MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 19. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2025/345 E., 2025/300 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Anamur 1. Asliye (İş) Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2023/153 E., 2025/85 K.
Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden esas hakkında davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ile katılma yolu ile davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin, davalı şirkette SGK'lı olarak çalışmakta iken 15.06.2010 tarihinde iş kazası meydana geldiğini, söz konusu iş kazasında müvekkil gözünü kaybettiğini, iş kazası SGK Kurumuna bildirildiğini, yapılan yasal işlemler henüz tamamlanmadığını, iş kazası tespiti de yeni yapılabildiğini, malulen emeklilik için Anamur 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/751 E.-2017/39 K. Sayılı dosyası ile dava açıldığını, kazadan sonra tedavi olmaya başlamış ise de bu mümkün olmadığını, iyileşme sağlanamadığını, vücut fonksiyonlarının %78 oranında kayıp meydana geldiğini, fiilen çalışma imkanı kalmadığını, bakmakla hükümlü olduğu eşi ve çocuklarının olduğunu, kaza nedeniyle çok üzüldüğünü, acı ve ıstırap çektiğini, kaza sonrası davalı şirket yetkilileri müvekkili ile hiç ilgilenmediklerini, maddi-manevi olarak hiç destek olmadıklarını, tedavi süresince hiç ilgilenmediklerini, müvekkilin geçirmiş olduğu iş kazası nedeniyle uzun süre tedaviye tabi tutulması, meydana gelen yitikliğin herkesçe görülebilir olması, genç yaşta malul kalması ve bunun müvekkilin psikolojisini olumsuz yönde etkilemesi, kendi iş alanında iş bulamaması ve bulamayacak olması ve bu sebeplerle de ağır ekonomik sıkıntılar yaşaması nedeniyle müvekkilin çektiği acıların, ızdırabın ve sıkıntıların bir nebze de olsa giderilebilmesi için fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla şimdilik 5.000,00 TL maddi, 50.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi 15.06.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak taraflarına verilmesine, davalı Şirket adına kayıtlı bulunan menkul, gayrimenkül ve araçların üçüncü şahıslara devir ve temlikinin önlenmesi için ihtiyati tedbir kararı verilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının gözünü kaybetmesi ile müvekkili Şirketin hiçbir ilgisinin bulunmadığını, davacının kendi sağlık problemleri sebebiyle rahatsızlandığını akabinde geçirdiği rahatsızlıklar sebebiyle gözünü kaybettiğini, iş kazası olarak kabul edilmesi ve görevli mahkeme olarak iş mahkemesinde bu davanın açılmasının hatalı olduğunu, Mahkememizce görevsizlik kararı verilerek dosyanın görevli Mahkemeye gönderilmesi gerektiğini, dava konusu olayın iş kazası sayılabilmesi ve müvekkili Şirkete kusur yükletilebilmesi için yaptığı iş ile kaza arasında uygun bir illiyet bağı olması gerektiğini, davacı tarafın iddia ettiği hususların tamamen gerçek dışı olduğunu, gözünü kaybetmesinin müvekkili Şirket ile ilgisinin bulunmadığını, davacının iş kazasından hayli uzun zaman sonra davayı açmış olup maddi ve manevi anlamda zararını giderme amacından ziyade maddi çıkar sağlama amacı güttüğünden davanın reddine ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle;
" 1-Davanın kısmen kabulü ile kısmen reddine,
a-690.198,51 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 04.06.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
b-10.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 04.06.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine," şeklinde karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkeme tarafından verilen kararın usul ve kanuna aykırı olup reddine karar verilmesinin gerektiğini, davaya konu kazanın iş kazası olmadığını, davacının beyin kanaması sonucu yaşadığı kaybı ile yapılan iş arasında illiyet bağının bulunmadığını, dosya içerisinde yer alan adli tıp raporunda da açıkça davacının rahatsızlığının iş yeri ile ilgilisinin olmadığı belirtildiğini, dosya içerisinde yer alan raporlarda müvekkili Şirkete %10, davacıya %90 oranında kusur yükletildiğini, müvekkili Şirkete yükletilen kusur oranını kabul etmediklerini, davanın kısmi alacak davası olduğunu, açıkça belirsiz alacak davası olduğunun belirtilmediği ve " fazlaya ilişkin haklarımız saklıdır" ibaresi de kısmi dava olarak davanın açıldığını gösterdiğini, davacı ıslah ettiği davayı sonrasında belirsiz alacak davası açtığı iddiası ile talep arttırım yoluna başvurduğunu, davacı tarafça HMK usul ve hükümlerine, kanuna aykırı olarak verilen dilekçeyi ve kararı kabul etmediklerini, davanın kısmi dava olup talep arttırım yolu ile alacak talebinde bulunamayacağını, davacının bedel arttırım dilekçesini kabul etmemekle birlikte zamanaşımı itirazlarını tekrar ettiklerini, kabul anlamına gelmemekle birlikte bilirkişinin hesap yönteminin de yanlış olduğunu, davacı lehine hesaplanan tutardan SGK ödeneğinin doğrudan mahsubunun gerektiğini, dosya içerisinde yer alan hesap raporu hatalı olup yeniden bilirkişi raporu alınması gerekirken itirazları dikkate