(765 S. K. m. 59, 522)
Dava: Dolandırıcılık suçundan sanık G.'in yapılan yargılanması sonunda, hükümlülüğüne dair Sakarya 3. Asliye Ceza Mahkemesinden verilen 23.9.1998 gün ve 1997/969 esas, 1998/572 karar sayılı hükmün süresi içinde Yargıtay'ca incelenmesi sanık vekili tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı C. Başsavcılığının onama isteyen 04.12.2000 tarihli tebliğnamesiyle daireye gönderilmekle incelenip gereği düşünüldü:
Karar: Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde tartışılan delillere ve dosya içeriğine uygun gerekçeye göre; yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine;
Ancak:
1- Bir kimseyi kandırabilecek nitelikte hile ve desiseler yaparak hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına kendisine veya bir başkasına haksız yarar sağlaması suçun maddi unsurudur.
Hile ve desisenin kandıracak nitelikte olması gerekir. Sözü edilen niteliğin tayini, izafi olması itibariyle mağdurun durumu nazara alınmalıdır ve olaya göre takdir edilmelidir. Hataya düşürmek ve bilmezlik her zaman yeterli değildir. Sanığın kastı son derece önemlidir. Kaldı ki hile ve desisenin kazanılması ile mağdurun hataya düşürülmesi arasında nedensellik bağının bulunması şarttır.
Bu nedenle hile ve desisenin neler olduğu somut şekilde gösterilip tartışılmadan ve gerekçeleri gösterilmeden vergi borcuna karşılık olarak verilen suça konu çekte, ibraz anına kadar müşteki Cebesoy Vergi Dairesi Müdürlüğü tarafından bile tamamlanabilecek durumda olan keşide yerinin tam olarak yazılmamasına dayanılarak, dolandırıcılık suçundan sanığın hükümlülüğüne karar verilmesi,
Kabule göre,
2- Sanık hakkında TCK.nın 59. maddesinin, 522. maddesinden önce uygulanması suretiyle aynı kanunun 29. maddesine muhalefet edilmesi,
Sonuç: Yasaya aykırı, sanık vekilinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden hükmün bu sebeplerden dolayı isteme aykırı olarak, BOZULMASINA, 19.03.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy