(765 S. K. m. 503)
Dava: 3167 sayılı Kanuna aykırılık suçundan sanık Bünyamin ...un yapılan yargılanması sonunda; TCK.nun 503/1. maddesi gereğince hükümlülüğüne dair Şişli 4. Asliye Ceza Mahkemesinden verilen 17.11.1997 gün ve 1996/396 esas 1997/772 karar sayılı hükmün süresi içinde Yargıtayca incelenmesi sanık vekili tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı C. Başsavcılığının onama isteyen 10.12.1998 tarihli tebliğnamesi ile daireye gönderilmekle incelenip gereği düşünüldü:
Karar: Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde tartışılan delillere ve dosya içeriğine uygun gerekçeye göre; yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine; Ancak:
1- Bir kimseyi hulus ve saffetinden istifade ile kandıracak mahiyette desise veya hileler yaparak hataya düşürmek dolandırıcılık suçunun maddi unsurudur. Hile ve desisenin kandıracak nitelikte olması lazımdır. Sözü edilen niteliğin tayini izafi olması itibariyle mağdurun durumu nazara alınmalıdır ve olaya göre takdir edilmelidir. Hataya düşürmek ve bilmezlik her zaman yeterli değildir, sanığın kastı son derece önemlidir. Kaldı ki hile ve desisenin kullanılması ile mağdurun hataya düşürülmesi arasında nedensellik bağının bulunması şarttır.
Bu nedenlerle hile ve desisenin neler olduğu somut şekilde gösterilip tartışılmadan salt çek keşide tarihinin 30.02.1996 yazılması ve karşılıksız çıkmış olmasına dayanılarak sanığın hükümlülüğüne karar verilmesi,
2- Sanık vekili temyiz dilekçesinde aynı alış veriş nedeniyle sanığın keşide edip verdiği suça konu çekinde bulunduğu başka çeklerden ayrı dava açıldığını ileri sürüp Şişli 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 1996/402 esas, 1996/317 sayılı kararını temyiz dilekçesine eklemiş olduğu cihetle, mükerrer mahkumiyete neden olmamak açısından dava dosyasının getirtilip çeklerin sanık ile müdahil arasındaki hukuki ilişkinin mahiyeti de araştırılmak suretiyle, aynı hukuki ilişki nedeniyle aynı anda ve aynı çekide kapsayıp kapsamadığı yada teselsülen keşide edilip edilmediği araştırılarak bu konuda tarafların iddia ve savunmalarına dayandırdıkları belge ve delillerin değerlendirilmesi ile eylemin tek suç oluşturup oluşturmadığı tartışılmasında yasal zorunluluk bulunması, bozmayı gerektirmiş, sanık vekilinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden hükmün bu sebeplerden dolayı isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 15.02.1999 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy