talep arttırım dilekçesindeki fazlaya ilişkin talepler reddedilmek suretiyle hesap bilirkişisinin ek raporundaki miktarlar doğrultusunda davanın kısmen kabul kısmen reddine karar vermek gerektiği gerekçesiyle;
"1-Açılan davanın kısmen kabul kısmen reddi ile
Peşin Sermaye Değeri 122.336,38 TL'nin 30.03.2016 onay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile,
Geçici İş Görmezlik 22.608,00 TL 'nin 29.03.2016 ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faizi ile
Tedavi gideri 1.638,18 TL
'nin sarf tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı Kuruma ödenmesine,
Fazlaya ilişkin talebin reddine" karar verilmiştir.
V.TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle;
a. Mahkemenin bozma öncesi ıslah edilen tutara dayanarak fark miktarını reddetmesinin hukuka aykırı olduğunu,
b. Bilirkişi raporunda davalıya yüklenen kusur oranının düşük olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle;
a. Uyuşmazlığın belirsiz alacak davasına konu edilemeyeceğini,
b.Müvekkili şirketin, iş sahasında kanun ve yönetmeliklerin emredici ve düzenleyici tüm maddelerine riayet etmekte olduğunu ve daima işbu kanun ve yönetmeliklerine uygun olarak çalışmalarını sürdürdüğünü, tüm personeline İş Güvenliği ve Sağlığı Eğitimleri ve seminerleri aldırmış olan müvekkili şirketin, gerekli denetimleri yaparak, her türlü önlemi almış, kişisel koruyucu tüm donanımlarını kendilerine teslim etmiş, gerekli uyarılarda bulunmuş, işçilerin çalıştığı yerlere özel bilgi ve talimatlar içeren levhalar koymuş ve iş güvenliğinin iş sahasının esaslı unsuru olmasını sağladığını, kanunun kendisine yüklediği yönetim ve denetim sorumluluğunu harfiyen yerine getiren müvekkili şirketin işbu kazanın meydana gelmesinde hiçbir kusuru ve sorumluluğu bulunmadığını,
c. Kurumun, iş kazası nedeniyle tamamen işverenden aldığı primlerle finanse ettiği gelirlerinde ve mal varlığında bir azalma meydana gelmemesi için sigortalıya yaptığı veya yapacağı ödemelerin yine işverenden tahsili yoluna gidildiğini, bir bakıma mükerrer ödeme niteliğinde de sayılabilecek bu talebin hiçbir hukuki dayanağı bulunmadığını,
d. Kazazede işçinin maluliyet oranının yüksek tespit edildiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, rücuan tazminat istemine ilişkindir.
Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde belirtilen hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı Kurum ve davalı vekillerinin temyiz itirazlarının reddine, İlk Derece Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden ilgiliden alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
24.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.