(3167 S. K. m. 7) (5584 S. K. m. 17) (765 S. K. m. 80)
Dava: 3167 sayılı kanuna aykırılıktan sanık E.nın yapılan yargılanması sonunda; hükümlülüğüne dair Fatih 3. Asliye Ceza Mahkemesinden verilen 24.6.1996 gün ve 1996/336 esas 1996/624 karar sayılı hükmün süresi içinde Yargıtay'ca incelenmesi sanık vekili tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı C. Başsavcılığının bozma isteyen 30.4.1997 tarihli tebliğnamesiyle daireye gönderilmekle incelenip gereği düşünüldü:
Karar: Sair temyiz itirazları yerinde değilse de;
1- Sanık vekili temyiz dilekçesinde sanık tarafından aynı ticari ilişki nedeniyle müdahile birçok çek verildiğini ve bunların değişik mahkemelerde dava konusu edildiğini bildirmiş olup dairemizin 1997/5811 esasında kayıtlı ve incelenen Fatih 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 1996/276 esas, 1996/630 karar sayılı, 1997/5815 esasında kayıtlı ve incelenen Kadıköy 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 1996/l81 esas, 1996/496 karar sayılı dosyalarında tarafların aynı ve çeklerin keşide tarihlerinin birbirini izlediği anlaşıldığından bu dosyalar ile sanık vekilinin temyiz dilekçesinde belirttiği İstanbul 12. Asliye Ceza Mahkemesinin 1996/66 esas, Şişli 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 96/210 esas, Zeytinburnu 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 1996/50 esas sayılı dosyaları getirtilip mükerrer mahkumiyete neden olmamak için incelenerek davalar neticelenip kesinleşmemişse birleştirme hususunda düşürülerek dava konusu çeklerin aynı hukuki ilişki nedeniyle aynı anda ya da parti parti alınan mallar nedeniyle teselsülen verilip verilmediği gerekirse ticari kayıtlarda incelenerek araştırılıp eylemin tek suç teşkil edip etmeyeceği ya da olayda TCK. nun 80.maddesinin uygulanma olanağının bulunup bulunmadığı, kesinleşmişse davanın reddi veya sadece TCK. nun 80. maddesinin uygulanması gerekip gerekmediği gözetilmeden eksik incelemeyle yazılı şekilde karar verilmesi,
2- Muhatap bankaca 3167 Sayılı Yasanın 7. maddesine göre zorunlu olduğu ihtaratı yaptığı cevaben bildirilmişse de sanıktan ihtarnameden haberdar olup olmadığı sorularak haberi olmadığını ileri sürerse dosyada mevcut ihtarname ve tebligat evrakını alan şahsın 5584 sayılı Posta Kanununun 17. maddesinde belirtilen iadeli taahhütlü mektup almaya yetkili olup olmadığı PTT'den ve gerekirse emniyetten araştırılarak, yetkili olmadığının anlaşılması halinde anılan maddede yazılı mevzu bahis kuralın keşidecinin iyi niyetini göstermek imkanını sağlamak amacına yönelik olduğu da göz önüne alınarak çekin mahkemece bankaya tevdi edilip usulüne uygun 7. maddeye göre zorunlu ihtaratın yapılmasının sağlanması ve bu ihtarat üzerine Kanundaki yazılı 7 işgünü içinde düzeltme hakkını kullanıp kullanmadığının araştırılıp belgeleri de eklenerek sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi,
Sonuç: Yasaya aykırı ve sanık vekilinin temyiz itirazı bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün isteme uygun olarak BOZULMASINA, 26.05.1997 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy