(765 S. K. m. 403)
Dava: Teşekkül halinde uyuşturucu madde ticareti yapmaktan sanıklar Hüseyin ve Beşir'in yapılan yargılanması sonunda; hükümlülüğüne dair İstanbul 4 Devlet Güvenlik Mahkemesinden verilen 12.7.1999 gün ve 1998/519 Esas, 1999/190 Karar sayılı hükmün süresi içinde Yargıtay'ca incelenmesi sanıklar vekilleri tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı C.Başsavcılığının bozma isteyen tebliğnamesi ile 27.9.1999 tarihinde daireye gönderilmekle yapılan tebligata rağmen duruşmaya vekil göndermeyen sanıklar hakkında duruşmasız olarak incelenip gereği düşünüldü:
Karar: Olayla ilgili ihbar, olay yeri tespit ve üst araması tutanaklarının içeriklerine, sanıklar ile hakkındaki beraat hükmü temyiz edilmeyen sanık İsmail'in ve hazırlık aşamasında ölen sanık İsmet'in ifadelerine, tutanak düzenleyicisi tanıkların anlatımlarına, dosyadaki diğer belge ve bilgilere göre; kimliğini açıklamadan telefonla ihbarda bulunan bir kişinin, Paşaköylü Hüseyin ile Kumdere köyünden İsmail, İsmet ve Beşir isimli kişiler uyuşturucu madde isiyle uğraşıyorlar, bu günlerde Yunanistan'a uyuşturucu madde geçirecekler, geçirecekleri uyuşturucu maddeyi V. mevkiinde saklıyorlar ve oradan da Yunanistan'a sevk ediyorlar, bu kişiler bu günlerde Kumderede buluşup gizli gizli bir yerlere gidiyorlar ve her gidişlerinde İsmet'e ait 59 plakalı Renault marka taksiyi kullanıyorlar, durumlarından şüpheleniyorum dediği; bunun üzerine Jandarma görevlilerince V. mevkiinde gece pusu kurulduğu ancak kimsenin görülmediği, ertesi gün çevrede arazi araması yapılarak aynı mevkide bir kavak ağacının dibinde üzeri yapraklarla örtülerek gizlenmiş naylon poşet içinde net 3189 gram esrar bulunduğu; aynı gün ihbarda bildirilen sanıklardan Hüseyin, İsmet ve Aydın'ın ayrı ayrı evlerinde yakalandıkları, üzerlerinde ve evlerinde suç oluşturacak bir maddeye rastlanmadığı;Beşir'in ise bulunamadığı, eşinin huzurunda evinin arandığı, suç oluşturacak bir madde elde edilmediği, Beşir'in olaydan 26 gün sonra yakalandığı, hazırlık aşamasında Hüseyi'nin Beşir hakkında, İsmet ve Aydın'ın ise Beşir ve Hüseyin hakkında soyut suçlamada bulunarak kendilerinin olayla ilgilerinin bulunmadığını söyledikleri, Hüseyin ve Aydın'ın duruşmada önceki suçlamalarından döndükleri, İsmet'in ölmesi nedeniyle duruşmada dinlenemediği; Beşir'in hazırlıkta ifadesinin bulunmadığı, duruşmada ise ele geçirilen esrarla bir ilgisinin bulunmadığını, uyuşturucu ticareti yapmadığını söylediği anlaşılmıştır. Bir sanığın suçu bir başkası ile birlikte işlediklerini söylemesi o kişi yönünden suç ortağının açıklaması olup delil sayılabilir. Buna karşın suçu kendisinin değil bir başkasının işlediğini söylemesi suç atma olup delil niteliği yoktur. Kimliğini bildirmeden telefonla ihbarda bulunan kişinin sanıklar hakkındaki soyut suçlamasının iftira da olabileceği; sanıklardan her birinin diğeri hakkındaki sonradan döndükleri hazırlıktaki soyut suçlamalarının suç atma niteliğinde bulunduğu; sanıkların isnat olunan suçu işlediklerine ve ele geçirilen esrarla ilgileri bulunduğuna ilişkin kuşku sınırlarını aşan yeterli ve kesin delil olmadığı gözetilmeden, beraatları yerine mahkumiyetlerine karar verilmesi, Yasaya aykırı, sanık Hüseyin müdafii ile sanık Beşir'in vekilinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden sanıklar hakkındaki hükümlerin istem gibi BOZULMASINA, bozma nedenine göre tutuklu bulunan her iki sanığın tahliyesine, başka suçtan hükümlü ya da tutuklu olmadıkları takdirde salıverilmelerinin sağlanması için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazı yazılmasına, 16.12.1999 günü oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy