MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/3822 E., 2025/1833 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 36. İş Mahkemesi
SAYISI : 2020/136 E., 2023/157 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde, davacının 01.02.1989 tarihinde davalı ... 'a ait kadın kuaför salonunda çalışmaya başladığını ve bu işyerinde yaklaşık 1 yıl kadar çalıştığını, müvekkilinin işvereni tarafından davalı Kuruma 02.02.19 89... 4 yevmiye kayıt no ile bildirildiğini, hizmet kayıtlarında çalışmasının görünmediğini belirterek, davacının 01.02.1989 tarihinden itibaren çalıştığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, 23.01.2018 günlü ön inceleme duruşmasında; davanın, 01.02.1989 tarihinin sigorta başlangıcı olarak tespiti istemine ilişkin olduğu tespiti yapılmıştır.
II. CEVAP
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde, davacının iddia ettiği çalışmalarının tespiti için söz konusu işe giriş belgesi yanında aylık hizmet bildirgesi veya dönem bordrosunun da olması gerektiğini, zira fiili çalışmayı gösterir bilgi ve belgenin olmadığı tespit edildiğinden işe giriş belgesi bu tarihte bir çalışmanın tespitinin yetersiz olduğunu, başlangıç tespit davalarının Kurum işleminin iptali olarak kabul edilmesi gerektiği, dava açılmadan önce Kuruma başvuru yapılmadığından davanın reddini savunmuştur.
Yargılama sürecinde, davalı ...'a usulüne uygun olarak tebligat yapılarak taraf teşkilinin sağlandığı, ancak davalı gerçek kişinin, cevap dilekçesi sunmadığı ve duruşmalara katılmadığı gibi her hangi bir delil de bildirmediği anlaşılmıştır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulü ile davacının sigorta başlangıç tarihinin 01.02.1989 tarihi olduğunun tespiti ile 01.02.1989 tarihi itibariyle 1 gün sigortalı olarak çalıştığının tespitine, fazlaya ilişkin taleplerin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı Kurum vekili süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde, davacının dava konusu iş yerinde fiili çalışmasının ispatlanamadığını belirterek, temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık,(1) gün süre ile sigortalı çalıştığının ve sigorta başlangıcının tespiti istemine ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun “Tarafların Duruşmaya Gelmemesi, Sonuçları ve Davanın Açılmamış Sayılması” başlığını taşıyan 150. maddesinin 1. fıkrasında “Usulüne uygun şekilde davet edilmiş olan taraflar, duruşmaya gelmedikleri veya gelip de davayı takip etmeyeceklerini bildirdikleri takdirde dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilir.” hükmüne, 4. fıkrada “Dosyası işlemden kaldırılmış olan dava, işlemden kaldırıldığı tarihten başlayarak üç ay içinde taraflardan birinin dilekçe ile başvurusu üzerine yenilenebilir. Yenileme dilekçesi, duruşma gün, saat ve yeri ile birlikte taraflara tebliğ edilir.
Dosyanın işlemden kaldırıldığı tarihten başlayarak bir ay geçtikten sonra yenileme talebinde bulunulursa, yeniden harç alınır, bu harç yenileyen tarafça ödenir ve karşı tarafa yüklenemez.
Bu şekilde harç verilerek yenilenen dava, eski davanın devamı sayılır.” hükmüne yer verilmiştir. Aynı Kanunun 320. maddesinde ise, "(...4) Basit yargılama usulüne tabi davalarda, işlemden kaldırılmasına karar verilmiş olan dosya, yenilenmesinden sonra takipsiz bırakılırsa, dava açılmamış sayılır." düzenlemesine yer verilmiştir.
Buna göre eldeki davada davacının, davalı işveren hakkında açmış olduğu davasını atiye terk ettiğinden bahisle, davalı işveren hakkında davanın atiye terk edilmesi nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına dair hüküm kurulması isabetsizdir.
Davacı, ilgili işverenle alakalı davasına devam etmek istemiyorsa ancak HMK’nın 150. maddesi uyarınca davasını takipsiz bırakabilir.
Somut davada, dosyanın 23.05.2017 tarihli celsesine davacı ve davalı tarafların katılmadığı,mazeret de bildirmedikleri gerekçesiyle dosyanın 23.05.2017 tarihinde ilk kez işlemden kaldırıldığı,davacı vekilinin 23.05.2017 tarihli yenileme dilekçesi ile dosyanın yenilendiği, bu defa 15.12.2020 tarihli celsesinde davacı vekilinin mazeret bildirmeden duruşmaya katılmadıkları, celseye katılan davalı Kurum vekili tarafından da dosyanın takip edilmediğinin beyan edilmesi üzerine dosyanın tekrar işlemden kaldırıldığı, dosyanın 23.12.2020 tarihli davacı vekilinin yenileme dilekçesi ile mahkemece dosyanın yenilenmesine karar verilerek yargılamaya devam edilmek suretiyle yazılı şekilde karar verildiği anlaşılmıştır.
Açıklanan bu maddi ve hukuki olgular karşısında HMK 320/4 e göre; basit yargılama usulüne tabi davalarda, işlemden kaldırılmasına karar verilmiş olan dosya, yenilenmesinden sonra takipsiz bırakılırsa, dava açılmamış sayılır, hükmü gereğince 15.12.2020 tarihinde ikinci kez takipsiz bırakılan dosyanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple,
1.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2.İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Üye ...'ın muhalefetine karşı, Başkan vekili ... ve Üyeler ..., ... ve ...'ün oyları ve oyçokluğuyla,
10.03.2026 tarihinde karar verildi.
KARŞI OY
I. TEMEL UYUŞMAZLIK
1. Çoğunluk ile aradaki temel uyuşmazlık, hizmet başlangıcı tespiti olarak açılan davada, davanın takip edilmemesi halinde aynı kanunun 150. Maddesi uyarınca açılmamış sayılma kararı verilmesinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.
2. İlk derece mahkemesince “davanın kabulüne dair kararının" kurum vekili tarafından temyizi üzerine çoğunluk görüşü ile "yenileme dilekçesinden sonra ikinci kez takipsiz bırakıldığı gerekçesi ile HMK.nun 150/5 maddesi uyarınca davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerektiği" gerekçesi ile kararın bozulmasına karar verilmiştir.
II. KARŞI OY GEREKÇELERİ
3. Anayasasının 12. maddesine göre; "Herkes kişiliğine bağlı, dokunulmaz devredilmez, vazgeçilmez, temel hak ve hürriyetlere sahiptir” 60.maddede ise, "Herkes ... hakkına sahiptir" hükmüne yer verilmiştir. Bu iki hüküm birlikte değerlendirilecek olursa, ... hakkının kişiye sıkı sıkıya bağlı dokunulmaz ve feragat edilemez bir hak olduğu sonucuna ulaşılmaktadır.
4. Diğer taraftan 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 92. maddesinde de bu ilke aynen benimsenerek, çalışanların işe alınmalarıyla kendiliğinden sigortalı olduğu, bu suretle sigortalı olmak hak ve yükümünden kaçınılamayacağı ve vazgeçilemeyeceği, sözleşmelere sosyal sigorta yardım ve yükümlerini azaltmak veya başkasına devretmek yolunda hükümler konulamayacağı belirtilmiştir. Bu nedenle, sigortalılık hakkından feragat edilemez.
Sigortalılık hakkı zorunlu olduğundan bu hak üzerinde kişi tasarrufta bulunamaz.
5. Kamu düzenini ilgilendiren sigortalılık hakkını içeren tespit davalarında hâkimin feragat nedeniyle davayı reddetmeyip delilleri kendiliğinden toplaması ve sonucuna göre karar vermesi gerekir. Zira hizmet ve prime esas kazanç tespiti davalarının amacı hizmetlerin karşılığı olan ... haklarının korunmasıdır.
6. Anayasanın 60/2 maddesi uyarınca da “Devlet, sosyal güvenliği sağlayacak gerekli tedbirleri almak ve teşkilatı kurmak zorundadır”. O halde devlet sigortalıların ... haklarını korumak için önlemler almak zorundadır.
7. Sosyal güvenliğin finansmanı genel olarak dünyada işçi, işveren ve devletten tahsil edilen prim veya katkı payları ile sağlanmaktadır.
Sosyal güvenlikte prim, işçi ve işverenden tahsil edilen ve genelde hak edilen ücretin belli bir oranı üzerinde alınan bir finansman kaynağıdır.
Sosyal sigorta primi, kanunun kendilerine karşı güvence sağladığı sosyal risklerden birinin gerçekleşmesi halinde yapılacak sigorta yardımları ile kurum giderlerinin karşılığı olarak kanuna göre belirlenen oranlar üzerinden sigortalının kazancından bir meblağ üzerinden alınan parayı ifade eder. 5510 sayılı Kanunun 79. Maddesi uyarınca prim gelirleri iki alanda kullanılmalıdır.
Bu düzenleme emredici bir kuraldır.
Buna göre prim gelirleri;
a) Sigorta kollarının gerektirdiği yardım ve ödemeler ile
B) Kurumun yönetim giderlerinde kullanılmalıdır(.../.../. ... Hukuku. Yenilenmiş 17. Bası. s: 226). Bu nedenle prim alacağı kamu alacağıdır.
Sigortalı hizmet tespiti davasının açılması ile Sosyal Sigortalar Kurumu bir çalışma ilişkisinden haberdar olacak, gerektiğinde müfettiş incelemesi yaparak resen prim tahakkuk ettirip, tahsil edecektir.
Görüldüğü gibi hizmet tespiti davaları kurumun hak alanını da doğrudan ilgilendirmektedir.
8. Her ne kadar gerek 6552 ve gerekse 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nda “Hizmet akdine tabi çalışmaları nedeniyle zorunlu sigortalılık sürelerinin tespiti talebi ile işveren aleyhine açılan davalarda, dava Kuruma resen ihbar edilir. İhbar üzerine davaya davalı yanında ferî müdahil olarak katılan Kurum, yanında katıldığı taraf başvurmasa dahi kanun yoluna başvurabilir. Kurum, yargılama sonucu verilecek kararı kesinleştikten sonra uygulamakla yükümlüdür(Madde 4/2)” hükmüne yer vermiş ise de aslında olması gereken hak alanını da ilgilendirip sigortalının ... hakkını korumak olduğundan ve resen de 5510 sayılı kanun kapsamında hizmet tespiti yapabileceğinden, burada asli müdahil sıfatı ile sigortalı yanında yer alması gerekir. Zira sonuçta hizmet tespiti ile birlikte alınacak prim alacağı kurum alacağı olacaktır.
III. SONUÇ:
9. Sonuç olarak hizmet başlangıç tespiti davasında, vazgeçilmez ... hakkı nedeni ile 6100 sayılı HMK.’un 307. Maddesi uyarınca davadan feragat olanaklı olmadığı gibi açılan davayı geri alma (HMK. 123) veya davanın takip edilmeyerek açılmamış sayılma (HMK.150) olanağı da bulunmamaktadır. Zira zorunlu hizmet tespiti olan başlangıç tespit davası açıldıktan sonra bu dava üzerinde tasarruf edilemez. Kamu düzeni ve resen araştırma davası kapsamında olan bu tür dava artık sonuçlandırılması gereken bir davadır. Burada kurumun takip etmesi zorunluluk olduğu gibi delileri resen toplamak zorunda olan hakim de davayı sonuçlandırmalıdır. Aksi takdirde ... hakkı üzerinde tasarruf yetkisi olmayan sigortalıya, davayı geri alma veya takipsiz bırakarak açılmamış sayılma yolu ile tasarruf da bulunma olanağı verilmiş olunacaktır ki bu ... hakkını ortadan kaldıracaktır. Feragat olanağı olmayan bir dava geri bırakılamayacağı gibi açıldığı anda da sigortalı gelsin veya gelmesin sonuçlandırılmalıdır. Kararın esas yönünden incelenmesi gerekirken, usulden bozulması görüşüne katılınmamıştır.