MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/3025 E., 2025/1898 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 37. İş Mahkemesi
SAYISI : 2023/59 E., 2023/124 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I.DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı 09.08.1971 doğumlu olup, 01.10.1988 tarihinde ... bünyesinde başlayan 5434 sayılı Kanun kapsamındaki sigortalılığının 03.03.2008 tarihinde sona erdiği, ardından 25.04.2008 tarihinden itibaren 506 sayılı Kanun kapsamında başlayan sigortalılığının halen devam ettiği, davacının fiili hizmet süreleri dahi dikkate alınmadan 01.10.1988 sigorta başlangıç tarihi esas alındığında 506 sayılı Kanun'un geçici 81/B bendi kapsamında 51 yaş ve 5450 gün şartlarına tabi olduğu, davalı Kurum kayıtlarına göre davacının 5434 sayılı Kanun kapsamında 8.385 gün, 506 sayılı Kanun kapsamında 5.165 gün olmak üzere toplam 13.550 gün sigortalılığının mevcut olduğu, davacının tahsis talebinde bulunduğu 31.01.2023 tarihinde 53 yaşında olup 13.550 prim ödeme gün sayısı ile fiili hizmet süreleri dahil edilmediği durumda dahi tahsis şartlarını taşıdığının açık olduğu, davalı Kurumun davacının işten ayrılma koşulunu yerine getirmediğinden bahisle yaşlılık aylığı bağlama talebini işleme almadığı iddiasıyla davacının tahsis talebinde bulunduğu 31.01.2023 tarihini takip eden aybaşı olan 01.02.2023 tarihinden geçerli olarak 506 sayılı Kanun kapsamında yaşlılık aylığı bağlanmasına, mahrum kalınan aylıkların ödenmesi gereken tarihlerden başlamak üzere yasal faizi ile birlikte ödenmesi gerektiğinin tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II.CEVAP
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından 31.01.2023 tarihini takip eden ay başı olan 01.02.2023 tarihinden geçerli olarak 506 sayılı Kanun kapsamında yaşlılık aylığı bağlanmasına, mahrum kalınan aylıkların ödenmesi gereken tarihlerden başlamak üzere yasal faizi ile birlikte ödenmesi gerektiğinin tespitine karar verilmesini talep ettiğinden, davacı ...'in davalı Kuruma yapmış olduğu 31.01.2023 tarihli tahsis talebinin işten ayrılma koşulunun yerine getirilmemiş olması nedeniyle reddedildiği, Anayasa Mahkemesinin 506 sayılı Kanun'un mülga 62. maddesinin birinci fıkrasına ilişkin kararı nedeniyle ortaya çıkan duruma ilişkin düzenlemeler 2021-5 sayılı Genelge ile açıklandığı, 506 sayılı Kanun'un mülga 62. maddesinin birinci fıkrası; “Sigortalı olarak işten ayrıldıktan sonra yazılı istekte bulunan ve yaşlılık aylığına hak kazanan sigortalıya bu isteğinden sonraki aybaşından başlanarak yaşlılık aylığı bağlanır.” hükmüne amir olup, söz konusu fıkrada yer alan “…çalıştığı işten ayrıldıktan sonra…” ibaresi Anayasa Mahkemesinin 03.03.2021 tarihli ve 31412 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 14.01.2021 tarihli 2019/104 Esas, 2021/3 Karar sayılı Kararı ile iptal edildiği, öte yandan, 506 sayılı Kanun'un mülga 60. maddesinin ... bendi “Bu maddede belirtilen yaşlılık aylıklarından yararlanabilmek için sigortalının çalıştığı işten ayrılması ve yazılı istekte bulunması şarttır.” hükmünün amirliği, bilindiği üzere, 5510 sayılı Kanunun 106. maddesi ile 17.07.1964 tarihli ve 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 1 42... ., Ek 36., geçici 20., geçici 81. ve geçici 87. maddeleri hariç diğer maddeleri yürürlükten kaldırıldığı, 5510 sayılı Kanun'un 28. maddesinin dokuzuncu fıkrasına göre ise yaşlılık aylıklarından yararlanabilmek için, 4. maddenin