(1412 S. K. m. 135, 236) (765 S. K. m. 29, 467, 516, 517)
Dava: Nas-ı ızrar, müessir fiil, tehdit ve hakaret suçlarından sanıklar Emin ...., Abdurrahman ...., Resul ....., Salih ..... Hüsnü ... nın yapılan yargılanmaları sonunda; Sanıklar, Emin, Salih, Hüsnü ve Abdurrahman .....un nas-ı ızrar ve müessir fiil suçlarından hükümlülüklerine ve cezalarının ertelenmesine, hakaret suçundan ise beraatlarına, sanık Resul'ün ise nas-ı ızrar ve müessir fiil suçlarından hükümlülüğüne, tehdit ve hakaret suçlarından ise beraatına dair H. Asliye Ceza Mahkemesinden verilen 13.5.1997 gün ve 1996/65 esas 1997/31 karar sayılı hükmün süresi içinde Yargıtay'ca incelenmesi Üst C.Savcısı ve müdahiller vekili tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı C.Başsavcılığının bozma isteyen 7.5.1998 tarihli tebliğnamesi ile daireye gönderilmekle incelenip gereği düşünüldü:
Karar : Sanık Resul .....un tehdit suçunu işlediğine dair mahkumiyeti için yeterli, kesin ve inandırıcı delil bulunmamakla verilen beraat kararı yerinde görüldüğünden, Tebliğnamede bu konuya ilişkin bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.
Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde tartışılan delillere ve dosya içeriğine uygun gerekçeye göre, yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine;
Ancak; 1- Sanık Resul ..... 3842 sayılı yasa ile değişik CMUK.nun 135. ve 236. maddeleri uyarınca savunmaya ilişkin yasal hakları hatırlatılmadan sorguya çekilmesi suretiyle savunma hakkının kısıtlanması,
2- Sanıklar hakkında TCK. nın 516/2. maddesi tatbik edilirken hapis cezasının yanında ağır para cezasına da hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
3- Izrar suçundan dolayı TCK. nın 516/2. maddesi gereğince tayin edilen temel cezaya 517/1. maddesinin tatbiki neticesinde 1/2 yerine 1/3 oranında artırma yapılarak sanıklar hakkında eksik ceza tayini,
4- 29.11.1990 tarihinde yürürlüğe giren 3679 sayılı yasanın 2. maddesiyle TCK. nın 29. maddesine eklenen son fıkra hükmü de nazara alınarak, sanıklar hakkında ızrar suçundan hüküm kurulurken uygulanan maddede öngörülen cezanın aşağı hadden tayin edilirken de nedenlerinin gösterilmesi gerekli olduğundan sadece takdiren sözcüğü ile yetinilerek yazılı şekilde hüküm kurulması,
5- Sanıklar hakkında sövme suçundan beraat kararı verilmiş ise de, dinlenmesinden vazgeçilen tanık İ. Köksal'ın dinlenmesi ve duruşmada dinlenen tanıklardan Deniz .... hakarete ilişkin küfürleşme oldu, tanık Süleyman ...., hakaret ve tehdide ilişkin sözler duydum şeklindeki ifadeleri nazara alınarak yeniden dinlenmeleri suretiyle tanık ifadeleri açıklığa kavuşturulduktan sonra sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
6- Sanıklar haklarında müdahil Çağlayan .... karşı müessir fiil suçundan hüküm kurulurken ağır para cezasının sonuçta eksik hükmedilmesi,
7- a) Müdahil tarafın talep ettiği ve mahkemenin hükme esas alındığı sanıklar tarafından kırılan camın bedeline ilişkin maddi tazminat isteminin ceza davasını uzatacağına ilişkin nedenler karar yerinde gösterilmeden, hüküm altına alınmaması,
b) Ceza Genel Kurulunun 4.3.1985 gün ve 336/116 sayılı kararında açıklandığı üzere; TCK. nın 467. maddesi gereğince manevi tazminat taleplerinin hüküm altına alınması zorunlu olup sanıkların mahkumiyetlerine karar verildiği halde hukuk mahkemelerinde dava açmakta muhtariyetlerine karar verilmesi,
Yasaya aykırı, Üst C. Savcısı ve müdahiller vekilinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden hükmün bu sebeplerden dolayı istem gibi BOZULMASINA, 14.09.1998 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy