MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/3032 E., 2025/1900 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 22. İş Mahkemesi
SAYISI : 2022/248 E., 2023/751 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü;
I.DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 01.01.1970 doğumlu olan davacının 15.01.1988
tarihinde Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesinde başlayan 5434 sayılı Kanun kapsamındaki sigortalılığının 14.03.2006 tarihinde sona erdiği, 04.10.2006 tarihinden itibaren 506 sayılı Kanun
kapsamında başlayan sigortalılığının halen devam ettiği, davacının fiili hizmet süreleri dikkate
alınmadan 15.01.1988 sigorta başlangıç tarihi esas alındığında dahi 506 sayılı Kanun'un geçici
81/B bendi kapsamında 50 yaş ve 5375 gün şartlarına tabi olduğu, davalı Kurum kayıtlarına
göre davacının 5434 sayılı Kanun kapsamında 7935 gün, 506 sayılı Kanun kapsamında 5432 gün
olmak üzere toplam 13.367 gün sigortalılığının bulunduğu, tahsis talebinde bulunduğu
29.03.2022 tarihinde 52 yaşında olduğu, 13.367 prim ödeme gün sayısı ile fiili hizmet süreleri
dahil edilmediği durumda bile tahsis şartlarını taşıdığı, davalı Kurumun davacının işten ayrılma
koşulunu yerine getirmediğinden dolayı yaşlılık aylığını bağlama talebini işleme almadığı,
davalı Kurum tarafından somut olayda dayanak olarak gösterilen mülga 506 sayılı Kanun'un 62.
maddesindeki “....çalıştığı işten ayrıldıktan sonra...” ibaresi, Anayasa Mahkemesi 2019/104 Esas, 2021/13 Karar ve 14.1.2021 tarihli kararı ile “17.07.1964 tarihli ve 506 sayılı Sosyal
Sigortalar Kanunu’nun mülga 62. maddesinin 1. fıkrasında yer alan “....çalıştığı işten ayrıldıktan sonra...” ibaresinin Anayasaya aykırı olduğuna ve iptaline” karar verildiği, 506
sayılı Kanun'un mülga 62. maddesindeki “çalıştığı işten ayrıldıktan sonra” ibaresinin Anayasa
Mahkemesi kararı ile iptal edildiğinden, davacının işten ayrılma şartı aranmaksızın 29.03.2022
tahsis talep tarihini takip eden aybaşı olan 01.04.2022 tarihinden itibaren aylık bağlanması gerektiği iddiasıyla davacının tahsis talebinde bulunduğu tarihi takip eden aybaşından geçerli olarak 506
sayılı Kanun kapsamında yaşlılık aylığı bağlanmasına, mahrum kalınan aylıkların ödenmesi gereken tarihten itibaren yasal faiziyle birlikte
ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II.CEVAP
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; yetki, görev, zaman aşımı ve hak düşürücü süre itirazlarının olduğu, davacının işlemlerinde herhangi bir
yanlışlığın bulunmadığı, davalı Kurum tarafından yapılan işlemlerin Kanun ve mevzuat
hükümlerine uygun olduğu savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III.İLK DERECE MAHKEME KARARI
İlk Derece Mahkemesi tarafından yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararla; davanın kabulüne, davacıya tahsis talep tarihini takip eden aybaşı olan 01.04.2022 tarihinden itibaren 506 sayılı Kanun kapsamında yaşlılık aylığı bağlanmasına, hak edilecek aylıkların en erken Kurumun ret kararını takip eden ay başından itibaren olmak üzere Kurumca ödenmeleri gereken tarihlerden itibaren başlamak üzere işleyecek yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesi gerektiğinin tespitine karar verilmiştir.
IV.İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı Kurum vekilinin istinaf isteminin kabulü ile ... 22. İş Mahkemesinin 16.05.2023 tarihli, 2022/248 Esas, 2023/751 Karar sayılı kararının HMK.'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince kaldırılmasına, davanın kabulüne, davacıya tahsis talep tarihini takip eden aybaşı olan 01.04.2022 tarihinden itibaren 506 sayılı Kanun kapsamında yaşlılık aylığı bağlanmasına, hak edilecek aylıkların en erken Kurumun ret kararını takip eden 3 aylık sürenin sonu olan 01.07.2022 tarihinden itibaren başlamak üzere işleyecek yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesi gerektiğinin tespitine karar verilmiştir.
V.TEMYİZ
A.Temyiz Sebepleri
Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacının tahsis talebi tarihinde 5510 sayılı Kanun’un 28. maddesinde düzenlenen "işten ayrılma" yasal koşulunu yerine getirmediği sabit olmasına rağmen davanın kabul edilmesinin hatalı olduğu, ayrıca davanın yasal süresi içinde açılmadığı gözetilerek hak düşürücü süre yönünden reddi gerekirken esasa girilmesinin usule aykırı bulunduğu, Kurum kayıtları ve yürürlükteki mevzuat hükümleri değerlendirilmeden, eksik inceleme neticesinde karar tesis edildiği iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, 5434 sayılı Kanun kapsamında geçen fiili hizmet zammı süresi dikkate alınarak, yaşlılık aylığı tahsisi ve aylıkların yasal faizleri ile davalı Kurumdan tahsiline ilişkindir.
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, dosyada yer alan tüm bilgi ve belgelerin incelenmesinde verilen hükmün yerinde olduğu anlaşılmakla davalı Kurum vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
10.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.