birinci fıkrasının (a) bendinde belirtilen sigortalının çalıştığı işten ayrıldıktan sonra yazılı istekte bulunmaları gerektiği ve buna göre, Anayasa Mahkemesince iptal edilen söz konusu ibarenin yer aldığı maddenin 5510 sayılı Kanun'un 106. maddesi ile yürürlükten kalkması ve 5510 sayılı Kanun'un yürürlük tarihinden sonra yaşlılık aylığı talebinde bulunan sigortalıların anılan Kanun'un “Yaşlılık sigortasından sağlanan haklar ve yararlanma şartları” başlıklı 28. maddesinin dokuzuncu fıkrasına tabi olması nedeniyle bu kapsamdakilerin yaşlılık aylıklarından yararlanabilmesi için çalıştığı işten ayrıldıktan sonra yazılı istekte bulunma şartı aranmadığı, ayrıca 2018/38 sayılı Genelgenin “Yaşlılık Sigortası” başlıklı üçüncü bölümünün 6., 5., 3. maddesinde gereğince tahsis talebinde bulundukları tarihte işten ayrılma koşulunun gerçekleşmediği sonradan tespit edilenlere yersiz ödenen aylıklar borç çıkarılmakta ancak, sigortalıların işten ayrıldıkları tarihe kadar geçen hizmetleri dikkate alınarak aylıkları yeniden hesaplanmakta ve işten ayrılma koşulunun yerine geldiği tarihi takip eden ay başından itibaren talep şartı aranmaksızın aylıkları yeniden başlatıldığı savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III.İLK DERECE MAHKEME KARARI
İlk Derece Mahkemesi tarafından yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararla davanın kabulü ile davacının Kuruma başvuruda bulunduğu tarihi takip eden 01.02.2023 tarihinden itibaren 5510 sayılı Kanun kapsamında yaşlılık aylığına hak kazandığının tespitine, davacının biriken aylıklarının 01.05.2023 tarihine kadar hak ettiği aylıklarının bu tarihten itibaren, bu tarihten sonraki biriken aylıklarının ise her bir aylık için aylığa hak kazanılan tarihten itiaren yasal faizi ile birlikte davalı ...'dan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
IV.İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V.TEMYİZ
A.Temyiz Sebepleri
Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacının tahsis talebinde bulunduğu tarihte sigortalı çalışmasının devam ettiği ve işten ayrılış bildirgesinin bulunmadığı sabit olup, Mahkemece AYM’nin 506 sayılı Kanun’un mülga 62. maddesine ilişkin iptal kararı gerekçe gösterilerek davanın kabul edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu, zira 2008/Ekim ayı itibarıyla yürürlüğe giren 5510 sayılı Kanun’un 28. ve 30. maddelerinde yaşlılık aylığı bağlanabilmesi için "işten ayrılma" şartının açıkça korunduğu ve mülga kanun hükümlerinin AYM iptali sonrası dahi 5510 sayılı Kanun dönemindeki taleplerde uygulanamayacağı, AYM kararının dayandığı mülga hükmün yürürlükte olmadığı ve 5510 sayılı Kanun’un geçici maddelerinde bu hükme bir atıf bulunmadığı, aksi kabulün çalışma hayatında işçi-işveren arasında kıdem tazminatı ve ... ... Primi (SGDP) uygulamaları açısından hukuki kaosa yol açacağı, ayrıca Kurumun temerrüdü oluşmadığından birikmiş aylıklara faiz yürütülmesinin de hatalı olduğu iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, 5434 sayılı Kanun kapsamında geçen fiili hizmet zammı süresi dikkate alınarak, yaşlılık aylığı tahsisi ve aylıkların yasal faizleri ile davalı Kurumdan tahsiline ilişkindir.
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, dosyada yer alan tüm bilgi ve belgelerin incelenmesinde verilen hükmün yerinde olduğu anlaşılmakla davalı Kurum vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
10.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.