alınmaksızın dosyada mevcut bilirkişi raporlarının kabul edildiğini, vekalet ücreti ile yargılama masraflarının karşı tarafa yükletilmesine, bu nedenlerle Mahkeme tarafından verilen kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...Dosya kapsamından 13.03.2022 tarihli hesap bilirkişi raporunda, TRH 2010 yaşam tablosu ve davacının kaza tarihindeki ücret bordrosu dikkate alınarak belirlenen ücrete göre hesaplama yapıldığı, belirlenen ücretin hizmet cetvelinde bildirilen prime esas kazanç ile uyumlu olduğu, davacı vekilinin bilirkişi raporuna itirazında belirlenen tazminat miktarının düşük olduğu yeniden rapor alınması gerektiğini belirttiği, duruşmadaki beyanında harç tamamlama dilekçesi sunmak için mehil talep ettiği ve bilirkişi tarafından hesaplanan miktar üzerinden talebini arttırdığı anlaşılmıştır. İlk derece Mahkemesi tarafından ortadan kaldırma kararı sonrasında yeniden kusur raporu alınmış, alınan kusur raporunda tarafların kusur durumları değişmemiş, emsal ücret araştırması yaparak yeniden hesap raporu almış ve bilirkişi tarafından emsal ücret araştırmasına göre davacının asgari ücretin 2,07 katı olduğu belirtilerek işlemiş dönem sonu 2025 tarihi kabul edilerek yapılan hesaplamaya göre hüküm kurulduğu anlaşılmaktadır. Usuli kazanılmış hak davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrarı sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez ana ilkelerinden biri haline gelmiştir. Usulü müktesep hak, anlam itibariyle, bir davada, mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir. Mahkemenin, Yargıtayın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usulü kazanılmış hak doğabileceği gibi, bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usulü kazanılmış hak gerçekleşebilir. Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usulü kazanılmış hak oluşturur (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK). Kazanılmış haklar “Hukuk Devleti” kavramının temelini oluşturan en önemli unsurlardandır. Kazanılmış hakları ortadan kaldırıcı nitelikte sonuçlara yol açan yorumlar Anayasanın 2. maddesinde açıklanan “Türkiye Cumhuriyeti sosyal bir hukuk devletidir” hükmüne aykırılık oluşturacağı gibi toplumsal kararlılığı, hukuksal güvenceyi ortadan kaldırır, belirsizlik ortamına neden olur ve kabul edilemez. Yargıtay içtihatları ile kabul edilen “usuli kazanılmış hak” olgusunun, bir çok hukuk kuralında olduğu gibi yine Yargıtay içtihatları ile geliştirilmiş istisnaları bulunmaktadır. Örneğin Mahkemenin bozmaya uymasından sonra yeni bir içtihadı birleştirme kararı (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı YİBK) ya da geçmişe etkili yeni bir Kanun çıkması karşısında, Yargıtay bozma ilamına uyulmuş olmakla oluşan usulü kazanılmış hak hukukça değer taşımayacaktır. Usuli kazanılmış hakkın hukuki sonuç doğurabilmesi için; bir davada ya taraflar ya Mahkeme ya da Yargıtay tarafından açık biçimde yapılmış olan ve istisnalar arasında sayılmayan bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş uyulması zorunlu olan bir hakkın varlığından söz edilebilmesi gerekir. (HGK'nın 12.07.2006 T., 2006/4-519 E., 2006/527 K., 03.12.2008 T., 2008/10-730 E., 2008/732 K.) Zira usulü kazanılmış hak ilkesi kamu düzeniyle ilgilidir.
(09.05.1960 T., 21/9; 04.02.19 59... /5 sayılı İçtihadı Birleştirme kararı) Somut olayda, 13.03.2022 tarihli hesap raporuna davacı vekilince ücrete ve hesaplama verilerine itiraz edilmediği gözetilerek raporda hesaplamaya esas ücret yönünden davalı lehine kazanılmış hak oluştuğu, sonradan alınan kusur raporunda kusur oranlarının değişmediği, bu nedenle 13.03.2022 tarihli hesap raporunda belirlenen 69.694,17 TL maddi zarar tutarı esas alınarak karar verilmesi gerekirken davalı aleyhine olan 07.04.2025 tarihli üçüncü hesap raporuna itibar edilerek sonuca gidilmiş olması yerinde görülmemiştir." gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden esas hakkında davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ile katılma yolu ile davalı vekili tarafından temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Bölge Adliye Mahkemesinin usuli kazanılmış hak değerlendirmesinin hatalı olduğu, itirazlarının bulunduğu ve asgari ücret artışının uygulanmasının kamu düzenine ilişkin olduğu gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili katılma yolu ile temyiz dilekçesinde özetle istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını yinelemek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369. maddesinin birinci fıkrası ile 371. maddesi, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 13., 16., 20. ve 21. maddeleri ile 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77. maddesi
3. Değerlendirme
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekilleri tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR :
Açıklanan sebeple;
Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının ilgilisinden alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
26.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.